Giresun'da 8 yıl önce evlerinin önünde yaralı bulunan ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden Rabia Naz Vatan'la ilgili dosya geçtiğimiz günlerde Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıklamasıyla yeniden gündeme geldi. Ailenin önümüzdeki günlerde ...
11.05.2026
0
EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Balıkesir Edremit’te bir simit fırınında staj yapan MESEM öğrencisinin "cinsel istismara maruz kaldığı" iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na soru ...
01.05.2026
0
TBMM Akran Zorbalığını Araştırma Alt Komisyonu'nun taslak raporunda, dünyada uygulanan zorbalıkla mücadele programları ele alındı. Raporda, "Olweus", "KiVa", "ViSC", "NoTrap" ve "Free of Bullying" modellerinin Türkiye'nin sosyo-kültürel yapısına ...
04.05.2026
0
Emek ve Meslek Örgütlerinden Kadınlar, 1 Mayıs 1977'de Taksim'de katledilen kadınları Kazancı Yokuşu'nda andı. Anma sırasında yapılan açıklamada, "Bizler şiddeti yalnızca bireysel değil; yapısal, politik ve sistemsel bir sorun olarak görüyoruz ...
01.05.2026
0

864 yurttaştan TBMM Başkanı Kurtulmuş’a Can Atalay mektubu: Kararınız tehlikeyi önleyebilecek; bu hukuksuz tutuma katkı sunmayın!

”Can Atalay’ın avukatları sıkıntıyı AİHM’ye götürmek için çalışmalara başlamışlardır.”

864 yurttaştan TBMM Başkanı Kurtulmuş’a Can Atalay mektubu: Kararınız tehlikeyi önleyebilecek; bu hukuksuz tutuma katkı sunmayın!
Yayınlama: 16.01.2024
3
A+
A-

Aralarında aydın, sanatçı, gazeteci ve müelliflerin da bulunduğu 864 yurttaş, TİP Hatay Milletvekili Can Atalay hakkındaki AYM kararını iki sefer uygulamayan Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin kararı ile ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na akabinde da meclisteki tüm milletvekillerine mektup yolladı. Mektupta, “Hukuk devletine olan inancı güçlendirmek için gerekenleri yapacağınızı, anayasayakarşı bir darbe/kalkışma olarak da bedellendirilen ve anayasayı ihlal niteliği taşıyan bu hukuksuz tavra destek olmayacağınızı ve katkı sunmayacağınızı umut etmek istiyoruz” denildi. 

864 yurttaş TİP Hatay Milletvekili Can Atalay hakkındaki AYM kararını iki kere uygulamayan Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin kararı ile ilgili TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş‘a akabinde da meclisteki tüm milletvekillerine mektup yolladı. 

Mektupta şu sözler yer aldı:

“Sayın Numan Kurtulmuş

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı,

Size bu bildiriyle sunduğumuz görüş ve değerlendirmeler, demokrasinin ön şartı olan seçimlerin bir sonucu ve gereği olarak bugün aranızda bulunması, ülke yönetimi için yapacağınız yasama çalışmalarında yer alması gereken bir milletvekiliyle ilgilidir.

Ancak bu görüş ve değerlendirmelerin konusu, aynı vakitte toplumun tamamını ve milletimizin geleceğini yakından ilgilendirmektedir.

O nedenle hassasiyetle dikkate almanızı dileriz.

Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesi gayesiyle Yargıtay tarafından yazılan yazının TBMM Genel Heyetine bildirilmesi için Başkanlığınıza gönderildiğini biliyoruz.

Can Atalay davasının kademeleri hukuk devleti açısından ibret niteliğini taşıyan tarihî bir değer taşıdığından, milli iradeyi temsil eden TBMM’nin başkanı olarak size bir de bizim bakış açımızdan davanın kısa bir özetini sunmak istiyoruz:

Kamuoyunda yapılan tartışmalardan anlaşıldığı kadarıyla Can Atalay, ifade özgürlüğü çerçevesinde bir suçlama nedeniyle tutuklanmış iken, aynı süreçte 14 Mayıs 2023 günü yapılan genel seçimlerde milletvekilliği adaylığı Yüksek Seçim Kurulu kararıyla onaylanarak Türkiye Personel Partisi’nden Hatay Milletvekili olarak seçilmiş ve Milletvekilliği tezkeresi avukatları vasıtasıyla Kent Seçim Kurulu Başkanlığı’ndan teslim alınmıştır.

Hatay Milletvekili Can Atalay böylelikle Anayasamızın 83. hususu mucibince yasama dokunulmazlığı kazandığından, avukatları yetkili mahkemeden yargılamanın durdurulmasını ve Milletvekilinin tahliyesini talep etmiştir.

“Yargıtay Atalay’ın dokunulmazlık hakkını tanımamıştır”

Ancak, görevli Yargıtay 3. Ceza Dairesi Anayasanın gereği olan bu talebi gerçekleştirmek yerine, elindeki dosya sıralamasını bozmak suretiyle ceza kararını onamayı seçmiş ve Hatay Milletvekili Can Atalay’ın dokunulmazlık hakkını tanımamıştır.

