Şimşek dönemi: Kavcıoğlu ataması rasyonel mi?
İktidarın “rasyonel siyasetlere dönüş” bildirisine paralel TCMB Başkanlığı’na uluslararası çevrelerce tanınan Erkan atanırken, BDDK’nın başına eski devrin simgesi Kavcıoğlu geldi. Pekala bu karar ne ifade ediyor?
Buna göre Merkez Bankası (TCMB) Başkanlığı’na Dr. Hafize Gaye Erkan getirilirken, Başkanlığı Erkan’a devreden Prof. Dr. Şahap Kavcıoğlu Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) Başkanlığı’na atandı.
Hafize Gaye Erkan’ın TCMB Başkanı olmasıyla Mehmet Şimşek‘ten sonra uluslararası çerçevede çalışmaları bulunan bir isim daha üst düzey ekonomi ekibine katılmış oldu. TCMB’nin ilk kadın başkanı olan Erkan’ın ABD’de üst seviye bankacılık yönetim deneyimine sahip olduğu, daha önce Goldman Sachs Group Inc ve San Francisco merkezli First Republic Bank’ta çalıştığı biliniyor. First Republic Bank, Erkan’ın CEO’luk görevinden ayrıldıktan yaklaşık bir yıl sonra mayıs ayında iflas etmişti.
Kavcıoğlu kararı sürpriz oldu
Erkan’ın ataması, daha geleneksel para siyasetine dönüş mesajının bir modülü olarak piyasa ve ekonomistlerin öngörüleri dahilinde olsa da Şahap Kavcıoğlu’nun BDDK Başkanı olarak atanması sürpriz bir karar oldu.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bakanlıkta yapılan dönem teslim merasiminde, “Türkiye’nin rasyonel bir tabana dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır. Kurala dayalı, öngörülebilir bir Türkiye ekonomisi, özlenen refaha ulaşmamızda anahtar olacaktır” diyerek bir evvelki ekonomi idaresinin rasyonel siyasetler uygulamadığını da kayda geçmişti.
Peki gerek Mehmet Şimşek’in mesajları gerekse TCBM atamasıyla piyasalara ve uluslararası yatırımcılara rasyonel siyasetlere dönüleceği sinyali verilirken Kavcıoğlu ataması ne kadar rasyonel?
Dolar yeni doruğunu gördü
Atamaların akabinde dolar tepesini 23,64 TL’ye; Euro 25,73 TL’ye taşıdı. Gram altın 1500 TL’ye yaklaşırken Türkiye’nin risk primini gösteren 5 yıllık CDS’leri de yeniden 500 baz puanın üzerine çıktı.
Şahap Kavcıoğlu, Başkan olduğu periyotta Erdoğan’ın faiz oranlarını düşürmenin enflasyonu yavaşlatabileceğine dayanan ekonomi doktrinine uyumlu bir para siyaseti gevşemesi yapmıştı.
Bu dönem, siyaset faizi yüzde 19’dan 8,5’e kadar indirilirken enflasyon yüzde 16’lı düzeylerden süratle yükselerek Ekim 2022’de yüzde 85,5 ile zirve yapmış, akabinde işleyen kuvvetli baz tesiri ve istatistiki düzenlemelerin tesiriyle Mayıs 2023’te yüzde 39,6 düzeyine gelmişti.
Ekonomistler, bundan sonraki süreçte, ekonomi siyasetindeki uygulamalarda neler yapılacağının, olağanlaşma adımlarının hangi seviyede gerçekleşeceğinin takip edileceğini, bu manada TCMB’nin 22 Haziran’daki ilk toplantısının kritik olduğunu belirtiyor.
DW Türkçe’ye konuşan ekonomist Barış Soydan, Şahap Kavcıoğlu atamasının piyasalar için karışık bir mesaj olduğunu söylüyor.
“Erdoğan’ın denetimi devam ediyor”
Şahap Kavcıoğlu’nun eski periyodun siyasetlerinin temsilcisi olduğunu, Mehmet Şimşek’in ise bir dönüşü temsil ettiğini ifade eden Soydan, “Mehmet Şimşek, görevi devralırken rasyonel tabana dönmekten bahsetti. Kural bazlı iktisattan söz ederek Kavcıoğlu ve Nebati dönemi siyasetlerini savunmadığını onaylamış da oldu. Ama geçmişten bir temsilci çok çok önemli bir kurumun başına getirildi” diye ekliyor.
