DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, belediyelere ilişkin yaptığı değerlendirmede iktidarın “yargı ve kayyım” politikalarını, ana muhalefetin ise “yolsuzluk ve denetimsizlik” sorunlarını eleştirerek, iki tarafın da vatandaşın sorunlarına çözüm ...
02.04.2026
0
Türkiye Altın İşletmeleri A.Ş.’nin Nevşehir ve Kayseri’yi kapsayan maden kapasite artışı projesi için “ÇED olumlu” kararı verildi. Proje kapsamında faaliyet alanı genişletilirken yeni tesislerin kurulması planlanıyor. Cumhuriyet'ten Şeyda Öztürk'ün ...
01.04.2026
0
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, İkizköylü Esra Işık'ın tutuklanmasına tepki gösterdi. Hatimoğulları, "Bu ülkenin ağacını, ormanını, suyunu, taşını savunmak suç değildir" dedi. Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki ...
01.04.2026
0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, Zonguldak'ta 1 Nisan'da yapılan İl Genel Meclisi Başkanlığı seçiminde pusulada "harf hatası" yapıldığı gerekçesiyle CHP'nin oyunun geçersiz sayılarak CHP'nin adayının seçimi kaybettiğinin iddia ...
06.04.2026
0

Araştırma: Her 4 çocuktan 3’ü ekonominin durumundan kaygılı

Araştırma: Her 4 çocuktan 3’ü iktisadın durumundan dertli

Araştırma: Her 4 çocuktan 3’ü ekonominin durumundan kaygılı
Yayınlama: 27.12.2024
4
A+
A-

Türkiye genelinde 29 ilde 1500 hanede yapılan araştırma, pandemi sonrası çocukların yüzde 47’si kendini mutlu hissettiğini belirtirken, bu oran düşük sosyoekonomik statüye sahip çocuklarda yüzde 33’e kadar düşüyor. Çocukların dörtte üçü ekonomik tasalar yaşarken, yüzde 11’i haftada 8-11 st çalışmak zorunda kalıyor. Araştırma, çocukların zorlu ömür şartlarını ve tahlil bekleyen meselelerini gözler önüne seriyor.

İstanbul Bilgi Üniversitesi tarafından TÜBİTAK dayanağıyla yürütülen “Krizler Çağında Çocuk Olmak: Türkiye’de Pandemi Sonrasında Çocukların İyi Olma Halini Yeniden Düşünmek” başlıklı araştırma projesinin bulguları kamuoyuyla paylaşıldı.

Araştırma pandemi sonrasında çocukların iyi olma halini “maddi durum”, “sağlık”, “eğitim”, “risk ve güvenlik”, “barınma ve çevre”, “katılım”, “ilişkiler” ve “dijital dünya” benzeri birçok farklı boyutta ele aldı. Türkiye genelinde 29 ilde 1500 hane ile yapılan anket çalışmasının yanı sıra Şanlıurfa ve İstanbul’da gerçekleştirilen derinlemesine görüşmeler ve odak grup çalışmalarıyla bulgular desteklendi. Projede ayrıca Çocuk Danışma Kurulu hayata geçirilerek çocukların görüşleri sürece dahil edildi.

Yüksek sosyoekonomik statüye sahip çocuklar daha mutlu

Türkiye’de çocukların iyi olma halini bütüncül bir perspektifte ele alan araştırma çok önemli bulgular ortaya koydu. Görüşülen çocukların yüzde 47’si kendini mutlu hissettiğini ifade ederken, bu oran en düşük sosyoekonomik statüye sahip ailelerin çocuklarında yüzde 33, yüksek sosyoekonomik statülü ailelerin çocuklarında ise yüzde 64. Daha yüksek sosyoekonomik statüye sahip çocuklar, akranlarından daha memnunlar.

Çocukların dörtte üçü iktisadın durumundan kaygılı

Araştırmanın çok önemli bulgularından biri de çocuklar arasında tasa seviyesinin yüksekliği. Görüşülen çocukların dörtte üçü iktisadın durumundan ya da aile bireylerinden birinin başına kötü bir şey gelmesinden korku duyuyor. Gelecekle ilgili planlarının gerçekleşmeyeceğinden ve COVID-19 gibi bir pandemiden telaş duyan çocukların oranı yüzde 63. Çocukların çok önemli dert kaynaklarından biri de imtihanlarında (yüzde 63) ve derslerinde başarısız olmak (yüzde 60).

