İnsan hakları savunucusu Eren Keskin, Almanya'da 2026 Gerhart Baum İnsan Hakları Ödülü'nü aldı. Keskin yurt dışına çıkış yasağı bulunduğu için törene katılamadı. İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Yürütme Kurulu üyesi ve insan hakları avukatı Eren ...
01.06.2026
0
Uzaktan çalışma modelinin yaygınlaşmasıyla birlikte İstanbul'un merkezi ilçelerindeki kafelerde "Mekan dolu ama ciro düşük" şikayetinde bulunan işletmeciler, yeni önlemler almaya başladı. Artan maliyetler ve düşen masa devir hızı nedeniyle birçok ...
01.06.2026
0
Türkiye’de demokrasi, toplumsal barış ve eşit yurttaşlık tartışmalarına odaklanan “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı”, 13-14 Haziran 2026 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek. İki gün boyunca farklı oturum ve ...
01.06.2026
0
Mersin’in Silifke ilçesindeki “Dünyanın En Güzel 13. Koyu” arasında gösterilen Tisan Koyu’nda devam eden “Faras Tisania” otel ve konut projesine karşı yürütülen hukuki mücadelede kritik bir aşamaya gelindi. TBB ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı ...
01.06.2026
0

Erdoğan Danıştay’da konuştu: Yargının yasama ve yürütmeye müdahalesi yanlış

Erdoğan Danıştay’da konuştu: Yargının yasama ve yürütmeye müdahalesi yanlış

Erdoğan Danıştay’da konuştu: Yargının yasama ve yürütmeye müdahalesi yanlış
Yayınlama: 11.05.2024
3
A+
A-

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Yargının yasama ve yürütmeye müdahalesi nasıl yanlışsa, yargının siyasi tartışmaların içine çekilmesi de o derece kusurludur. İktidarı ve muhalefetiyle, basını ve sivil toplumuyla hep birlikte yargımızı menft eksenli gruplaşmadan ve ideolojik kamplaşmadan uzak durmasını temin etmemiz gerekiyor” sözlerini kullandı. Erdoğan ayrıyeten “Milletin maslahatı ve ülkenin selameti yerine belli bir zümrenin menftini gözeten dar takımcı anlayışların, adalet teşkilatımız dahil devletimizin kurumları içinde tekrar yuvalanmasına izin veremeyiz, vermeyeceğiz” dedi.

Danıştay Konferans Salonu’nda düzenlenen “İdari Yargı Günü ve Danıştay’ın 156. Kuruluş Yıl Dönümü Töreni”ne katılan Erdoğan, şunları söyledi:

Cumhuriyetimizin 100. yılının darbe eseri bir anayasayla karşılanmış ve geçirilmiş olmasını, Türkiye demokrasisine yakıştıramıyoruz” diyerek, “Siyaset kurumunun ekonomik ve sosyal sıkıntıları öne sürerek, sivil anayasa gereksinimini gündemden düşürmek istemesini doğru bulmuyoruz” ifadelerini kullandı. Yeni anayasanın, sivil siyasetin alanını genişleterek, iktisattan sosyal hayata, ülkenin problemlerinin tahlilini daha da hızlandıracağını kaydeden Erdoğan, “Siyasetteki yumuşama ile birlikte farklı siyasi partiler arasındaki görüşmelerin ağırlaşması, bu bakımdan çok önemli bir imkan teşkil ediyor. Türk siyasetinin, bu fırsatı ülkemiz, milletimiz ve demokrasimiz ismine kalıcı bir yarara dönüştürmesini ümit ediyoruz.”

Erdoğan’ın burada yaptığı konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Topluma güven veren ve erişilebilir adalet sistemi, bekamızın güvencesidir”

“Yüksek mahkemelerimizin her biri, kendi görev ve yetki alanları içinde adaletin tecellisi için çalışıyor. Yargı organlarımızın her biri, ülkemizde huzurun, güvenliğin, kalkınmanın, demokrasinin ve sosyal barışın korumasının teminatıdır. Bu bahiste en küçük bir kuşku ve tartışma yoktur. 

