İnsan hakları savunucusu Eren Keskin, Almanya'da 2026 Gerhart Baum İnsan Hakları Ödülü'nü aldı. Keskin yurt dışına çıkış yasağı bulunduğu için törene katılamadı. İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yürütme Kurulu üyesi ve insan hakları avukatı Eren ...
01.06.2026
0
Uzaktan çalışma modelinin yaygınlaşmasıyla birlikte İstanbul'un merkezi ilçelerindeki kafelerde "Mekan dolu ama ciro düşük" şikayetinde bulunan işletmeciler, yeni önlemler almaya başladı. Artan maliyetler ve düşen masa devir hızı nedeniyle birçok ...
01.06.2026
0
Hürriyet yazarı Abdulkadir Selvi, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile Özgür Özel'in cuma günü Silivri'de gerçekleştirilen görüşmesiyle ilgili kulis bilgilerini paylaştı. Hürriyet yazarı Selvi, "Özgür Özel ile Ekrem İmamoğlu, mutlak butlan ...
01.06.2026
0
CHP'nin resmi internet sitesinden, Parti Meclisi (PM) ve Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyelerinin isimleri kaldırıldı. CHP'nin resmi internet sitesinden Parti Meclisi (PM) ve Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyelerinin isimlerinin yer aldığı sekmeler ...
01.06.2026
0

Bir aktivistin gözünden: Anlaşılan kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz ve içine girdiğimiz bu travmadan yeniden kendimiz çıkacağız

Bir aktivistin gözünden: Anlaşılan kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz ve içine girdiğimiz bu travmadan yeniden kendimiz çıkacağız

Bir aktivistin gözünden: Anlaşılan kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz ve içine girdiğimiz bu travmadan yeniden kendimiz çıkacağız
Yayınlama: 18.02.2023
3
A+
A-

*Gülseren Onanç

248 saat yaşama tutunup enkazdan sağlıklı çıkarılan Aleyna Ölmez, nitekim soyadına yakışır bir mücadele verdi. Aleyna’nın vefata karşı direnişi ve ömür uğraşını kazanması bize aradığımız umudu aşıladı. Fakat insan yeniden de mevte yenilen on binlerin acısını en derinde hissediyor. 

Yüzyılın iki felaketini biz son üç yıl içinde yaşadık. Önce pandemi, şu anda de büyük zelzele felaketi. Vefat etrafımızda kol geziyor. 2020 Mart ayından bugüne kadar devlet sayılarına göre 101 bin kişi Covid-19 sebebiyle öldü. 6 Şubat’ta on vilayetimizi vuran yüzyılın en büyük zelzele felaketinde ölenlerin sayısı da süratle yükseliyor. AFAD’ın yaptığı son açıklamaya göre can kaybı sayısı 38.044, enkaz altında ise çıkarılmayı bekleyen sayısını bilmediğimiz on binlerce cansız vücut var. 

Hepimiz farklı boyutlarda travma yaşıyoruz 

Depremde yakınlarını kaybedenlerin acısı çok. Onlar sevdiklerini, meskenlerini, kentlerini kaybettiler. Depremin tesirli olduğu on ilde yaşayan on üç milyon kişinin yaşadığı travma çok büyük. Bu yıkımı uzak ya da yakından çaresiz bir şekilde izleyen, bir şey yapmaya gayret gösteren hepimiz farklı boyutlarda travma yaşıyoruz. Son on yıldır kişisel hak ve özgürlüklerimiz tehdit eden otoriter iktidarın baskısı, pandemi, sonrasında gelen ekonomik kriz, bölgemizde yaşanan Ukrayna-Rusya savaşı, yangınlar, seller ile kendini hissettiren iklim krizi. Tüm bunlar üst üste gelince, genç yaşlı hepimizin çeşitli boyutlarda travma yaşadığımız ortada. Bir de üstüne İstanbul’u etkileyecek Büyük Marmara sarsıntısının yakın bir gelecekte olacağı beklentisi eklenince memleketin büyük bir coğrafyasında dehşet, kaygı, çaresizlik benzeri ağır hisler yaşıyoruz. 

