EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Balıkesir Edremit’te bir simit fırınında staj yapan MESEM öğrencisinin "cinsel istismara maruz kaldığı" iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na soru ...
01.05.2026
0
Laiklik Meclisi, 2026’nın ocak ve şubat “Laiklik İhlaller Raporu”nu yayımladı. Rapor kapsamında iki ayda toplam 322 alt başlıkta ihlal saptandı. Raporda; “Yeni bir aşamaya geçen karşı devrim hamlesini durdurmanın ancak laikliğe ve Cumhuriyet’e sahip ...
04.05.2026
0
Emek ve Meslek Örgütlerinden Kadınlar, 1 Mayıs 1977'de Taksim'de katledilen kadınları Kazancı Yokuşu'nda andı. Anma sırasında yapılan açıklamada, "Bizler şiddeti yalnızca bireysel değil; yapısal, politik ve sistemsel bir sorun olarak görüyoruz ...
01.05.2026
0
Türkiye Barolar Birliği bünyesinde kurulması planlanan "Reklam Yasağı İhlallerini Takip Merkezi", yüksek takipçili avukatların sosyal medya ve dijital mecralardaki paylaşımlarını inceleyecek. Reklam yasağı ihlali tespit edilen içerikler ilgili ...
03.05.2026
0

Adalet Bakanı Tunç, Danıştay kararını yorumladı: Vatandaşımızda ‘Acaba FETÖ’yle mücadelede bir zafiyet mi var?’ endişesi oluştu

Adalet Bakanı Tunç, Danıştay kararını yorumladı: Vatandaşımızda ‘Acaba FETÖ’yle mücadelede bir zafiyet mi var?’ kaygısı oluştu

Adalet Bakanı Tunç, Danıştay kararını yorumladı: Vatandaşımızda ‘Acaba FETÖ’yle mücadelede bir zafiyet mi var?’ endişesi oluştu
Yayınlama: 25.02.2024
4
A+
A-

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Danıştay’ın HSK tarafından meslekten ihraç edilen hakim ve savcılara yönelik kararına ilişkin, “Vatandaşlarımızda bir tereddüt doğdu. ‘Acaba FETÖ’yle mücadelede bir zafiyet mi var?’ telaşı oluştu.” dedi.

Bakan Tunç, TV100 kanalında yayımlanan Gündem Özel programında soruları yanıtladı.

Danıştay, Terör Örgütü irtibat ve iltisakları gerekçesiyle meslekten ihraç edilen hakim ve savcılardan 5 bin 112’sinin dava açtığını, 3 bin 799 davada ret, 435 davada ise sürecin iptaline karar verildiğini, bunlara ilişkin temyiz müracaatlarının da 3 bin 448’inin karara bağlandığını duyurmuştu.

“Bununla ilgili de ‘Acaba FETÖ’cü yargıçlar, savcılar göreve mi döndürülüyor?’ benzeri kamuoyunda tartışmalar oldu. Siz de yeniden inceleneceğini söylediniz. Şu an hangi basamakta?” halindeki soru üzerine Bakan Tunç, şöyle karşılık verdi:

“Çok sayıda gündem unsurumuz var. Bunlardan bir tanesi de bu hafta bilhassa gündeme gelen Danıştayın Hakimler Savcılar Kurulunca meslekten ihraç edilen hakim ve savcılara yönelik aldığı kararlarla ilgili gündem oldu. Haklısınız. Vatandaşlarımızda bir tereddüt doğdu. ‘Acaba FETÖ’yle mücadelede bir zafiyet mi var?’ kaygısı oluştu. Öncelikle şunu ifade edelim: FETÖ’yle mücadele noktasında, tüm terör örgütleriyle mücadele konusunda kararlılığımızdan hiçbir zaman taviz vermeyiz. Bu manada gerek PKK gerek Terör Örgütü gerek diğer terör örgütleriyle kararlı bir şekilde çabamızı sürdürerek ülkemizin huzurlu geleceğine halel getirmek isteyen tüm şer şebekeleriyle mücadele etmekte ve teyakkuzda olmakta kararlıyız.”

“Müfettişlerimiz o evrakları yeniden inceliyorlar”

17-25 Aralık ve 15 Temmuz süreçlerinde “FETÖ ile irtibatlı ve iltisaklı oldukları” gerekçesiyle yargıda görevden ihraç edilen hakim ve savcıların bulunduğunu söyleyen Tunç, “Özellikle OHAL kararnameleriyle ihraç edilen memurlar bakımından OHAL Kurulu kuruldu. Şayet bu idari süreçte yanılgı varsa OHAL Kurulu bu müracaatları aldı. 120 bin müracaat oldu OHAL Kuruluna. 120 bin müracaatın 20 bini iade edildi” sözlerini kullandı.

