DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, belediyelere ilişkin yaptığı değerlendirmede iktidarın “yargı ve kayyım” politikalarını, ana muhalefetin ise “yolsuzluk ve denetimsizlik” sorunlarını eleştirerek, iki tarafın da vatandaşın sorunlarına çözüm ...
02.04.2026
0
Türkiye Altın İşletmeleri A.Ş.’nin Nevşehir ve Kayseri’yi kapsayan maden kapasite artışı projesi için “ÇED olumlu” kararı verildi. Proje kapsamında faaliyet alanı genişletilirken yeni tesislerin kurulması planlanıyor. Cumhuriyet'ten Şeyda Öztürk'ün ...
01.04.2026
0
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, İkizköylü Esra Işık'ın tutuklanmasına tepki gösterdi. Hatimoğulları, "Bu ülkenin ağacını, ormanını, suyunu, taşını savunmak suç değildir" dedi. Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki ...
01.04.2026
0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, Zonguldak'ta 1 Nisan'da yapılan İl Genel Meclisi Başkanlığı seçiminde pusulada "harf hatası" yapıldığı gerekçesiyle CHP'nin oyunun geçersiz sayılarak CHP'nin adayının seçimi kaybettiğinin iddia ...
06.04.2026
0

Devlet Bahçeli: CHP, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı şer ve şiddet cephesi açmıştır

Devlet Bahçeli: CHP, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı şer ve şiddet cephesi açmıştır

Devlet Bahçeli: CHP, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı şer ve şiddet cephesi açmıştır
Yayınlama: 29.03.2025
4
A+
A-

MHP lideri Devlet Bahçeli, bayram mesajı yayınladı. MHP lideri Bahçeli yayınladığı bayram iletisinde, “CHP Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı şer ve şiddet cephesi açmıştır” dedi.

Ramazan Bayramı nedeniyle mesaj yayımlayan Bahçeli şu sözleri kullandı:

Mübarek Ramazan ayını müteakiben müşerref ve müyesser olduğumuz bayram günlerine ulaşmanın bir yanda bahtiyarlığını diğer yanda burukluğunu yaşıyoruz.

Burukluğunu yaşıyoruz zira; başı rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennem azabından kurtuluş olan on bir ayın sultanı mübarek Ramazan ayını geride bırakıyoruz.

Allah’tan niyazım tekrarına eriştirmesidir.

Ramazan Bayramı, oruç ibaretinin, daha yerinde bir anlatımla Şehr-i Ramazan’ın maddi ve manevi mükâfatıdır.

Bu mükâfata layık ve müstahak olmak hakikatli ve halisane temennimdir

Bayram(lar), barış ve kardeşlik hissiyatının kuvveden fiile geçtiği, kucaklaşma ve kaynaşma muhtaçlığının kuvvetlenip filiz filiz gerçekleştiği muazzez devirlerdir.

Dargın gönüllerin, küskün kimselerin, kırık ve kırgın kalplerin tamir ve telif vakti elbette bayram(lar)dır ve bu türlü de olmalıdır.

Bayram; müessir birlik, mütemadi dirlik, muhtevalı yeterlilik fırsatıdır.

Bu fırsatın heba ve heder olması ne Allah indinde ne de millet nezdinde müsamaha ve müsde görmeyecektir.

Barış ve huzur gerek insan, gerek toplum, gerekse de millet nam ve hesabına kalıcı bayram mahiyetindedir.

Milli maksadımız ülkemizi kalıcı olarak bayram yerine dönüştürmek, bu suretle sıkılı yumrukları açarak, önyargıları aşarak, vehimleri atarak muhabbet ve musafaha ortamını işlenmeyi bekleyen bir cevher benzeri ortaya çıkarmaktır.

Bu önemli ve mümtaz hedef tabiatı mucibince sabır, samimiyet, güven, dürüstlük, empati, müsamaha, dikkat ve teenni gerektirmektedir.

