On yıllardır Türkiye’nin gündeminde yer alan, ülke kamuoyunda “terörist başı” olarak bedellendirilen, Türkiye ve Ortadoğu’daki Kürtlerin bir kısmının ise “önder” olarak gördüğü Abdullah Öcalan hakkında neler biliniyor?
“Değerli gazeteciler, sizlere ve aziz yurttaşlarımıza bir haberim var.”
Tarih, 16 Şubat 1999.
Dönemin başbakanı Bülent Ecevit, o gün başbakanlıkta basın mensuplarına yaptığı açıklamaya şöyle devam etti:
“Bu sabaha karşı st 03.00’ten itibaren bölücü terör örgütü PKK’nın başı Abdullah Öcalan Türkiye’dedir. “
Devletin son derece kapalı tutulan bir operasyonuyla Öcalan, Kenya’dan getirilmişti.
Kısa süre sonra Öcalan’ın uçaktaki ilk görüntüleri basınla paylaşıldı.
Yüzü maskeli görevlilerin, gözündeki bantı açıp “Abdullah Öcalan, memlekete hoşgeldin” kelamıyla başlayan kısa diyolagda Öcalan, “bir hizmet imkanı varsa yapabileceğini” söylüyordu.
Aradan geçen çeyrek asra yakın süreçte, Öcalan hep kamuoyunun gündeminde bir figür olmaya devam etti.
Zaman zaman Öcalan’ın tutulduğu İmralı Adası”nda ziyaretlere kısıtlamalar getirildi.
Resmi yetkililer, kimi devirlerde Öcalan’la şahsen görüştü.
“Çözüm sürecinde” Öcalan kritik bir aktördü.
Ekim 2024’te ise Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli’nin “Öcalan Meclis’e gelsin, PKK’nın bittiğini ilan etsin” açıklamasıyla yeni bir dönem başladı.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) heyetleri, İmralı ile yeniden görüşmelere başladı.
27 Şubat’ta yapılan son görüşmenin akabinde heyet, İstanbul’da yaptığı açıklamayla Öcalan’ın kritik davetini kamuoyuyla paylaştı.
Bu davette Öcalan, PKK’ya kongresini toplayıp kendini feshetme daveti yaptı.
Peki on yıllardır Türkiye’nin gündeminde yer alan, Türkiye kamuoyunda “terörist başı” olarak bedellendirilen, Türkiye ve Orta Doğu’daki Kürtlerin bir kısmının ise “önder” olarak gördüğü Abdullah Öcalan kimdir?

Getty Images
Öcalan’ın Türkiye’ye getirildiği uçakta çekilen görüntüleri, basınla paylaşıldı.
Bir dönem memurluk yaptı
Öcalan’ın siyasi hayatında,1960’larda Ankara’ya gittiği ve siyasi arayışta olduğu dönem, 1970’lerde PKK’yı kurduğu dönem, 1980’lerde ve 90’larda ağır çatışmaların yaşandığı ve PKK ile destekçileri arasında “başkan” ve “önder” olarak algılanmaya başladığı dönem ve 1999’dan bu yana İmralı Cezaevi’nde kaldığı dönem benzeri ana kesitler bulunuyor.
Öcalan 1949 yılında Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesine bağlı Ömerli Köyü’nde doğdu.
Ankara’da Anadolu Tapu ve Kadastro Meslek Lisesi’nde okudu.
Bir dönem Diyarbakır’da kadastro memurluğu yaptı.
Kendi anlatımlarına göre, ilk gençlik yıllarının siyasi arayışı içinde farklı eğilimlere ilgi duydu.
Ancak sonunda siyasi görüş olarak sosyalizmde karar kıldı.

Getty Images Öcalan, 1998 yılında, Lübnan’daki Bek Vadisi’nde bir eğitim sırasında
Devrimcilerden etkilendi
Diyarbakır’dan sonra kısa müddetliğine İstanbul’a giden Öcalan, burada Kürt gençlerin kurduğu Devrimci Doğu Kültür Ocakları’nın (DDKO) çalışmalarında katıldı.
1971’e Ankara’ya gidip Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne kaydoldu.
Üniversite yıllarında Uzman Çayan benzeri periyodun devrimci gençlik başkanlarından etkilendi.
1972’de kısa vadeli olarak mahpusa girmesinin sebebi de aralarında Uzman Çayan’ın da olduğu bir kümenin, Tokat’taki Kızıldere olayındaki çatışmada öldürülmesini üniversitede protesto edip, buna karşı hazırlanan bir bildiriyi dağıtmasıydı.