Çocuklar haftada 8-11 st çalışıyor

Araştırma görüşülen çocukların yüzde 11’inin çalıştığını ortaya koyuyor. Çalışma oranı, erkek çocuklarda yüzde 13, kız çocuklarda ise yüzde 7 olarak belli oldu. Düşük sosyoekonomik statüde bu oran yüzde 18’e yükselirken, yüksek sosyoekonomik statüde yüzde 3’e düşüyor. Çocukların yarısından fazlası (yüzde 53) dükkanlarda çalışırken yüzde 20’si fabrikalarda çalışıyor. Haftada 8-11 st çalışan çocukların, haftalık ortalama gelirleri 2000 TL’nin altında kalıyor. Çalışma sebepleri arasında harçlık çıkarma (yüzde 54), aileye destek sağlama (yüzde 47) ve meslek öğrenme (yüzde 39) öne çıkıyor.

Düşük sosyoekonomik statüdeki çocukların yüzde 23’ü okulda ders öğrenemiyor

Araştırmaya katılan çocuklardan 112’si eğitimine ara vermek zorunda kaldığını ifade etti. Bu durumun esas sebepleri arasında ders başarısızlığı (yüzde 54), okula gitmek istememe (yüzde 51) ve çalışma zaruriliği (yüzde 28) yer alıyor. Eğitime geri dönmek isteyen çocukların oranı ise sırf yüzde 13.

Araştırmaya göre düşük sosyoekonomik statüye sahip çocukların yüzde 26’sı meskenlerinde ders çalışamadığını belirtirken, bu oran en yüksek sosyoekonomik statüde yüzde 8’e düşüyor. Meskenlerinde çalışma ortamı olmayan çocuklar için okul, olmak istedikleri yer haline geliyor. Lakin düşük sosyoekonomik statüdeki çocukların yüzde 23’ü kalabalık sınıflar benzeri nedenlerle okulda da ders öğrenemediklerini ifade ediyor.

Ev içerisindeki iş yükü kız çocuklarında daha fazla

Çocukların ev içerisindeki iş yüklerinin de toplumsal cinsiyete ve sosyoekonomik statülerine bağlı olarak değiştiği araştırma sonuçları arasında. Kız çocuklarının yüzde 89’u kendi yataklarını toplarken, yüzde 79’u sofra kurup kaldırırken, yüzde 63’ü kahvaltısını hazırlarken, yüzde 50’si ev paklığı yaparken, yüzde 50’si bulaşık yıkarken ve yüzde 26’sı yemek yaparken bu oranlar erkek çocuklarında çok daha düşük oranlarda kalıyor.

Deprem, orman yangını benzeri doğal afetler en çok önemli üç tehdit arasında

Araştırma çalışması çerçevesinde görüşülen çocukların yüzde 53’ü sarsıntı, orman yangını benzeri doğal afetleri en çok önemli üç tehdit arasında görürken, işsizlik yüzde 49 ile ikinci sırada, yoksulluk ise yüzde 45 ile üçüncü sırada gelmekte. Salgın hastalık cevabıysa yüzde 33 ile dördüncü sırayı alıyor.

Araştırmaya katılan çocukların yüzde 84’ü arkadaşlarıyla yüz yüze görüşüyor
Araştırma çalışmasına katılan çocukların arkadaşlarıyla alaka kurarken en fazla tercih ettikleri metot yüz yüze görüşmek (yüzde 84), bunu WhatsApp gibi uygulamalar (yüzde 47) ve telefonda konuşmak (yüzde 45) takip ediyor. Sosyal medya uygulamalarını arkadaşlarıyla bağlantı kurmak için kullandığını söyleyen çocukların oranı çok daha düşük.