Can Atalay’ın avukatları bu ihlâli ferdi müracaat yoluyla Anayasa Mahkemesine (AYM) götürmüştür. AYM heyeti bu müracaatın ehemmiyeti nedeniyle belgeyi Anayasa Mahkemesi Genel Kuruluna tevdi etmiş ve Genel Şura daha önce diğer milletvekilleri ile ilgili verdiği kararlardaki prensiplere uygun olarak müracaatta da özgürlük ve güvenlik hakkıyla seçme ve seçilme hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Bu durumda, Anayasa Mahkemesinin kararında açıkça belirtildiği benzeri yeniden yargılama yapılması, yargılamanın durdurulması ve milletvekilinin derhal tahliyesi gerekirken, ilgili mahkeme, görevi olmadığından bahisle belgeyi yeniden Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne göndermiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi ise, cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir şekilde Anayasa’nın ilgili kararlarına aykırı olarak AYM’nin bu kararına uymamış, bununla da yetinmeyerek AYM’nin ihlal yönünde oy kullanan çoğunluk üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmuş ve gereği için belgeyi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Suç duyurusu hala AYM üyeleri hakkında nasıl bir yol tutulacağı konusunda görüş oluşturmak için Yargıtayın Cumhuriyet Başsavcılığında tutulmaktadır.

Hatay Milletvekili Can Atalay’ın avukatları, aynı sürecin devamı olarak bu kere ferdî müracaat hakkının ihlali gerekçesiyle yeniden AYM’ye başvurmuşlar, AYM Genel Kurulu bu kere oybirliği ile kişisel müracaat hakkının ihlal edildiğine karar vermiş, ayrıyeten ve oy çokluğu ile müracaatçının tahliye edilmemesi nedeniyle bir sefer daha kişi özgürlüğünün ihlal edildiğine de karar vermiştir.

İnanılması zordur ama, bu karar sonrası görevli İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi belgeyi yeniden Yargıtay 3. Ceza Dairesine göndermiş, Daire ise evvelki kararında sarf ettiği vahim cümlelere ek olarak, “AYM’nin hükümeti yıkmak isteyeni koruduğu”, “AYM GK kararının hukuksal bedelinin olmadığı”, “AYM GK’nin Anayasa kararlarını uygulanamaz hale getiren keyfi kararlar verdiği” benzeri kabul edilemez cümleler kurmuştur.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi bu kararla birlikte TBMM Başkanlığına bir yazı göndererek Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesini istemiştir.

“Bu yolun Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir hukuk dışılığa çıkacağı açıktır”

Sayın Başkan,

Eğer Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekilliği düşürülürse, bu yolun Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir hukuk dışılığa çıkacağı açıktır. Biz toplum olarak son yıllarda hukuk imtihanında gittikçe daha düşük notlar aldık, sınıfta kaldık ve okuldan atılmak üzereyiz. Başta ekonomi olmak üzere diğer her problemimizin gelip dayandığı temel mesele, hukuk devleti prensibinin dışına düşmüş, düşürülmüş olmamızdır.

Hatay Milletvekili Can Atalay davasında da Anayasanın 153. unsurunun karara bağladığı zorunluluğa karşın AYM kararlarının uygulanmaması durumunda ulusal ve uluslararası iki yargı kaosuyla karşı karşıya olacağız:

Birinci olarak ülkede Anayasayı askıya alan bir yargı kaosu doğacaktır. İdari ünitelerin ve mahkemelerin görev ve yetki alanlarını artık yasalar değil, mahkemelerin ve yönetimlerin keyfi kararları belirleyebilecektir. Hak arama ve hesap verebilirlik imkanlarımız tamamıyla ortadan kalkacak ve bunun yaratacağı tahribat büyük olacaktır. İkinci olarak uluslararası yargı nezdinde AYM ve kişisel müracaat yolu tesirli bir yargı mercii ve yolu sayılmaktan çıkacaktır.

“Kararınız hukuk sistemimi ya daha tehlikeli bir pozisyona getirecek yahut tehlikeyi önleyecek”

Sayın Başkan,

Konuyla ilgili olarak kullanacağınız takdirin değerini daha fazla açıklamaya herhalde gerek yoktur. Mevcut durum, Hatay Milletvekili Can Atalay’ın hukuksal konusu ve sorunu olmayı çoktan aşmış bulunmaktadır.

Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesi konusundaki kararınız zati tartışmalı durumdaki hukuk sistemimizi ya daha da tehlikeli bir pozisyona getirecek yahut bu tehlikeyi önleyebilecektir.

Yasa yolu şimdi sonuçlanmamıştır. Can Atalay’ın avukatları sıkıntıyı AİHM’ye götürmek için çalışmalara başlamışlardır. Bu sürecin sonunda AİHM tarafından verilebilecek bir ihlal kararı süreci yeniden işletebilecektir. Bu sürecin de tamamlanmasını beklemek Anayasanın 90. Hususunun de bir gereğidir.

Hukuk devletine olan inancı güçlendirmek için gerekenleri yapacağınızı, anayasayakarşı bir darbe/kalkışma olarak da bedellendirilen ve anayasayı ihlal niteliği taşıyan bu hukuksuz tavra destek olmayacağınızı ve katkı sunmayacağınızı umut etmek istiyoruz.

Karar, tercih ve tarihi sorumluluk size ait olacaktır.

Saygılarımızla.”

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.