Kendimizi güvende hissetmiyoruz

Klinik Psikolog Cafer Çataloluk, “Bu ağır bir toplumsal travma. Bizi travmatize eden şey öncelikle insanların orada yaşadığı şey. Onun üşüdüğünü bildiğim için yorganı çekemiyorum, yemek yiyemiyorum, partnerimle yapmam gereken şeyleri yapamıyorum zira buna hakkım olmadığını düşünüyorum. Beni travmatize eden öncelikle bunlar. 24 yıldır İstanbul sarsıntısı bekleniyor. Yapılması gereken bir sürü şey var ne yapılmış diye baktığımızda yapılmayan bir sürü şey olduğunu görüyoruz. Bütün bunlar bizim sarılabileceğimiz umutları elimizden alıyor, kendimizi güvende hissetmiyoruz” diyor. 

Paylaşarak iyileşeceğiz 

Türkiye Psikoloji Derneği zelzele sonrası halka yönelik yaptığı bilgilendirmede notunda, “Yaşadığınız olayı sizi dinleyebilecek bir yakınınızla konuşmaktan kaçınmayın. Arkadaşlar, aile, komşularla olan olumlu ve destek veren ilişkilerinizi sürdürün. Sosyal destek kişilerin ruhsal travma sonrası etkilenmeleri üzerinde iyileştirici tesire sahiptir. Hislerinizi, kederinizi bastırmaya çalışmayın. Bu olayla ilgili his ve düşüncelerinizi sizi dinleyebilecek olan etrafınızdakiler ile paylaşın”  diyor. 

Umudu ve sükuneti azaltmayalım  

Doçent Hekim Halis Ulaş travma altındaki insanlar ile bağlantıda yapılmaması gerekenleri şu şekilde sıralıyor: “Kişileri hikayelerini anlatmaya, hele şahsî ayrıntılara girmeye zorlamayın (Sükuneti azaltır),  “Her şey iyi olacak” ya da “en azından sen hayattasın benzeri kolay garantiler vermeyin (Öz yeterliliğini azaltır),  Kişilere şunu hissedeceksin, şunu yap benzeri ne yapacağını dikte etmeyin (Öz yeterliliğini azaltır),  Afetzedelere, onların şahsî davranışları ya da inançlarıyla ilgili olarak niçin bu olayları yaşadıklarını söylemeyin (Öz yeterliliğini  azaltır),  Tutamayacağınız sözler vermeyin (Umudu azaltır),  Kişiler bu servislere ihtiyaç duyduğu devrede var olan servis ve kurtarma aktivitelerini ulu orta eleştirmeyin (Umudu ve sükuneti azaltır.)” 

Devlete güven azalırken toplumsal güveni tesis edemedik 

Büyük bir yıkım yaşayan memleketimizdeki kutuplaşma yaşadığımız travmadan kurtulmamızın önünde pürüz. Devlete inancımız azalırken onun yerine toplumsal inancımızı tesis edemiyoruz. İktidar muhalefetin ve kendi dışındaki bütün sürece destek olmak isteyen kişi ve kuruluşları düşmanlaştırırken geleceğe ilişkin umudun yeşermesine mani oluyor. Muhalefetin bu yapılanlara verdiği tepki ile siyaset kurumuna ve siyasetçilere güven giderek azalıyor. Bu güven kaybı geleceğe ilişkin umudu azaltıyor, iyileşmemizi engelliyor. 

Nitekim Müzikçi Yıldız Tilbe’nin bugün sosyal medyadan paylaştığı vasiyetinde siyasilere olan güvensizliği dile getiriyor: “Öldüğüm zaman Cenazeme 1 tane siyasetçi siyasetçi istemiyorum, gelmesinler. Cenazeme gelirken demir para büyüklüğünde taşlar koyun cebinize, 1 siyasetçi gelirse taşlayın, gitmezlerse ben kalkarım Allah’ın müsaadesiyle, tahminen birkaçını da götürürüm, hiçbirini istemiyorum.”  

Anlaşılan kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz ve içine girdiğimiz bu travmadan yeniden kendimiz çıkacağız. Siyaset ve onun yönettiği devletten beklentilerimizi azaltıp kendi kendimizi güzelleştireceğiz. 

Paylaşarak ve kucaklaşarak iyileşeceğiz. 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.