DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, belediyelere ilişkin yaptığı değerlendirmede iktidarın “yargı ve kayyım” politikalarını, ana muhalefetin ise “yolsuzluk ve denetimsizlik” sorunlarını eleştirerek, iki tarafın da vatandaşın sorunlarına çözüm ...
02.04.2026
0
Türkiye Altın İşletmeleri A.Ş.’nin Nevşehir ve Kayseri’yi kapsayan maden kapasite artışı projesi için “ÇED olumlu” kararı verildi. Proje kapsamında faaliyet alanı genişletilirken yeni tesislerin kurulması planlanıyor. Cumhuriyet'ten Şeyda Öztürk'ün ...
01.04.2026
0
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, İkizköylü Esra Işık'ın tutuklanmasına tepki gösterdi. Hatimoğulları, "Bu ülkenin ağacını, ormanını, suyunu, taşını savunmak suç değildir" dedi. Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki ...
01.04.2026
0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, Zonguldak'ta 1 Nisan'da yapılan İl Genel Meclisi Başkanlığı seçiminde pusulada "harf hatası" yapıldığı gerekçesiyle CHP'nin oyunun geçersiz sayılarak CHP'nin adayının seçimi kaybettiğinin iddia ...
06.04.2026
0

Ertuğrul Özkök: Bu sabah ortaya çıkan büyük devlet palavrasını CİMER’e ihbar ediyorum

“Büyük devlet palavrası büyük halk tarafından tekzip edildi”

Ertuğrul Özkök: Bu sabah ortaya çıkan büyük devlet palavrasını CİMER’e ihbar ediyorum
Yayınlama: 03.02.2023
2
A+
A-

Ertuğrul Özkök, eşinin ismine gönderme yapan, “Tansu’ya Mektuplar” başlığı altında yazdığı ve “newsletter” olarak paylaştığı yazılarında bugün, İzmir Aliağa’da sökülmesi planı tartışmalara neden olan asbestli geminin batırılma kararına değindi. Özkök, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un gemiye dair açıklamalarını hatırlatarak, “Peki İzmir ve etrafında yaşayan 10 milyona yakın insan için ‘açık ve yakın tehlike’ arz eden bir bahiste bir bakanın doğru bilgi vermemesi, ‘O gemide o kadar asbest yok’ demesi, İletişim Bakanlığı’nın ‘Dezenformasyon Bülteni’ne’ girmeyi hakeden bir husus değil mi…” fikrini dile getirdi.

Özkök’ün “Bu sabah ortaya çıkan büyük devlet palavrasını CİMER’e ihbar ediyorum” başlıklı yazısı şöyle:

Bu sabah ortaya çıkan büyük devlet palavrasını CİMER’e ihbar ediyorum

Farkında mısınız…

Bu sabah itibariyle dehşet verici bir “devlet yalanı” bütün açıklığı ile ortaya çıktı…

Seçim kampanyalarının “Cumhuriyetin 100. Kuruluş Yıldönümü’nü” bile unutturduğu bir periyotta bu çok tehlikeli palavra da gürültüye masraf diye yazıyorum.

Güvenlikçi lisanıyla söyleyeyim, yakın ve açık bir tehlikeydi bu

Oysa bu palavra yalnızca 7 ay önce şahsen devlet tarafından söylendi.

Hem de gözümüze baka baka…

Üstelik “güvenlikçilerin” uluslararası tabiri ile söyleyelim:

“Clear and Present Danger” 

Yani “yakın ve açık bir tehlikeydi” bu…

Hadi gelin 10 ay öncesine dönelim.

Nisan 2022 bir uçak gemisi İzmir’e doğru yola çıkıyor

Nisan 2022…

‘Brezilya’ya ait Nae Sao Paulo’ isimli uçak gemisi İzmir Aliağa’da sökülmek üzere yola çıkıyor. Türkiye’de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı” bu söküm sürecine resmî yazı ile izin vermiş.

Haber duyulduğu an İzmir’de çevre örgütleri ayağa kalkıyor.

Gemide halk sağlığına çok ziyanlı, kansere yol açtığı kesin 900 ton asbest var.

İzmir Büyükşehir Belediyesi de bu asbest aykırısı kampanyaya katılıyor.

Şehir ayakta…

Bakan 3 ay sonra çıkıyor ve resmen yanlış bilgi veriyor

Bakanlık sessiz…

Aradan 3 ay geçiyor…

Çevreciler geri adım atmıyor ve bahis Türkiye’nin sıkıntısı haline geliyor.

Ve nihayet 18 Temmuz günü Çevre Bakanı Murat Kurum bir açıklama yapıyor:

“Gemide 900 değil yalnızca 9 ton asbest var”  ve tabi ki bu da tehlike arz etmiyor…

Sayın Bakan iyi de o 9 ton bilgisini size kim verdi: İç güçler mi dış güçler mi?