Getty Images
24 Ekim 2024’te Ankara’daki TUSAŞ tesislerinde beş sivilin vefatına neden olan saldırıyı PKK üstlendi.
İlk örgütlenme Ankara’da
Hapisten çıktıktan sonra, 1972’de sol bir çizgideki Ankara Demokratik Yüksek Tahsil Derneği’ne katıldı.
Bundan bir yıl sonra ise PKK’nın kuruluşuna yol açan ilk gayrı resmi toplantı olarak bilinen, Ankara’daki Çubuk Barajı’nda toplantı yapıldı.
Marksist-Leninist ideolojiden esinlenen ve bunun yanında “Kürdistan sömürgedir” tezini savunan bu grup, bir “halk savaşı” sistemiyle bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasını savunuyordu.
Toplantıya katılanlar küçük bir öğrenci kümesiydi lakin zaman içinde genişlemeye başladı.
Getty Images
Öcalan’ın 1997 yılından bir fotoğrafı
PKK nasıl kuruldu?
1977’den itibaren bu gruptakiler Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki kentlere yayıldı.
PKK yani Türkçe açılımıyla Kürdistan İşçi Partisi, 1978’de Diyarbakır’ın Lice ilçesi Fis köyünde kuruldu. Öcalan, grubun lideri olarak seçildi.
Örgütün ilk periyotlarında suikast eylemleri çok önemli yer tuttu.
PKK’nın ilk ses getiren silahlı eylemi, 1979’da Bucak aşiretinin eski liderlerinden, dönemin Adalet Partisi milletvekili Mehmet Celal Bucak’a saldırmak oldu.
Örgüt bu devirde ayrıyeten bölgede fliyet gösteren rakip Kürt örgütleri ve Türk solundaki örgütlerle de çatışmalar yaşadı.
Grup, bu yıllarda bölge halkı içinde “Apocular” diye tanınmaya başladı.
Kesire Öcalan’la ilişkisi
Örgütün kuruluş sürecinde öne çıkan farklı isimler vardı.
Bu isimlerden kimileri ilk yıllarda öldü.
Aralarında, Öcalan’ın farklı röportajlarında kendisine çok yakın bulduğunu söylediği Haki Karer ve Kemal Pir benzeri iki Karadenizli isim de vardı.
Bu süreçteki isimlerde biri de Kesire Öcalan’dı.
Yüksek tahsili için Elazığ’dan Ankara’ya giden Kesire Yıldırım, Abdullah Öcalan’ın öncülük ettiği gruba katılmış ve kendisiyle evlenmişti.
İlerleyen yıllarda ilişkileri bitmekle birlikte Öcalan’ın yıllar içinde ondan birçok yazısında bahsetmesi dikkat çekti.
İlerleyen yıllarda örgütten ayrılan Kesire Öcalan, sonraki devirlerde kamuoyunun önüne çıkmadı.
Kuruluş yıllarındaki çok önemli isimlerden bir başkası, PKK’yı da kapsayan şemsiye örgüt Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK) Eş Başkanı Cemil Bayık oldu.
Getty Images
Öcalan, 1997’de, Lübnan’daki Bek Vadisi’nde
Kaçak yollarla Suriye’ye geçti
1970’lerin sonu ve 1980’lerin ilk döneminde Öcalan’ın örgüt içindeki pozisyonu tartışılmaz bir pozisyona geldi.
1979’da kaçak yollarla Suriye’ye kaçtı.
Filistinli örgütlerin de yardımıyla, Lübnan’daki Bek Vadisi’nde PKK’lıların eğitimi için bir kamp kuruldu.
PKK, 15 Ağustos 1984’te Siirt’in Eruh ve Hakkari’nin Şemdinli ilçelerinde gerçekleştirdiği ataklarla, güvenlik güçlerine yönelik ağır ataklara başladı.
Dönemin başbakanı Turgut Özal, saldırıyı düzenleyenlerle ilgili “üç beş çapulcu”, “üç buçuk eşkıya” tabirlerini kullandı.
Ancak resmi verilere göre günümüze kadar 40 binden fazla kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanacak çatışma süreci başlamıştı.
Getty Images
Öcalan ve eski Kürdistan Yurtseverler Birliği başkanı Celal Talabani, 1993’te, PKK’nın ateşkes ilanı yaptığı, Lübnan’daki Bar Elias kasabasındaki basın toplantısında
1990’larda ağır çatışmalar
1990’lar, çatışmaların ağırlaştığı ve bölgeden daima vefat haberlerinin geldiği bir dönem oldu.
