DEM Parti’den ‘kent uzlaşısı’ açıklaması: Kara propagandanın yürütücülerinden hukuk önünde hesap soracağız
DEM Parti MYK tarafından yapılan yazılı açıklamada, İBB’ye yapılan operasyona münasebet gösterilen kent uzlaşısına sahip çıkıldı, “Kent uzlaşısını kriminalize etme teşebbüsü, halkın iradesini ve kararını yargılamaktır ki; bu, kimsenin haddi değildir. Kara propagandanın yürütücüsü olanlardan hukuk önünde hesap soracağız” denildi.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), hem Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması hem de belediyelere yönelik düzenlenen operasyonlarla ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, operasyonlarla ilgili, “Son olarak, İstanbul Büyükşehir Belediyesine yönelik operasyonun bir ayağına kent uzlaşısını oturtan bu zihniyet, siyaseti, muhalefeti, seçim kazanmayı ve halkın iradesini temsil etmeyi cürümmüş benzeri göstermeye çalışmaktadır” denildi.
“Kent uzlaşısını kriminalize etme girişimi”
Açıklama şöyle devam etti:
“Kent uzlaşısı, halkımızın talep ve beklentileri üzerine partimiz tarafından açık bir şekilde kamuoyuna açıklanmış ve yerel seçim boyunca Türkiye’nin dört bir tarafında muvaffakiyetle hayata geçirilmiş bir uygulamadır. Halkın ortak iradesine dayanan, toplumun farklı kısımlarını buluşturan şeffaf ve demokratik bir süreçtir. Halkın siyasette alternatif yaratma arayışı ve kararıdır.
DEM Parti olarak, partimiz ve kent uzlaşısı hakkında yapılan bu kara propagandanın yürütücüsü olanlardan hukuk önünde hesap soracağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın. Anlamak istemeyenlere bir defa daha söyleyelim: Kent uzlaşısı, halkın direkt siyasete katılmasıdır; kentlerin uzlaşı temelinde yönetilmesi arayışıdır. Halkın talep ve isteklerinin seçimden önce başlayarak idarelere taşınmasıdır. Kent uzlaşısını kriminalize etme teşebbüsü, halkın iradesini ve kararını yargılamaktır ki bu, kimsenin haddi değildir.”
“Azad Barış’a yapılanlar içler acısı”
Gözaltındaki Azad Barış’ın da hatırlatıldığı açıklamada, “Yıllarca Türkiye’de siyaset yapan, basında ve uluslararası akademi dünyasında tanınan bir ideoloji tabibi ve sosyoloğun yargısız infazla televizyon ekranlarında ‘terörist’ ilan edilmesi ve onunla ilişkilenen herkesin de ‘terör’ kefesine konulması içler acısı bir durumdur. Hiçbir somut delile dayanmayan, sırf siyasi mühendisliğin eseri olan argümanlarla kara propaganda yapılmaktadır” denildi.
“Açıkça prestij suikastı”
İktidara yakın ve onun aygıtı olarak çalıştığı öne sürülen kimi televizyon kanallarındaki yorumcuların, adeta mahkeme kurduğu ifade edilen açıklamada, “Bu gazeteci müsveddelerinin hedefe oturttukları insanları hakim edasıyla yargılaması, her önüne geleni terörist ilan ederek yargısız infaz yapması adeta adap olmuştur. Bu şahıslar, ellerine tutuşturulan iftira niteliğindeki kimi istihbarat notlarını ve ısmarlama polis fezlekelerini doküman olarak sunmakta ve açıkça itibar suikastı yapmaktadır” sözleri kullanıldı.
Açıklamada, şöyle denildi:
“Dün buna benzer operasyonları yapan paralel yapılar ve hukuka aykırı oluşumlar nasıl halkın vicdanında mahkum olduysa, aynı operasyoncu akıl da daha şimdiden halkın vicdanında mahkum olmuştur. Yapanlar emin olmalı ki, hukuk önünde bunun hesabını vereceklerdir. Azad Barış yalnız değildir. DEM Parti olarak, halkın iradesine ipotek koymaya çalışan bu anlayışa asla boyun eğmeyeceğimizi kamuoyuna duyururuz.”