Hakim ve savcıların ihracının Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kararıyla olduğunu, o süreçte 4 bin 6 hakim ve savcının meslekten ihraç edildiğini söyleyen Tunç, bunlardan 3 bin 888’inin dava açtığını, bir kısmının yurt dışına kaçtığını, dava açanlardan 387’si hakkında Danıştay tarafından iade kararı verildiğini kaydetti.

Bakan Tunç, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“387 dosya bakımından mesleğe iade edilmiş olan 371 kişi vazifede. Bu evraklar bakımından HSK Teftiş Kurulu bir inceleme yapacak. İnceleme şimdi başladı. Müfettişlerimiz, o belgeleri yeniden inceliyorlar. Danıştay kararının temyizi benzeri bir şey söylediği söz edilen değil. Danıştayın daire kararları esasen temyiz edildi. Şu anda temyizde de 1286 belgenin İdari Dava Daireleri Kurulunda görüşülmesi devam ediyor. Bunların bir kısmı mutlaklaşan, bir kısmı kesinleşmeyen kararlar.”

Can Atalay kararı

Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay‘ın milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin avukatlarının AYM’ye “düşürülmenin yok kararında sayılması”na yönelik müracaatının karara bağlandığı ve AYM’nin her iki müracaatta da “karar verilmesine yer olmadığı” kantine hükmettiği belirtilerek, “Siz, dün ‘AYM’nin karar verilmesine yer olmadığı şeklinde değil yetkisizlik nedeniyle ret kararı vermesi gerekir.’ dediniz. Kesin yetki AYM’ye verilmiş ve bağlayıcı değil midir bu?” sorusunu Tunç, şöyle yanıtladı:

“Can Atalay’ın yargılandığı dava, Gezi olaylarıyla ilgili dava. Gezi olayları da bir darbe kalkışması olarak yargımız tarafından kesin karara bağlanan bir dava. Osman Kavala ağırlaştırılmış müebbet ve Can Atalay ve bir kısım sanıklar bakımından 18 yıl ağır hapis cezası ve bir kısım sanıklar da bu evraktan bert etti, bir kısım sanıklar da yurt dışına kaçtığı için onların dosyası ayrıldı. Davada ilk derecede ağır ceza mahkemesinde karar verildi. İstinaf karar verdi ve temyizde iken Can Atalay milletvekili adayı gösterildi. Tabii Yargıtay sürecindeyken şimdi Yargıtay karar vermeden önce de milletvekili seçildi. Milletvekili seçildikten sonra Yargıtay’a başvurdu ve dedi ki: ‘Ben milletvekili seçildim, benim artık dokunulmazlığım var. Benim yargılamamı durdurun.’ Yargıtay 3. Ceza Dairesi de ‘Siz, milletvekilliği dokunulmazlığı kapsamında değilsiniz.’ dedi. Şu münasebetle dedi: Anayasa’nın 83. unsuruna göre ‘Bir milletvekili, seçimden önce yahut sonra işlediği bir suç nedeniyle tutuklanamaz, tutulamaz, sorguya çekilemez’ ama bunun istisnaları vardır. Onun istisnası da ağır cezalık suçüstü halinde dokunulmazlık olmaz. Bir başkası de seçimden önce soruşturmasına başlanmış olması kaydıyla Anayasa’nın 14’üncü hususundaki durumlar bakımından da dokunulmazlık olmaz. Yargıtay, bu münasebetle dokunulmazlığın olmadığı kararıyla o talebi reddetti.”

Anayasa Mahkemesinin yapısı

Anayasa Mahkemesinin mevcut yapısına değinen Tunç, 2010 Anayasa değişikliğiyle ferdi başvuruyu getirdiklerini hatırlatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bireysel müracaatlar da genelde adliye mahkemelerinden verilen kararlar sonrasında, mahkeme kararından kaynaklanan hak ihlalleri şeklinde Anayasa Mahkemesine gelince oradaki yapısal durum adliye mahkemelerinden verilen bir kesin kararın kıymetlendirilmesi konusunda olduğunda asıl sorun orada çıkıyor.

Anayasa Mahkemesinin yapısında siz Ceza Genel Heyetinden geçmiş, 26 ceza dairesi başkanı, ceza hukukçusu karar vermiş ve bu kararı hukukçu olmayan Anayasa Mahkemesinin bir kısmına denetlettirmiş oluyorsunuz. ‘Anayasa Mahkemesinin ferdi müracaatlara bakan kısmı Yargıtay ve Danıştay üyelerinden oluşur.’ şeklinde bir düzenleme olsa, Mecliste uzlaşma olsa ama o denli değil, bu bir uzlaşma gerektirir, nitelikli çoğunluk gerektirir. Bu, Anayasa değişikliği gerektirir. Belli sayıda milletvekili kanun teklifi verir Anayasa değişikliğine dair ama bir uzlaşma söylediği söz edilen olmazsa oradaki nitelikli sayıyı bulamadıktan sonra bu sonuca ulaşmaz.”

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.