1993’te PKK, Elazığ-Bingöl karayolunda kaçırdığı silahsız askerlerden 33’ünü öldürdü. Aynı yıl Erzincan’ın Başbağlar köyüne düzenlenen silahlı akında 33 kişi hayatını kaybetti. Bu iki saldırı, Türkiye’nin batısında bu periyotta infial yaratan olaylar arasında yer aldı.
1990’larda Türkiye’de medyada sık sık Öcalan için “bebek katili” ifadesi kullanıldı. Asker ve polis cenazeleri, PKK ve Öcalan’a öfkeyi yansıtan şovlara dönüştü.
Türkiye ve Orta Doğu’daki Kürtlerin bir kısmının gözünde ise Öcalan, bir “önder” olarak görülüyordu. Nevruz kutlamalarında, ölen kimi PKK’lıların cenazelerinde ve bölgedeki kimi siyasi şovlarda ise Öcalan lehine sloganlar atılıyordu.
Çatışmaların doruk noktasına çıktığı 1993’ten itibaren Öcalan, ateşkes ilanlarına başladı.
Getty Images
Mart 1999’da İtalya’nın Öcalan’ı Türkiye’ye iade etmesi talebiyle Almanya’da düzenlenen bir gösteri
Kenya’dan Türkiye’ye
1998 yılında Türkiye, uzun yıllar Suriye’de yaşayan Öcalan’ın sınır dışı edilmesi için Şam yönetimi üzerindeki baskısını artırdı.
Öcalan bunun üzerinde 9 Ekim 1998’de Suriye’den sınır dışı edildi. Yunanistan, Rusya, İtalya ve Tacikistan benzeri ülkelere gitti. Çeşitli ülkelerle ilgili sığınma eforları sonuçsuz kaldı.
Ankara ise hiçbir ülkenin Öcalan’ın sığınma başvurusunu kabul etmemesi için ağır diplomatik çalışma yürütüyordu.
Getty Images
Öcalan’ın Suriye’den çıkarılmasından sonraki aylarda PKK destekçilerinin farklı ülkelerden yaptığı hareketlerde birçok kişi kendini yaktı
Öcalan, 15 Şubat 1999’da Kenya’daki Nairobi Havalimanı”nda bâtın bir operasyonla yakalanarak uçakla Türkiye’ye getirildi.
PKK destekçileri; Öcalan’ın İmralı’ya getirilişine kadarki dört aylık süre içinde kendilerini ateşe verme, konsoloslukları işgal ve açlık grevi benzeri eylemler yaptı.
Kendini yakma eylemlerinde birçok kişi hayatını kaybetti.
Cam kafeste savunma
Abdullah Öcalan’ın yargılanmasına 31 Mayıs 1999’da İmralı Adası’nda başlandı.
Öcalan, duruşmalara kurşun geçirmez bir cam kafesten katıldı.
İlk duruşmada, salonda çatışmalarda hayatını kaybeden asker ve polis aileleri de vardı.
Öcalan, onlardan özür diledi, “imkan verilirse Kürt meselesinin tahlili için çalışmaya hazır olduğunu” söyledi.
Bu telaffuzlar hem ulusal hem de uluslararası medyada, “Öcalan’ın hayatta kalmak için bunları dile getirdiği” şeklinde yorumlandı.
Dokuz duruşmanın gerisinde mahkeme heyeti oy birliğiyle, “silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek” suçundan Öcalan’ın idamına karar verdi.
Yargıtay 9. Dairesi de kararı onadı.
Öcalan 2002’de, Avrupa Birliği (AB) ahenk kanunları çerçevesinde Türkiye’de idam cezasının kaldırılmasının nedeniyle cezası müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Getty Images
Öcalan 1999 yılında mahkeme salonunda
2000’lerde değişen görüşleri
Abdullah Öcalan’ın tutuklanmasından sonra PKK içinde krizler yaşandı ama örgüt beklendiği benzeri dağılmadı.
Öcalan da hep lider olarak görüldü.
Getty Images
2013-15 tahlil süreci döneminde Öcalan ve İmralı heyeti
1990’larda ideolojik olarak Marksizm-Leninizm’den uzaklaşan, PKK bayrağından orak çekiçin çıkmasını sağlayan, ulus devlet fikrini de eleştirmeye başlayan Öcalan, 1999’dan sonraki İmralı döneminde ise ulus devlet tenkidinde “daha da ileri giderek” bunu kavramsal bir çerçeveye oturtmaya çalıştı.
