CHP’den Bakan Tekin’e çağrı: Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine dil uzatan MEB personelleri hakkında gerekli idari, hukuki süreci derhal başlatın!
CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi Millî Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin‘e “Kendinize emanet edilen çocukların kişisel verilerini ve mahremiyetini ihlal eden, sınıf içerisinden paylaşımlar yapan, Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine dil uzatan ve eşitlik ilgisini zedeleyerek ayrımcılığı yapan MEB personelleri hakkında gerekli idari hukuki süreci derhal başlatın ve kararlılıkla işletin” çağrısı yaptı.
Özçağdaş, İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü önünde Eğitim-İş, Eğitim Sen, TÖB-SEN ve Hürriyetçi Eğitim Sen’in “Laik, Bilimsel ve Kamusal Eğitim Mücadelesinden Vazgeçmeyeceğiz” başlıklı açıklamasına katıldı.
“Millî Eğitim Bakanlığı, AKP iktidarının en büyük saldırı alanlarından biridir”
Millî Eğitim alanında her geçen gün anayasa ve yasa ihlalleriyle, Cumhuriyet’in temel değerlerine yönelik saldırılarla karşı karşıya kaldıklarını belirten Özçağdaş, şöyle konuştu:
“Millî Eğitim Bakanlığı, AKP iktidarının en büyük saldırı alanlarından biridir. Burada sendikalardaki uzman öğretmenlerimizin çok net bir şekilde ortaya koyduğu bir gerçeklikle karşı karşıyayız. Siyasilerden gücünü alan küçücük çocuklara kendi değer yargılarını empoze eden bir zihniyetle karşı karşıyayız. Son dönemde sadece bu örnek değil, başka örneklerde de bazı öğretmenlerin öğrencilerin bir içerik malzemesi olarak kullandıklarını kendi propagandaları için bir aktör haline getirdiklerini görüyoruz. Bu öğretmenlik mesleği açısından kabul edilebilir değildir. Çocukların ve ailelerin rızası olsa dahi hiçbir öğretmen çocuklarının sınıf içindeki faaliyetlerini dijital dünyada açıklamamalıdır. Bunu kendi siyasi düşüncelerinin açıklanması için bir araç olarak görmemelidir.
Bir bakanlık Cumhuriyet karşıtları tarafından ele geçirildiğinde, doğal olarak bundan güç bulanlar var. Bu kişi ve bu kişiler bu gücü nereden buluyorlar? Millî Eğitim Bakanı milletin Meclis’ine gelip, sizin tarikat, cemaat dediğiniz; bizim sivil toplum dediğimiz yapılara ÇED projesi adı altında alan açtığında, Millî Eğitim Bakanlığı bir siyasi partinin gençlik kollarını okullara protokolle soktuğunda, 45 çocuğa tecavüz edilen Ensar Vakfı’nın Karaman’daki yerinde soruşturma geçirmiş kişiyi Şanlıurfa İl Millî Eğitim Müdürü yaptığında, beş çocuğu döven adamı Ankara’nın göbeğinde Yenimahalle İlçe Millî Eğitim Müdürü yaptığında, Bursa’da ‘hocam’ diye hitap ettiği kız çocuklarını ayrıştıran müdür yardımcısının odasına tekbirle giden kişiyi ödüllendirdiğinde bu yol açılmış oluyor zaten.
“Bakandan çok umudum yok. Kadrosundan da çok umudum yok. Ama bu çağrıyı yapmak durumundayım”
Buradan bakana, bakanlığa, arkamda duran Millî Eğitim Müdürü’ne, Millî Eğitim Müdürlüğü’ne, umarım bizi izleyecek olan İstanbul Valisi’ne, ‘Görevinizin başına geçin, gereğini yapın’ diyorum. Kendinize emanet edilen çocukların kişisel verilerini ve mahremiyetini ihlal eden, sınıf içerisinden paylaşımlar yapan, Cumhuriyetimizin kurucu değerlerine dil uzatan ve eşitlik ilgisini zedeleyerek ayrımcılığı yapan tüm MEB personelleri hakkında gerekli idari hukuki süreci derhal başlatın ve kararlılıkla işletin. Okullarımızın, aydınlık geleceğimizin tek teminatı olan fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmesi için gerekli tedbirleri alın. Bakandan çok umudum yok. Kadrosundan da çok umudum yok. Ama bu çağrıyı yapmak durumundayım. Bir kez olsun makamınızın hakkını yerine getirin. Bir kez olsun devlet memuru olarak bağlı olduğunuz Anayasa’nın ve yasaların kurallarına göre davranın.” (ANKA)