BDDK’nın başına Kavcıoğlu’nun getirilmesini Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iktisattaki denetiminin devam ettiği şeklinde okuduğunu belirten Soydan, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın denetimi devam ediyor. Zira Şahap Kavcıoğlu Mehmet Şimşek’e yakın bir isim değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçen dönem atadığı bir isim. Bundan Ötürü demek ki Erdoğan’ın iktisada müdahalesi devam edecek” diyor.
Öte yandan Hafize Gaye Erkan atamasıyla ilgili de soru işaretleri olduğuna değinen Soydan, Erkan’ın Mehmet Şimşek grubundan olup olmadığının açıklanmadığına dikkat çekiyor: “Kimin bulup getirdiği bir isim bilmiyoruz. Mehmet Şimşek’in ekibi mi yoksa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha evvelce bulduğu bir isim mi? Bu hususta bilgimiz yok.”
“Politika faizi yüzde 30’lara çekilebilir”
Dinamik Yatırım Başekonomisti Enver Erkan ise abonelerine ilettiği piyasa notunda, Erkan atamasıyla ilgili “Oldukça güçlü bir CV’ye sahip olması ve Batı piyasaları tarafından tanınması bakımından Erkan’ın atanması, piyasalar tarafından, enflasyonun yükselmesine neden olan aşırı düşük borçlanma maliyetleri uygulamasının para siyaseti nezdinde normalleşeceğinin işareti olarak alınabilir” yorumunu yapıyor.
Bundan sonra gözlerin Merkez Bankası’nın 22 Haziran’da gerçekleştireceği toplantıda olacağını vurgulayan Erkan, “En çok önemli mesele siyaset faizinin hangi düzeye çekileceği ve bunun tek seferlik agresif bir adımla mı, yoksa birkaç toplantıya yayılan kademeli bir geçişle mi olacağıdır” diyerek siyaset faizinin yüzde 30’lar düzeyine çekilmesinin çok mümkün göründüğünü ifade ediyor.
Enver Erkan, Kavcıoğlu’nun ise Mart 2021’de selefi Naci Ağbal‘ın para siyasetini çok sıkılaştırdığı gerekçesiyle görevden alınmasından sonra TCMB Başkanı olarak atandığını ve döneminde faiz artırımından kaçındığını hatırlatıyor.
“Liralaşma kuralları sadeleşmeli”
Politika setinin faizden ibaret olmadığını vurgulayan Erkan, “BDDK ve TCMB’nin her ne kadar vazifeleri farklı olsa da son devirde para siyaseti kadar makro ihtiyati önlemler de tesirli olmuştur ve bu düzenlemelerin içinde BDDK’nın görev alanında olanlar da var. Yeni ekonomik devirde talebin faiz dışı araçlarla yönlendirilmesi konusunda BDDK çok çok önemli bir rolde olacaktır, beklentilerimiz ise kredilerde selektif bir yaklaşım ile kredi arzının yönlendirilmesi şeklinde” diyor.
Bankacılık sisteminin işlemesini zorlaştıran çok fazla düzenleme geldiğine işaret eden Erkan, liralaşma kurallarına ise bir sadeleşme gelmesi gerektiğini, makro ihtiyati adımların talep şartlarında para siyasetine yardımcı olması gerektiğini vurguluyor.
Merkez’den 2,5 milyar dolarlık satış
Piyasalara son günlerde verilen bir karışık sinyal de döviz kurlarına müdahale konusunda oldu.
Hafta başında kurların yaklaşık yüzde 7 yükselmesi döviz piyasasında kamunun belirleyici olduğu yapıdan serbest bir yapıya geçildiği algısını kuvvetlendirirken Merkez Bankası’nın aynı günde bu yükselişi sonlandırmak için ‘arka kapıdan’ 2,5 milyar dolar sattığı ortaya çıktı. Bu da piyasa aktörleri açısından soru işaretlerine yol açtı.
Merkez Bankası net rezervi 19 Mayıs haftasında eksi 0,2 milyar dolar düzeyine gerileyerek 21 yıl sonra ilk defa negatife geçmiş, swap hariç net rezervler eksi 60,3 milyar dolarla kritik bir düzeye gelmişti.
