DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, belediyelere ilişkin yaptığı değerlendirmede iktidarın “yargı ve kayyım” politikalarını, ana muhalefetin ise “yolsuzluk ve denetimsizlik” sorunlarını eleştirerek, iki tarafın da vatandaşın sorunlarına çözüm ...
02.04.2026
0
Türkiye Altın İşletmeleri A.Ş.’nin Nevşehir ve Kayseri’yi kapsayan maden kapasite artışı projesi için “ÇED olumlu” kararı verildi. Proje kapsamında faaliyet alanı genişletilirken yeni tesislerin kurulması planlanıyor. Cumhuriyet'ten Şeyda Öztürk'ün ...
01.04.2026
0
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, İkizköylü Esra Işık'ın tutuklanmasına tepki gösterdi. Hatimoğulları, "Bu ülkenin ağacını, ormanını, suyunu, taşını savunmak suç değildir" dedi. Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki ...
01.04.2026
0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, Zonguldak'ta 1 Nisan'da yapılan İl Genel Meclisi Başkanlığı seçiminde pusulada "harf hatası" yapıldığı gerekçesiyle CHP'nin oyunun geçersiz sayılarak CHP'nin adayının seçimi kaybettiğinin iddia ...
06.04.2026
0

Erdoğan’ın danışmanı Aktay: Hz. Musa kölelere özgürlük verdi, kapris yapıp soğan diye söylenmeye başladılar

“Türkiye’de soğan kıtlığı yok, vicdan, izan ve ahlak kıtlığı var”

Erdoğan’ın danışmanı Aktay: Hz. Musa kölelere özgürlük verdi, kapris yapıp soğan diye söylenmeye başladılar
Yayınlama: 16.04.2023
9
A+
A-

Soğan fiyatlarıyla ilgili tartışmaya Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın danışmanı, Yeni Şafak yazarı Yasin Aktay da katıldı. Aktay, “Türkiye’de soğan kıtlığı yok, vicdan, izan ve ahlak kıtlığı var. Yoksa Allah bu ülkeye soğanı da sarımsağı da mercimeği de halkına yetecek kadar vermiş, fakat gözü doymak bilmeyen tüccarlar ve politikler Allah’ın lütfuyla, keremiyle çokça verdiği rızık üzerinde tepiniyorlar.” yorumunu yaptı.

Aktay 15 Nisan’da yayımlanan yazısında,  “Kemal Kılıçdaroğlu’nun elindeki soğanla ekranlara yansıyan bir mesajı oldu: Bütün bunlar yenilecek şeyler değilmiş, Türkiye bir kuru soğana muhtaç olmuş. Erdoğan işbaşında kalırsa bugün 30 lira olan soğan 100 liraya çıkacakmış. Tonlarca kuru soğanın sadece bu sansasyona yol açabilmek için nasıl imha edildiğini izledik öbür haberlerde ve bu ilk kez oluyor da değil. Birkaç yıl önce de yeniden bir seçim öncesi benzeyen bir olay yaşanmıştı. Anlaşılıyor ki, Türkiye’de soğan kıtlığı yok, vicdan, izan ve ahlak kıtlığı var. Yoksa Allah bu ülkeye soğanı da sarımsağı da mercimeği de halkına yetecek kadar vermiş, fakat gözü doymak bilmeyen tüccarlar ve politikler Allah’ın lütfuyla, keremiyle çokça verdiği rızık üzerinde tepiniyorlar. Buna benzeyen algılar için seçilen zerzevatın kuru soğan olması tesadüf değil. Soğanın tarih boyunca çoğu zaman güçlü bir sembolik gücü olmuştur. Bugün de soğan yoksul insanın temel besinini temsil ediyor. Tarımda tarlanın çokça verdiği bir ürün bundan ötürü pahalı olması önemli bir çelişki. Bu kadar kolay yetiştirilebilen ve çokça ürün verebilen bir ürünün pahalı olması beklenmez. Aslında belli bir ekonomik refah seviyesinde tüketimi de kıymeti de azalan bir ürün.” sözünü kullandı. 

Aktay şunları kaydetti:

“Bununla birlikte pahalı olabilmesi için işin içinde önemli bir bit yeniğinin olması lazım, özel bir müdahale lazım. Soğanı buna benzeyen vakitlerde siyasi gereç yapanlar aslında bu ahlaksız müdahaledeki sirkatlerini de farkında olmadan itiraf etmiş olurlar.

