Kendisinden boşanmak isteyen eşi Fatma Çakmak’a saldırarak tırnak makasıyla yüzünü kesen Cumhurbaşkanı Koruma Dairesi personeli Yasin Çakmak’a verilen 7 yıl 6 ay hapis cezası, “İstesem öldürebilirdim” savunması ve "iyi hal" indirimiyle 4 ...
17.08.2026
0
Bağımsız Maden-İş Sendikası üyesi madencilerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde eylemlerini 24 saat sürdürme kararının ardından polis, eylemin sonlandırılması için ikazda bulundu. Polis ile sendika yöneticileri arasında yapılan müzakerede ...
18.08.2026
0
DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, TBMM'ye sunulan çerçeve yasa teklifini partinin yetkili kurullarında en ince ayrıntısına kadar inceleyip değerlendirdiklerini belirterek, "Genel olarak olumlu bulduk. Ben de partimizin Genel Başkanı ve İstanbul ...
08.08.2026
0

Adalar Sivil İnsiyatifi’nden 6 Şubat açıklaması: Artık yeter diyoruz!

Adalar Sivil İnsiyatifi’nden 6 Şubat açıklaması: Artık kâfi diyoruz!

Adalar Sivil İnsiyatifi’nden 6 Şubat açıklaması: Artık yeter diyoruz!
Yayınlama: 06.02.2025
4
A+
A-

Adalar Sivil İnsiyatifi tarafından sosyal medya hesaplarından 6 Şubat sarsıntılarının ikinci yılı nedeniyle açıklama yapıldı. Açıklamada, “Şimdilik (!) bir felakete maruz kalmadan ayakta duran bireyler olarak, felaketlerden etkilenen bireylere karşı bir sorumluluğumuz var!” sözleri kullanıldı.

Açıklamanın tamamı şu şekilde:

“Bugün 6 Şubat felaketinin 2. yıldönümü.
Bu büyük acıyı paylaşmaya, hissetmeye çalışıyoruz.

Başkalarının maruz kaldıkları, yaşadıkları felaketleri onlar benzeri hissetmemiz mümkün değil, biliyoruz.

Ama bu durum; sorumluluklarımızı da bilmeyeceğimiz manasına gelmiyor ve öfkemizi dindirmiyor.
Hesap sorulmasını, hatalıların ortaya çıkarılmasını ve yüzleşme için daha fazla uğraş gösterilmesini gerektiriyor.

Artık kâfi diyoruz!

Şimdilik (!) bir felakete maruz kalmadan ayakta duran bireyler olarak, felaketlerden etkilenen bireylere karşı bir sorumluluğumuz var!

Her felaketten sonra gerçekler ortaya çıkıyormuş benzeri oluyor.
Sonrasında bu gerçeklerin üzerine perde çekiliyor.
Her kezinde bir riya aleminin inşasına girişiliyor.

Buna artık kâfi diyoruz. Sorumluların hesap vermesini talep ediyoruz.

17 Ağustos felaketinden bugüne bir çeyrek asır geçti.

“Hiçbir şey eskisi benzeri olmayacak, bu milat” dendi. Ama geçen çeyrek asır içinde yerleşim alanları daha da inançsız hale geldi. Tam 7 defa de imar affı çıkarıldı.

6 Şubat’ı anmak için televizyon kanallarında tekrarlanan kamu spotunda şu sözler yer alıyor: “Her zorluk karşımıza çıktığında dimdik dururuz, bir oluruz.” Tamam dimdik olalım, bir olalım da bu zorluklar yahut felaketler neden karşımıza çıkıyor?

Ayrıca hayatını kaybedenlerin yakınlarına, acıları yaşayanlara soruluyor mu, onlar da bu zorluklar karşısında dimdik durabiliyorlar mı?

Eğer dimdik ayakta duracak isek, bu milyonlarca insanı bu travmatik durumdan kurtarmak gerekmez mi?

Suçlu kim? Felaketlere davetiye çıkaran, imar afları çıkaran, haksız çıkarlar elde etmek için yapılaşma müsaadeleri veren siyasetçiler mi? Yoksa inançlı yapılar yapamayan müteahhitler mi? Yoksa bilimi, akılcılaştırma fırsatlarını, kamu imkanlarını kendi çıkarları için kullanan, karanlık ilişkiler kuran bürokratlar, uzmanlar mı? Kim suçlu?

Televizyon kanallarında halkı suçlayan şahıslar de gördük. Şayet halk istemese, siyasetçiler, uzmanlar bu yanılgıları yapmazmış!

Bu kadar palavra, bu kadar riyakarlık biçimine artık kâfi diyoruz.

Türkiye’nin çarpık kentleşme tertibi milyonlarca insanın kendi mezarları olacak binalarda yaşamasına sebep oluyor. Felaketlerin sebebi zelzeleler, fay sınırları, binalarmış benzeri gösterilerek halk aldatılıyor.
Geleneksel denilen yapılarda yaşayan insanlara bir şey olmadığını ama planlı, imar müsaadeleriyle ve mühendislik, mimarlık hizmetleriyle gerçekleştirilmiş yeni beton yapıların altında insanların ezildikleri görülmez kılınmaya çalışılıyor.

Yüzleşilmeyen felaketlerle kırımların, katliamların hiçbir farkları yok.
Her felakette önce ömürler yok oluyor. Gerisinden da bu yok oluşun ortaya koyduğu gerçekler yok ediliyor.

Bu nedenle yüzleşme talep ediyoruz. Görevliler hesap vermedikçe, felaketleri hazırlayan şartlarla yüzleşilmedikçe daha büyük felaketlere doğru yol alıyoruz.

Felaketlerden beslenilmesini, sorumluların hesap vermek yerine tamamen insanları kendi patronajlarına almalarını, hayatta kalanları kendilerine mecbur bırakmalarını kabul etmiyoruz ve yeni felaketleri hazırlayan büyük bir suç olarak görüyoruz.

Artık kâfi diyoruz.

Yüzleşme istiyoruz. Hatalıların ortaya çıkarılmasını istiyoruz.
Gelecek için umutlu olmak istiyoruz. Felaketlerin milyonlarca beşerde yarattığı karamsarlığın, acıların, yaşanan travmanın sona ermesini istiyoruz.

Yangınlarda, sarsıntılarda, sel baskınlarında doğal afetler denilerek geçiştirilen tüm olaylarda sorumluların bulunmasını ve ceza almasını bekliyoruz…”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.