“Terörsüz Türkiye” olarak somutlaşan ve daha kıymetlisi büyük Türk milletinde makes bulan söylediği söz edilen hedefe inşallah ulaşılacaktır.

Yasa dışı kanlı silahların gömülüp demokratik siyasetin görüş menzilini tayin ve tarif ettiği bir Türkiye’nin suratına ve yükseliş hırsına muadil ve muhatap hiçbir ülke yetişemeyecektir.

Merhum düşünürümüz Ziya Gökalp’in sözüyle, ümitsizlik baykuşu hiçbir insanımızın gönlüne yuva yapamayacaktır.

Bayram günlerinin mehabet, merhamet ve memnuniyet iklimiyle terörsüz Türkiye mefhumunun mehtabı, membaı, sosyal ve ruhsal düzeneği inşallah terekküp edecektir.

Niyetimiz halis olduğundan son kısmetimiz de hayır olacaktır.

Hiçbir tuzak, hiçbir kumpas, hiçbir komplo, hiçbir kumandalı tertip kararlılığımızı sekteye uğratamayacaktır.

Elbette terörsüz Türkiye gaye ve çabasından ürken, kaygılı düşler gören iç ve dış mihraklar vardır ve bu mayası lekeli güruh son günlerde güzelce ayyuka çıkmıştır.

Barış, demokrasi ve kardeşlik azmimizi hazmedemeyen, bununla da kalmayıp tarihî nitelikli gelişmeleri baltalamak ve budamak amacıyla organize eylem halinde bulunanlar pisliğe konan sinekler benzeri ortalığa üşüşmüşlerdir.

Terörsüz Türkiye hedef ve isteğini bulandırmak, hatta belini kırmak için beşinci kol fliyeti dış temaslı şekilde devrededir.

Nitekim Rusya ile Ukrayna arasında barış umutlarının yeşerdiği, Suriye Arap Cumhuriyeti’nde tecelli eden pozitif gündem ile siyasi istikrar hasretlerine etap etap erişildiği, aynı vakitte Türkiye’nin bölgesel ve global alanda söylediği söz geçen, saygınlığı ve caydırıcılığı yükselen üst bir düzeye geldiği bir periyotta türel bir mesele sokak ve boykot girdabına çekilmiş, iç asayiş ve huzur atmosferi zehirlenmek istenmiştir.

Cumhuriyet Halk Partisi mlesef Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı şer ve şiddet cephesi açmıştır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mirası adeta yağma malına çevrilmiştir.

Dış aleminde sade, iç aleminde güçlü; aynı şekilde mütedeyyin, saygıdeğer, milli ve manevi hassasiyetleri minare benzeri dimdik yükselen her vatandaşımız ülkemize yapılan saldırı ve sabotajları görmüş, melanet oyunları okumuştur.

Hukuki bir davayı çarpıtarak sandıkla kutuplaştırmak aymazlıktan öte arka niyetliliktir.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde tuz kokmuş; yolsuzluk, rüşvet ve hırsızlık iddiaları şüyu vukuundan beter sözünü akıllara düşürmüştür.

19 Mart 2025 ile 23 Mart 2025 tarihleri arasında Türkiye’yi sokaklara sıkıştırmak ve nefes alamaz hale getirmek gayesiyle dışarıdan tazyikli faşizan bir kalkışma yaşanmıştır.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi; yan kesicilerin, yol kesenlerin, haram yiyenlerin, şehremini görevini cebini ve banka hesaplarını doldurmak suretiyle çiğneyenlerin eline ve siyasi emellerine hapsolmuştur.

Bu skandal ve kanun dışı yolsuzluk bataklığının kurutulması, fail ve mücrimlerden hesap sorulması hukuk devletinin ikamesi ve ihmali olamayacak bir sorumluluğudur.

Türkiye Cumhuriyeti’nde üstün olan hukuktur.