Soğan sembolizmi aslında Ramazan bundan ötürü bugünlerde çokça okuduğumuz Kur’an-ı Kerim’de de karşımıza çıkıyor. Hani Firavun’un köleleştirdiği İsrailoğulları, zulüm ve baskı altındayken Hz. Musa onları uzun ve yorucu bir sürecin sonunda özgürlüklerine kavuşturuyor ya.

Hz. Musa kavmini mucizelerle dolu bir seyahatin sonucunda Kızıldeniz’e de aşırarak Firavun’un son andaki kovalamacasından da kaçırıyor. Canları kurtulmuş, daha değerlisi özgürlüklerine kavuşmuşlar. Yani hayatlarının bundan sonrasında vücutları üzerinde, iradeleri üzerinde Firavun zulmünün mutlak tahakkümü olmayacak. İstedikleri benzeri kendilerine ve evlatlarına bir gelecek inşa edecekler.

Özgürlük, doya doya yaşanacak, tadı çıkarılacak ve insanlık onurunu hissettirecek en değerli fazilete kavuşulmuş. İsrailoğulları bunun değerini bilip şükrünü ifade edecek yerde Hz. Musa’ya yapmadıkları kaprisi bırakmıyorlar. Önce bu dağlarda susuz, aşsız ne yapacaklarını sorarlar. Kendilerine tekrar bir mucize lütfediliyor, gökten menna ve selva (Kudret helvası ve bıldırcın) yağıyor. Uzun süre bir bakıma ekmek elden su gölden ve özgürce bir hayat yaşamaktayken bir süre sonra “hep bunları mı yiyeceğiz? Yok mu öteki bir şey, hani soğan, hani sarımsak, mercimek?” diye söylenmeye başlıyorlar

Burada, Hz. Musa’nın liderliğinde kendilerine sağlanmış olan o özgürlük ortamında, üstelik en kaliteli, tahminen üst sınıf insanlara has yiyecekler karşısında soğan talep edilmesi tekrar tesadüf değildir. Soğan belli bir konfora alışıp onu rutin olarak yaşayanlara çoğu kere musallat olan bir geçmişe özlem, yani nostaljinin tabiridir. Geçmişe, yani kendilerini kişiliksizleştirmiş, onları bölük pörçük gruplara ayırarak birbirine düşürmüş, bu sayede kendi iktidarını sürmekte olan Firavun zulmü altında bütün baskı ve zulümleriyle yaşadıkları kölelik vakitlerini.

Yanlış anlaşılmasın. Soğan kesinlikle değersiz bir mevzu değildir. İşte değeri tarihî olarak taa Hz. Musa vakitlerine kadar giden bir sembolik manaya da sahip.

Ama soğanı öne sürenler tarih boyunca olduğu benzeri çoğu zaman aynı vakitte daha iyi olana karşı daha kötü olanı öne sürerler. Bu da soğan sembolizmini tamamlayan bir mevzudur. Tıpkı Kur’an’da denildiği gibi: “O üstün olanı daha aşağı olanla değiştirmek mi istiyorsunuz? O zaman şu kente düşün ve orada konaklayın, o vakit istediğiniz elbette olacaktır.”

Ne yazık ki siyasette popülizm çoğu kere insanlara daha iyi olanı daha kötü gibi, daha kötü olanı da daha iyi benzeri gösterebilme illüzyonlarına çok geniş bir alan açıyor.

Kendilerine özgürlük bahşedilmiş insanlar o özgürlük ortamının içinden köle oldukları günlerin bütün kötü, yıkıcı, aşağılayıcı taraflarını unutup bir şekilde birtakım anları özleyebiliyorlar.

Bunun farklı bir psikolojisi, başka bir halet-i ruhiyesi var tabi. Özgürlüğü herkes taşıyamıyor, nimetler çoğu zaman ve herkeste şükrana yol açmıyor.

Yoruyor birilerini özgürlük, öteki birilerini şımartıyor, daha öteki birilerini de azdırıyor, insanlığın şuuruna ve kişiliğine sahip olanı da gürleştiriyor, coşturuyor, rabbine şükrettiriyor.”

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.