Bu açıklama kamuoyunu sakinleştirmiyor tam tersine uygunca hareketlendiriyor.

Bakan bir ay dayanabiliyor ve sonunda 26 Ağustos günü geri adım atıyor:

Asbestli gemi Türkiye’ye alınmayacak…

Gerekçe olarak açıklanan ise şu:

“İkinci bir rapor istedik göndermediler…”

İyi de açıklamasındaki o “Sadece 9 ton asbest var” bilgisi ona nereden gelmişti?

Gaipten mi?

Yoksa burada bir merkez tarafından “uydurulmuş muydu?”

Büyük devlet palavrası büyük halk tarafından tekzip edildi

Neticede çevreci örgütler ve muhalefet o gün tarihi bir zafer kazandı.

Büyük bir devlet palavrası, “çok tehlikeli bir dezenformasyon” şahsen halk tarafından “tekzip edildi…”

Ve

Geldik bu sabaha…

Popülist lider sandıkta yenilince dezenformasyon da tabana battı

Popülist Bolsonaro’nun seçimi kaybetmesinden sonra Lula iktidara gelince, yeni Brezilya hükümetinin aldığı ilk çok önemli kararlardan biri şu oldu:

O meşum asbestli uçak gemisi Brezilya açıklarında Okyanus’un 5 bin metre derinine batırılacak.

Çünkü Türkiye’den sonra Brezilya halkı da o asbest yüklü dehşet gemisini kendi kıyılarında istemedi.

Daha 7 ay önce atlattığımız tehlikeyi şu anda anladık mı?

Evet bütün bunlar yalnızca 7 ay önce meydana geldi…

Nasıl bir tehlike atlattığımızı şu anda daha iyi anlıyor muyuz?

Söyleyin bundan daha büyük, daha dehşet verici, daha tehlikeli bir “dezenformasyon” olabilir mi…

Öyleyse gelin şu anda İletişim Başkanlığı’na dönüp bir vatandaş olarak “CİMER’e’ soralım.

Belki o da bu vatandaş ihbarını bi savcılığa iletir.

Pazartesi yayınlanan son dezenformasyon raporu

İletişim Başkanlığı son “Dezenformasyon  Bülteni’ni” geçen pazartesi günü yayınladı.

23-29 Ocak 2023 tarihleri arasında yayınlanan  yalanlar düzeltilmiş.

Bu bültende hangi “manipülasyonlar” düzeltilmiş?

Özetleyeyim:

(*) Mesela “Bir anne çocuğuna karne ikramı olarak et aldı” haberi…

(*) Mesela “Merkezi Hükümet İzmir’de hiç metro çalışması yapmadı” haberi…

(*) Mesela “Alım gücüne yönelik manipülasyonlar” başlığı altında, alım gücünün düştüğü ile ilgili haberler.

10 milyon insanın sıhhatini etkileyen bir dezenformasyon ne olacak?

Dikkat ettiyseniz nedeyse hepsi “muhalif” kanallardan gelen iddialarla  ilgili…

Yine dikkat ettiyseniz, hiçbiri bu ülkede yaşayan insanların sağlığı için “yakın ve açık tehlike” teşkil eden haber değil.

Peki İzmir ve etrafında yaşayan 10 milyona yakın insan için “açık ve yakın tehlike” arz eden bir hususta bir bakanın doğru bilgi vermemesi, “O gemide o kadar asbest yok” demesi, İletişim Bakanlığı’nın “Dezenformasyon bültenine “ girmeyi hakeden bir bahis değil mi…

Diyeceksiniz ki “O tarihte İletişim Başkanlığı dezenformasyon raporu yoktu…”

Bugün var…

Ama bugüne kadar iktidar kanadından gelen hiçbir “dezenformasyonun” bu platformda rapor edildiğini görmedik.

Oysa tarafsız yapılsa çok işe yarayacak bir düzenek bu…

Başkanlığın dezenformasyon grubunun hiç olmazsa toplantılarında bir seansı bu mevzuya ayırmalarında fayda yok mu…

Dezenformasyon grubu bu olayı hiç olmazsa kendi arasında tartışmalı

Akıllarına gelmediyse ben buradan öneriyorum.

Daha 10 ay önce Türk halkına söylenen dehşet verici bir “devlet yalanı” bugün kesinlikle bir ”case study”, yani vaka olarak incelenmeli.

Belki de heyetin daha tarafsız ve güven verici çalışması için birtakım kuralların oluşturulmasına yardımcı olabilir.

Çünkü bir defa daha anladık ki…

Gerçeklerin bir gün kesinlikle ortaya çıkmak benzeri bir özelliği var…

Tıpkı büyük Kabataş palavrası gibi…

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.