Demokrasi ile hukuku çatıştırmak, ihanetle milli iradeyi örtmeye çalışmak, seçilmiş mazeretiyle çok önemli suçlamaların odağında yer alan şahısları haksızca aklamaya ve arkalamaya çabalamak anarşiye ve asayişsizliğe kati hizmettir.

Böylesi bir mesnet ve mezuniyet hiç kimseye verilmemiş, üstelik de verilemeyecektir.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve yolsuzluk iddialarının merkezinde bulunan 50’ye yakın kişi tutuklanmıştır.

Soruşturma ve kovuşturma süreçlerinin seri şekilde ikmali yapılarak; kim suçlu, kim hatasız tefrik ve temin edilmelidir.

Hukuk herkese lazımdır.

Hukuka karşı çıkmak, hukuk insanlarını aşağılamak, adalet terazisini tartışmaya açmak devletin egemenlik haklarına, milletin varoluş haysiyetine örtülü operasyondur.

Bu menfur operasyonun ezcümle muhassalası Türkiye’yi ateşe atmaktır.

CHP Genel Başkanı ve kaos sever yandaşlarının günlerce Saraçhane’de tepişmeleri, yaygın ve ağır kriz sarmalı oluşturarak toplumsal bünyeye teşmil uğraşları hiçbir demokratik ve uygar ülkede görülmemiş prensipsiz ve iffetsiz bir zorbalıktır.

Türkiye’de hak arayışlarının yolu muhakkaktır ve herkese açıktır.

Şehzadebaşı Camii ile birlikte haziresine yapılan edepsiz muameleler, hakaret ve küfürlerle sağa sola sataşmalar Saraçhane’de oynanan oyunların hangi maksatlara matuf olduğunun açık karinesi değilse, sanki nedir?

CHP Genel Başkanı’nın sokak daveti, boykot daveti, yıkın geçin mesajları kalabalığın gazına gelen bir siyasetçinin pespaye ve pejmürde halinden fazla şuurlu, sistemli ve milletin hudut uçlarını zedeleyici anti demokratik kalkışma denemesi ve testidir.

Bilhassa yerli ve milli firmalarla birtakım medya kuruluşlarının boykot edilmesiyle ilgili telkin ve söylemi Özgür Özel’in zıvanadan çıktığının aleni işaretidir.

CHP’nin başını çektiği karanlık protestolar demokratik nitelikten daha çok despotik, bedelsiz, istikrarsız ve son derece tehdit içeriklidir.

Tıpkı Gezi Parkı olaylarında olduğu ve yaşandığı üzere, Türkiye ekonomisi hedef alınmıştır.

12 farklı örgüt CHP’nin kanatları altına sığınarak sokak aralarında zehir ve zillet saçmıştır.

Maskeli il eşkıyaları sahneye çıkmıştır.

Hırsızlık ve yolsuzluğun araştırılıp gerçeklerin gün yüzüne çıkarılmasına destek ve yardım gerekiyorken düşmanca hal ve tavırlar demokratik gösteri kamuflajıyla Türkiye’mizi meşgul etmiş, milletimizi endişelendirmiştir.

Ülkemizin prestiji, demokrasi ve hukuk güvenliği hedef yapılmıştır.

Üniversiteler karıştırılmak istenmiştir.

Boykot ile işgalin aynı uçuruma açıldığı bilinen bir gerçektir.

Kaldı ki, Merhum İsmet İnönü’nün, “boykot da bir işgal de bir” söylediği söz milli hafızalardadır.

CHP’nin gizil ve saklı hesabı iktidarı sokakla devirmek, 15 Temmuz’a benzer şekilde işgal teşebbüslerinin fitilini tutuşturmaktır.

CHP’lilerin birbirini sattığı, birbirinin kuyusunu kazdığı, altı ok suretli itirafçıların parti içinde rakip gördüğü kimselerin kirli çamaşırlarını döktüğü biliniyorken, bir tüzel sıkıntıyı saptırmak, asıl mana dairesinden koparmak saf ve makul bir tercih olarak değerlendirilemeyecektir.

