Dünyaca ünlü pizza zinciri Pizza Hut’ın el değiştirmesi gündemde. Şirketin sahibi Yum! Brands’in, satış için özel sermaye şirketi LongRange Capital ile yürüttüğü görüşmeleri hızlandırdığı ve tarafların anlaşmaya yakın olduğu bildirildi. Bloomberg'in ...
01.06.2026
0
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul'da hayata geçirilecek 15 bin kiralık sosyal konut projesine ilişkin detayları paylaştı. Konutların Anadolu ve Avrupa yakasında yer alacağını belirten Kurum, ilk teslimlerin eylül ...
07.06.2026
0
Gram altın 1 Haziran'a 6 bin 680 TL'den başlarken, ons altın 4 bin 525 dolar seviyesinde işlem gördü. Orta Doğu'daki belirsizlik, petrol fiyatlarındaki yükseliş, güçlü dolar ve tahvil faizlerindeki yüksek seyir altını baskılarken, Ekonomist Tuncay ...
01.06.2026
0
Ons altın 4 bin 500 doların altına gerilerken, 2 Haziran 2026'da gram altın 6 bin 624 TL'den güne başladı. Tacirler Yatırım Yönetim Kurulu Danışmanı Mehmet Aşçıoğlu, 200 günlük ortalamanın kritik destek olduğunu belirterek, 4 bin 400 dolar ve ...
02.06.2026
0

Mahfi Eğilmez: Geçen yüzyılın insanları

Mahfi Eğilmez Benim gibi yaşamının çoğunu geçen yüzyılda geçirmiş olanları “geçen yüzyılın insanları” olarak tanımlıyorum. Bunu söylerken, artık dünyanın büyük bölümünün bizim alıştığımızdan farklı bir düzen içinde yaşadığını görüyorum. Bir zamanlar …

Mahfi Eğilmez: Geçen yüzyılın insanları
Yayınlama: 10.06.2026
0
A+
A-

Mahfi Eğilmez

Benim gibi yaşamının çoğunu geçen yüzyılda geçirmiş olanları “geçen yüzyılın insanları” olarak tanımlıyorum. Bunu söylerken, artık dünyanın büyük bölümünün bizim alıştığımızdan farklı bir düzen içinde yaşadığını görüyorum. Bir zamanlar geleceğin insanları olarak gördüğümüz kuşaklar bugün çoğunluğu oluşturuyor. Biz ise yavaş yavaş bir önceki yüzyılın tanıkları hâline geliyoruz.

Bazen bu yüzyıl bize tuhaf geliyor. Teknolojinin hızından çok, değişimin yönünü kavramakta zorlanıyoruz. Bizim dünyamızda her şey daha yavaştı: Haberler, ilişkiler, kararlar. İnsanlar birbirini tanımak için zaman harcar, bağlar yıllar içinde oluşurdu. Şimdi ise her şey çok daha hızlı başlayıp sona eriyor.

Bu nedenle bu yüzyılın insanlarıyla her zaman aynı düzlemde buluşamıyoruz. Biz sürekliliği doğal kabul ederken, onlar değişimi yaşamın olağan akışı sayıyor. Uzun süre aynı işte çalışmak, aynı yerde yaşamak, ilişkileri yıllarca sürdürmek bizim normal yaklaşımımızdı, yeni kuşaklar için ise yenilenme kaçınılmaz.

İletişim biçimi de değişti. Biz yüz yüze konuşmayı esas alırken, bugün insanlar sürekli bağlantıda ama çoğu zaman daha yalnız görünüyor. Mesajlar çoğaldıkça sohbetler azalıyor.

Farklılığın kaynağı yalnızca yaş değil. Her kuşak kendi zamanının koşullarında şekilleniyor. Biz yoklukların, krizlerin ve siyasal kırılmaların içinde büyüdük, bugünün kuşakları dijital dünyanın ve küresel akışın içinde yetişiyor.

Üstelik değişen yalnızca yaşam tarzları değil, bildiklerimiz de değişti. Geçen yüzyılda kesin kabul edilen birçok bilimsel bilgi, yeni keşiflerle revize edildi. Özellikle uzay alanındaki gelişmeler dünyaya bakışımızı kökten değiştirdi. Yüzyıllar önce dünya merkezli sonra güneş merkezli teorilerden güneş sistemimizin evrende bir kum tanesi kadar bile yeri olmadığına geldik. Bunlar, bize, bildiğimizi sandığımız şeylerin ne kadar geçici bilgiler olabileceğini öğretti.

Siyaset de bu dönüşümden etkilendi. Bir zamanlar ideolojiler hayatın merkezindeyken bugün siyaset daha çok kişiler, imgeler ve anlık gündemler üzerinden şekilleniyor. Soğuk Savaş’ın kutuplaşmasından küreselleşmeye, büyük ideolojik mücadelelerden kimlik ve ekonomi tartışmalarına geçildi.

Demokrasi ve hukuk alanında da benzer bir değişim var. Bizim kuşağımız bu değerleri uzun mücadelelerin ürünü olarak gördü. Bugün ise dünyanın birçok yerinde bu kavramların eski gücünü kaybettiği izlenimi var, kurumlar zayıflarken siyaset daha belirleyici hâle geliyor.

Buna rağmen temel fark, bir kopuş değil bir bakış farkı. Her kuşak tarihi kendi deneyimiyle öğreniyor. Biz geçmişin krizlerini hafızasında taşıyan insanlarız, yeni kuşaklar ise bunları daha çok tarih kitaplarından okuyor.

Belki de en doğru tutum, bu farkı bir çatışma değil, bir tamamlayıcılık olarak görmek. Çünkü toplumlar, geçmişi hatırlayanlarla geleceği kurmaya çalışanların birlikte var olabilmesiyle ayakta kalıyor.

Geçen yüzyılın insanları olarak görevimiz, öğüt vermekten çok tanıklıklarımızı paylaşmak. Çünkü o yüzyıl geride kalmış olsa da dersleri hâlâ geçerli.

Bu yazı Mahfi Eğilmez’in kişisel blogundan alınmıştır

( ALINTI )

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.