DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Ankara'daki Kurtuluş Parkı'nda iki günlük barış nöbeti tutacak Barış Annelerini ziyaret etti. Hatimoğulları, "Bu ülkeye ve bu topraklara barışı mutlaka getireceğiz" derken ...
03.11.2026
0
Şavşat Belediyesi’nin Cumhuriyet’in 103’üncü yıl dönümü dolayısıyla ilçedeki billboardlara astırdığı kutlama afişlerinde “Cumhuriyet Bayramı” ifadesine yer vermemesi tepki çekti. Yeni Parti Şavşat İlçe Başkanı Yaşar Gülel, Belediye ...
02.11.2026
0
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'ndan 81 il valiliğine gönderilen genelgede, kış aylarında sokakta kimsenin kalmaması için il ve ilçelerdeki evsiz, mekânsız ve kimsesiz kişilerin tespitinin yapılması, kimsesizlerin ihtiyaçlarının karşılanması ...
01.11.2026
0
Yeni Şafak yazarı İhsan Aktaş, fon krizinin medyaya yansıdığı günden beri AKP oylarının yüzde 3 oranında düştüğünü tespit ettiklerini söyledi. Oy verme davranışında kararsızların da arttığını dile getiren Aktaş, halkın yaklaşık yüzde 60'ının krizden ...
01.11.2026
0

DEM Parti Van Milletvekili Sayyiğit: Türkiye halklarının savaş bütçesine değil, barış bütçesine ihtiyacı var

DEM Parti Van Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, 2027 yılı bütçe görüşmelerinde fon krizinin faturasının 86 milyona kesildiğini, kadın yoksulluğunun derinleştiğini ve Kürt meselesindeki çözümsüzlüğün ülke ekonomisine ağır bir maliyet yüklediğini …

DEM Parti Van Milletvekili Sayyiğit: Türkiye halklarının savaş bütçesine değil, barış bütçesine ihtiyacı var
Yayınlama: 06.11.2026
4
A+
A-

DEM Parti Van Milletvekili Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, 2027 yılı bütçe görüşmelerinde fon krizinin faturasının 86 milyona kesildiğini, kadın yoksulluğunun derinleştiğini ve Kürt meselesindeki çözümsüzlüğün ülke ekonomisine ağır bir maliyet yüklediğini söyledi. Siyasi iktidarın ekonomi politikalarını eleştiren Sayyiğit, “Türkiye halklarının savaş bütçesine değil, barış bütçesine ihtiyacı var” dedi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 2027 yılı bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda konuşan Sayyiğit, ekonomik politikaların iktidarın kimden yana olduğunu gösterdiğini belirterek, fon krizinden kadın yoksulluğuna, bölgesel eşitsizlikten Kürt meselesinin ekonomik maliyetine kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu.

“Fon krizinin faturası 86 milyona kesildi”

Fon krizinin ekonomik maliyetinin 20 ila 30 milyar dolar arasında olduğunun belirtildiğini, Borsa İstanbul’daki değer kayıpları ve dolaylı etkilerle birlikte bu tutarın 100 milyar dolara ulaşabileceğini ifade eden Sayyiğit, yaşanan kaybın bütün topluma yüklendiğini söyledi.

Krizden etkilenen yurttaşların birikimlerini korumak amacıyla fonlara yöneldiğini belirten Sayyiğit, hükümetin geçmişteki “Yastıkaltı altınlarınızı çıkarın, TL’ye geçin, ülkece kazanalım” çağrısına güvenerek birikimlerini Türk lirasına çevirenlerin de mağdur olduğunu dile getirdi. Sayyiğit, şöyle konuştu:

“Fon krizinde de görüldüğü üzere birileri paradan 21 bin kat kazanırken halkın kendisi elindeki ufak tefek parayı da kaybetmeye mahkûm bırakılmış durumda.”

Fon krizinin yalnızca belirli kişilerle sınırlı olmadığını, kurumların özerkliklerinin ortadan kaldırılmasıyla ortaya çıkan yapısal sorunların da etkili olduğunu savunan Sayyiğit, borsadaki anomalilerin aylar öncesinden bilindiğini ancak gerekli müdahalelerin yapılmadığını söyledi.

“Yoksullukta eşitlediler, küçük bir azınlığı dışında tuttular”

İktidarın yıllardır mağduriyet söylemi üzerinden siyaset yaptığını belirten Sayyiğit, ekonomik politikaların sonucunda küçük bir azınlığın zenginleşirken toplumun geniş kesimlerinin yoksullaştığını ifade etti. Emeklilerin, emekçilerin, kadınların, gençlerin ve işçilerin açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşamaya mahkûm edildiğini söyleyen Sayyiğit, ekonomik tabloyu şu sözlerle eleştirdi:

“İlk defa bu ülkede 86 milyonu bir noktada eşitlediler, bu eşitleme de yoksullukta eşitleme, tebrik ederim sizleri ama küçük bir azınlığı bunun dışında tutmuşlar, hâlâ eşitlenmemiş, halkla eşitlenmemiş küçük bir azınlık mevcut.”