Hiziplerin savaşından yolsuzluk damarının patladığı ortadadır.

CHP’nin sorunu yeniden CHP’dir.

CHP Genel Başkanı’nın yabancı ülkelere Türkiye’yi şikayet etmesi, ekonomi idaresini kötülemesi, terk edilmişlik nevrozuyla İngiltere’den aman dileyecek karanlık bir çukura düşmesi manda ve himaye anlayışının hala canlı bir hücre olarak varlığını göstermiştir.

Öyle ki, testide olan ne varsa dışarı sızdırmıştır.

Özgür Özel’in nasıl bir çürümüşlüğün pençesine düştüğü berrak olarak anlaşılmıştır.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni kapsayan adli süreç turnusol kağıdı benzeri CHP idaresinin gerçek yüzünü, kemiksiz ve kifayetsiz duruşunu deşifre etmiştir.

Aziz Atatürk’ün onurlu çizgisini karalayarak global emperyalizme irtibat tüneli kazan, el avuç açan CHP zihniyeti tarihi ve siyasi miadını çok kötü bir sonla doldurmuştur.

Mandacı CHP teklemiş, tökezlemiş, tükenmiş; dahası müflisliği, müsrifliği ve müstemleke siyaseti birbiri gerisine teşekkül eden rezaletler seremonisinin ışıkları altında belgelenmiştir.

DEM Eşgenelbaşkanı Tuncer Bakırhan’ın sağduyu ve serinkanlı açıklamaları, “Biz CHP’nin hareketçi kitlesi değiliz” sözleri değerli ve takdire şayandır.

Şuurlu hürriyetperver, uyanık vatansever her vatandaşımız kaos tacirlerinin karşısındadır.

Türk gençliğini sokağa dökmek için imkan kollayanlara, Türk gençliğinin gerisine saklanıp ülkemiz ve milletimiz üzerinde ucuz ve uçuk hesap yapanlara elbette imkan verilmeyecek, buna en başta geleceğimizin teminatları göz yummayacaktır.

CHP’nin mandacı azınlığın fiili kayyumuyla daha fazla yol alması mümkün değildir.

Türk milleti varlığını, birliğini ve ortak bahtını namusu bilecek, gölge düşürmeyecektir.

Cumhur İttifakı, Merhum düşünürümüz Ziya Gökalp’in dile getirdiği şu söylediği söz aynısıyla yüreğinde taşıyacak ve kahramanca temsil edecektir:

“Mevdu’dur bugün bize namusu milletin.”

Bu his ve fikirlerle doğudan batıya, kuzeyden güneye hayatın zahmetini omuzlarına almış vatan ve millet evlatlarını; etnik kökeni, mezhebi, yöresi ve anasının lisanı ne olursa olsun her kardeşimi, yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızı selamların en hoşuyla selamlıyor Ramazan Bayramlarını tebrik ediyorum.

Gönül ve kültür coğrafyalarında yaşayan soydaşlarımıza, din kardeşlerimize hayırlı bayramlar diliyorum.

Ramazan ayı boyunca tutulan oruçların, yapılan dua ve ibadetlerin kabulünü Rabbim’den niyaz ediyorum.

Dokuz günlük bayram tatili boyunca yola çıkacak ve sıla-i rahim hasretini giderecek olan tüm vatandaşlarımızın trafik kurallarına harfiyen uymalarını, sevenlerini, sevdiklerini ve bekleyenlerini derinden yaralamamaları ismine hayat memat konusu olarak addediyorum.

Mensubiyetinden iftihar ettiğim büyük Türk milletiyle ebedi sdet ve selamet dileklerimi paylaşıyorum.

Mübarek Ramazan Bayramımız kutlu olsun diyorum.”

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.