Çocuklarda internet okuryazarlığı yüksek

Görüşülen çocukların internet okuryazarlığının yüksek olduğu görülüyor. Kullandığı araçlardaki zımnilik ayarlarını nasıl yapacağını bildiğini söyleyenlerin oranı yüzde 80, hangi görüntü ve bilgilerini internette paylaşacağını bilenlerin oranı yüzde 78, istemediği mesajları nasıl engelleyeceğini bilenlerin oranı yüzde 77 ve bilgileri doğrulayabileceğini söyleyenlerin oranıysa yüzde 74.

Araştırma çalışmasına katılan çocukların seyrek de olsa siberzorbalık ve tacizle karşılaştığı görülüyor. Profil fotoğrafıyla ilgili olumsuz yorumlar aldığını söyleyenlerin oranı yüzde 14, sosyal medyada paylaştıkları nedeniyle dalga geçilenlerin oranı yüzde 13. Siberzorbalıkla karşılaşan çocukların başvurdukları birinci yol mesajı gönderen kişiyi engellemekken (yüzde 39), sosyal medya hesabını kapatanların oranı yüzde 28, bu hususta arkadaşlarıyla konuşanların oranıysa yüzde 26. Telefonun yahut bilgisayarının güvenlik ayarlarını değiştirdiğini söyleyenlerin oranıysa yüzde 23.
‘Çocukluk korunaklı bir alan değil’

Proje Koordinatörü Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci şunları söyledi:

“Çocuklar, korona, ekonomik kriz, zelzele ve geleceğe dair telaşlarını ömürlerini anlatırken vurguluyorlar. Eğitim sisteminin imtihan odaklı yapısı da çocukların günlük ömürlerine ve kendilerini ifade biçimlerine derinden yansıyor. Sosyoekonomik farkları aşan bir kaygı hali, tüm gelir kümelerindeki çocuklarda yetememe hissi ve geleceğe dair bir telaş yaratıyor. Çocuklar bu farkları kriz değil, tasa, kaygı ve mutsuzluk olarak ifade ediyor. Dijital dünya ise sadece risklerle değil, sunduğu fırsatlarla da değerlendirilmeli. Eğitim ortamlarının muteber alanlar olması ve muvaffakiyet gösteremeyen çocuklar için destek veren düzenekler geliştirilmesi büyük kıymet taşıyor. Çocukların çocuk olabilmesi, huzurlu bir çocukluk tecrübesi yaşayabilmesi için imtihan baskısının eğitim sistemindeki tesirinin azaltılması gerekiyor.”

Çocukluğun tamamen korunaklı bir alan olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Emre Erdoğan ise “Çocukluk dediğimiz şey tamamen korunaklı olmak zorunda değil. Lakin sosyoekonomik eşitsizlik, çocukların ömür şartlarını ve eğitim fırsatlarını derinden etkiliyor. Daha iyi eğitime ve sosyoekonomik statüye sahip ebeveynlerle büyüyen çocuklar daha korunaklı bir yaşama sahip oluyorlar. Bunu mutluluklarında da görebiliyoruz. Daha memnunlar, imkanları daha fazla, daha fazla dayanışıyorlar, sözleri daha fazla dinleniyor. Ve bu eşitsizlik. Bu korunaksızlığı ve adaletsizliği görmeli, çocuklara eşit eğitim ve ömür imkanları sunmak için tahliller üretmeliyiz” dedi.

Projenin araştırmacısı Beğenilen Durmuş ise, Çocuk Müşavere Ekibi’ne vurgu yaparak şunları söyledi: “Çocuğun iyi olma hali, çalışmalarımızın temel hedeflerinden biri. Bu çerçevede, çocukların perspektifinden bakmayı ve onların iştirakini sağlamayı önemsiyoruz. Çocuk Müşavere Ekibi ile dijital çağda çocuk olmak ve iyi olma halleri üzerine çocukların niyetlerini anlamayı hedefledik. Süreç boyunca kurumlarla iletişim, ebeveynlerden izin alma ve çocuklara süreci anlatma benzeri adımları dikkatle planladık. Araştırma sonuçlarını çocuklara ve akranlarına ulaştırmayı hedefliyoruz.”

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.