“Kadın yoksulluğu ve işsizliği ikiyle çarpmak gerekiyor”

Ekonomik politikaların ağır bedelini ödeyen kesimlerin başında kadınların geldiğini belirten Sayyiğit, kadınların hem fiziksel hem de ekonomik şiddetle karşı karşıya olduğunu söyledi. Kadın emeğinin ev içinde görünmez kılındığını, çalışma yaşamında ise değersizleştirildiğini ifade eden Sayyiğit, kadın yoksulluğunun ve işsizliğinin erkeklere kıyasla çok daha ağır olduğunu vurguladı.

DİSK-AR’ın 2026 Kadın Emeği ve Ücret Araştırması ile Asgari Ücret 2026 Raporu’na dikkat çeken Sayyiğit, kayıtlı çalışan yaklaşık 7,6 milyon kadının yüzde 60,1’inin asgari ücret veya bunun hemen altındaki ücretlerle çalıştığını belirtti. Geniş tanımlı kadın işsizliğinin yüzde 40,4’e yükseldiğini aktaran Sayyiğit, kadın işsizliğinin erkek işsizliğinin yaklaşık iki katına ulaştığını söyledi.

Ekmek ve Gül’ün 15 ilde 2 bin 800 kadınla yaptığı “Türkiye’de Kadın Yoksulluğu Panoraması” araştırmasına da değinen Sayyiğit, kadınların yüzde 88’inin yoksulluk sınırının altında hane geliriyle yaşadığını, yüzde 46’sının iş bulmada eşitsizlikle karşılaştığını ve yüzde 44,2’sinin düşük ücretlere mahkûm edildiğini ifade etti.

“Türkiye, cinsiyet eşitsizliğinde 148 ülke arasında 135’inci sırada”

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’nda Türkiye’nin 148 ülke arasında 135’inci sırada yer aldığını hatırlatan Sayyiğit, kadınların iş gücüne katılımının sınırlı kaldığını ve ülkenin önceki yıla göre gerilediğini söyledi.

İktidara kadınları esas alan politikalar üretme çağrısında bulunan Sayyiğit, adaletli gelir dağılımının sağlanması, kadınlara yönelik yeni bir ücret politikasının belirlenmesi ve yoksulluk sınırının altındaki gelirler için vergi muafiyeti getirilmesi gerektiğini belirtti. Sayyiğit, “Kadın sadece bakım ve ev işleriyle sınırlandırılmayacak ölçüde eşit bir yaşamın parçasıdır, öznesidir ve bire bir inşacısıdır” dedi.

“Çözümsüzlüğün ekonomik maliyeti 4 trilyon dolara ulaşıyor”

Konuşmasında bölgesel eşitsizliğe de dikkat çeken Sayyiğit, Kürt meselesindeki çözümsüzlüğün bölgesel kalkınmayı engellediğini ve ülke ekonomisine ağır bir maliyet yüklediğini söyledi. Kürt meselesinin ekonomik maliyetine ilişkin farklı hesaplamalar bulunduğunu belirten Sayyiğit, bu tutarın 2,5 trilyon dolardan 4 trilyon dolara kadar çıktığını ifade etti.

Sosyoekonomik gelişmişlik haritalarının bölgesel eşitsizliği açıkça ortaya koyduğunu söyleyen Sayyiğit, Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl çözümünün ülkenin tamamı için kazanım sağlayacağını vurguladı. “Her şeye rağmen Kürt meselesinde hiç olmadığı kadar demokratik ve barışçıl bir çözüme yakınız” diyen Sayyiğit, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne Hakkâri’den İzmir’e kadar herkesin sahip çıkması gerektiğini belirtti.

“Hazine neden beytülsulh olmasın?”

Hazine ve Maliye Bakanlığına barış sürecinde önemli görevler düştüğünü ifade eden Sayyiğit, bütçe tercihlerinin de barışın inşasına katkı sunması gerektiğini söyledi. Hazine kavramının toplumsal barışla ilişkilendirilmesi gerektiğini belirten Sayyiğit, “Hazine yani beytülmal neden beytülsulh olmasın” diye sordu.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in savaş bütçesinin yüzde 229 artırılacağını ifade ettiğini hatırlatan Sayyiğit, bütçe tercihlerine şu sözlerle tepki gösterdi:

“Sayın Bakan, Türkiye halklarının savaş bütçesine değil, barış bütçesine ihtiyacı var. Biliyoruz ki barış bir mücadele gerektirir, barış mücadeleyle inşa edilir.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.