Reuters’ın haberinde bankacılar, Merkez Bankası tarafından açıklanan haftalık dataların yurtdışından geçen hafta 3 milyar dolar bedelinde mevduat/depo girişine işaret ettiğini söyledi. Habere göre beş bankacı 3 ile 3,1 milyar dolar arasında yeni bir depo girişinin olduğunu hesapladılar.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bu ve gibi girişler için TCMB rezervlerinde zaman zaman Körfez başta olmak üzere “dost ülkenin destekleri”ni gördüklerini söylemişti. Lakin 3 milyar dolarlık giriş, yaklaşık bir hafta sonra gerçekleşen 2,5 milyar dolarlık satışın tesiriyle rezervlerde kalıcı bir tesir yaratmadı.
“Kural bazlı iktisada aykırı”
Ekonomist Barış Soydan, Merkez Bankası’nın döviz rezervi satışlarını Mehmet Şimşek’in kural bazlı ekonomi dediği devirde şeffaf bir şekilde duyurduğunu hatırlatıyor. Şu an tümüyle duyurulmayan satışların devam ettiğine işaret eden Soydan, “Bunun rasyonel bir siyaset olmadığı çok açık” yorumunu yapıyor.
Merkez Bankası’ndan yapılan döviz satışının piyasalar için yeniden karışık bir mesaj olsa da kademeli bir geçiş dönemi için olağan karşılanabileceğine işaret eden Soydan’a göre bağlantıyla ilgili de problemler var:
“Ekonomi bir anda yapılacak bir değişikliği bir kaldıramayabilir. Bundan Ötürü eski devrin siyasetleri ile yeni devrin siyasetleri bir süre koşut gidecek. Ama burada şunu bilmiyoruz. Ne kadar süre boyunca devam ettirilecek bu siyasetler? Mehmet Şimşek hiç konuşmadı mesela. Türkiye’de bir kur şoku yaşandı. Fakat Şimşek çıkıp hiçbir açıklama yapmadı. Bu bir denetimli yükseliş mi? O mevzuya ilişkin bilgi yok.”
Türkiye’nin risk primi yükselişte
Öte yandan kamunun tekrar devreye girmesinin yarattığı telaş ile Türkiye’nin kredi ödeyebilme durumunu gösteren ve risk primi olarak isimlendirilen beş yıllık kredi temerrüt takası CDS’ler de yükselişe geçti.
Merkez Bankası’nın eski başekonomisti Hakan Kara, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Dün yeniden rezervlerden 2,5 milyar doların yakıldığının anlaşılmasından sonra bugün CDS 519 düzeyinde. Bahsin uzmanı olmayanlar için: Yabancı para borcu ödeyememe riski arttıkça yukarda gördüğünüz CDS artar zira CDS borcu sigortalamanın fiyatını temsil eder. Dış borcu yüksek, kendi parasıyla borçlanamayan ülkelerde Merkez Bankası rezervi CDS’nin en çok önemli belirleyicilerindendir” değerlendirmesinde bulundu.
Zam dalgası başladı
Kurlardaki artış, artan enerji maliyetleri üzerinden enflasyonda da yukarı istikametli bir tesire neden olacak. Ekonomist Barış Soydan, dolar yüzde bir arttığında kur geçişkenliği tesiriyle fiyatlar genel düzeyinin 0.25 ile 0.50 oranında üste çıktığını ifade ediyor.
Bunun ilk yansıması akaryakıta gelen artırımlar oldu. Döviz kuru ve Brent petrol fiyatlarındaki yükselişe paralel olarak bugünden itibaren geçerli olmak üzere akaryakıta 2,35 TL, motorine 1,25 TL fiyat artışı geldi. Otogaz ise 67 kuruş zamlandı.
Gıda alanında da artırımlar gündemde. Çaykur, çaya ortalama yüzde 43 oranında fiyat artışı yaparken, yeni fiyat listeleri toptan satış yapan şirketlere gönderildi. Toptan unun fiyatı ise yüzde 21,4 arttı. İstanbul Ticaret Odası (İTO) ve İstanbul Fırıncılar Odası 490 TL’den satılan 50 kiloluk unun 595 TL’ye çıktığını belirtti. Fiyat artışının markette satılan un ve makarnaya yansıması bekleniyor. Kurdaki artışa bağlı olarak ithal teknolojik ürünlerin ve araba fiyatlarının da yükselteceği öngörülüyor.