Bu görüşleri oluştururken Frankfurt Okulu’ndan ABD’li anarşist Murray Bookchin’e kadar farklı kaynaklardan yararlandı.
Sonunda “kapitalist moderniteye” karşı “demokratik moderniteyi” savunduğu bir anlayış geliştirdi.
Kendisi ve yandaşları bundan yeni bir “paradigma” olarak bahsetti.
Öcalan yazı ve kitaplarında buna paralel olarak, “ortak vatan, demokratik cumhuriyet, demokratik özerklik, demokratik konfederalizmde” bahsediyordu. Ulus devlet anlayışından tamamen vazgeçmişti.
Getty Images
2018’de Suriye’nin kuzeyinde düzenlenen Zeytindalı Harekatı’nda Türkiye’nin silahlı insansız hava araçlarının hedef aldığı büyük bir Öcalan resmi
Çözüm sürecinde devlet yetkilileriyle görüşmeler
Öncesinde de devletin kendisiyle görüştüğüne dair argümanlar olsa da 2013-2015 arasındaki tahlil sürecinde Öcalan, yetkililerle resmi olarak görüştü.
20 Aralık 2013’te Öcalan’ın İmralı’dan ilk fotoğrafı yayımlandı.
Bu devirde iktidara yakın çevrelerden dahi onun Kürt probleminin tahlilinde çok önemli bir muhatap olduğunu belirten açıklamalar geldi.
Çözüm sürecinin çökmesinden sonra Öcalan’la görüşmenin ayrıntıları olduğu iddia edilen notlar, Avrupa’da PKK’ya yakın bir yayınevi tarafından “İmralı Notları” ismiyle yayımlanacaktı.
Bu kitapta yer alan kayıtlardaki haliyle Öcalan, “hareketin” üzerinde hâlâ çok önemli bir tesiri olan, Türkiye ve dünya gündemini dikkatle takip eden ve daima kitap okuyan bir profil çiziyordu.
Çözüm sürecinin 2015 yılında çökmesinin akabinde ise “İmralı ziyaretleri” sona erdi ve Öcalan ismi gündemden düştü.
Ancak bu sürede Öcalan, Suriye’nin kuzeyinde yaşanan gelişmeler nedeniyle uluslararası alanda yeniden dikkat çeken bir figür haline geldi.
Zira, Suriye’de hem kendisini destekleyen hem de onun “ekoloji ve komün ekonomisi, katılımcı yurttaşlık ve demokratik konfederalizm” benzeri fikirlerini pratikte uygulama koymaya çalışan Halk Savunma Birlikleri (YPG), ülkenin kuzeyinin çok önemli bir kısmında hakimiyet kurmuştu.
Getty Images
İmralı heyetinin Öcalan’ın açıklamasını okuduğu basın toplantısı
Öcalan’dan kurduğu örgüte fesih çağrısı
2024 yılının Ekim ayında “süreç” tartışması yeniden gündeme başladı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Öcalan’ın Meclis’e gelerek, PKK’nın lağvedildiğini açıklamasını önerdi.
Öcalan’ın, ömür uzunluğu hapis cezasına çarptırılan ve şartlı salıverme imkanından yararlanamayan mahkumların durumuyla ilgili bir düzenlemeye işaret eden “umut hakkından” yararlanıp yararlanamayacağı da gündeme geldi.
Bu süreçte kamuoyunda, Öcalan’ın Kürt sıkıntısının tahlilinde ve PKK’nın silah bırakmasında kilit bir rol oynayabileceğine dair analizler yapıldı.
DEM Parti heyetleri, İmralı ile yeniden görüşmelere başladı.
Son görüşme 27 Şubat’ta yapıldı.
Bu görüşmenin akabinde heyet, İstanbul’da yaptığı açıklamayla hem Öcalan’ın kritik davetini kamuoyuyla paylaştı.
Öcalan, PKK’nın ömrünü tamamladığını belirtti ve örgüte, kongresini toplayıp kendini feshetme daveti yaptı.
1978’de kurduğu PKK ile on yıllardır Türkiye’nin gündeminde olan Öcalan’ın hayat öyküsünde PKK’nın tasfiyesi de yer alacak mı?
Sorunun karşılığı, Öcalan’ın bundan sonra Türkiye’de nasıl algılanacağını ve tartışılacağını da etkileyecek benzeri görünüyor.