Makamlarımızdan ve ünvanlarımızdan öte, 85 milyonun bir ferdi olarak hepimiz şu gerçeğe yürekten inanıyoruz; nasıl geç gelen adalet adalet değilse, topluma güven veren ve erişilebilir adalet sistemi de bekamızın teminatıdır. Devlet, adaletle hükmettiği, adalet dağıttığı, adaletin tecellisini sağladığı surece güçlüdür, dimdik ayaktadır. Adaletin olmadığı yerde milleti bir ortada tutan bağ, zayıflamaya başlar. 

“Yargı mensupları, haksız ithamlara muhatap oluyor”

Yargının üzerinde vesayetin ya da paralel odakların gölgesinin düştüğü bu arızi periyotlar sona erse de toplumdaki tesirleri uzun süre devam etti. Son yıllarda bu mahfillere yazılı, görsel, dijital mecralarıyla, medyanın ve sosyal medyanın eklendiği görülüyor. Medyanın ve sosyal medyanın millet namına kontrol görevi yüklenmesi demokrasi açısından değerlidir. Ama bu, hakim cüppesi giyip sağa sola yargı dağıtmaya asla varmamalıdır. Yargıyı yönlendirme, yargı mercilerini baskı altına alma, istemedikleri kararlar çıkması halinde hukukçularımızı hedefe koyma, her geçen gün daha sık karşılaştığımız tehditlerden biri haline ne yazık ki dönüşüyor. Sosyal medyadaki acımasız linç kültürünün mağdur ettiği kısımların en başında mlesef yargı organlarımız ve mensuplarımız geliyor. Yargı mensuplarımız zaman zaman ne yazık ki, tenkit hudutlarını aşan haksız ithamlara muhatap oluyor. 

“Davaları siyasallaştırmak, adalet anlayışına gölge düşürecektir”

Siyaset kurumu, nasıl layüsel değilse, yargı da eleştirilemez değildir. Yargının kararlarını beğenmeyebilir, itiraz edebilir, hoşnutsuzluğumuzu açıkça dile getirebiliriz. Buna kimse mani olamaz, olmamalıdır. Terörü övmediği, şiddeti teşvik etmediği ve hakarete varmadığı sürece, insanlar fikirlerini farklı mecralarda özgürce yazabilir, paylaşabilir. Millet ismine kamu gücünü kullananların belli hudutlar içinde bu sert yansılara tahammül etmesi, mazur ve legal görmesi beklenir. Fakat, yargının toptancı bir anlayışla, kurumsal olarak yıpratılmasını, yargı organlarımıza ve mensuplarımıza çamur atılmasını asla kabul edemeyiz. Hukukun kendi mecrasında ilerlemesi, adaletin tecellisine giden en hayırlı ve kestirme yoldur. Adli ve idari davaları hukukun sorunu olmaktan çıkartıp siyasallaştırmak, sonuç ne olursa olsun toplumdaki adalet anlayışına gölge düşürecektir. Biz, bunu doğru bulmuyoruz. Herkes yargıya yardımcı olmalı, işini kolaylaştırmalı ve adaletin eksiksiz ve gecikmeksizin tecellisine katkı sağlamalıdır.

Buradan tüm milletime şu samimi çağrıyı yapmak istiyorum; güçlü, tarafsız, bağımsız, iyi ve seri işleyen bir adalet sistemi, evlatlarımıza bırakabileceğimiz en değerli mirastır. Şayet bu hususta eksik varsa tamamlamak, sorun varsa çözmek, tıkanıklık varsa gidermek, 85 milyon olarak hepimizin müşterek vazifesidir. 

İktidarı ve muhalefetiyle, basını ve sivil toplumuyla hep birlikte yargımızın her türlü tssuptan menft, eksenli gruplaşmadan ve ideolojik kamplaşmadan uzak durmasını temin etmemiz gerekiyor. Milletin maslahatı ve ülkenin selameti yerine belli bir zümrenin menftini gözeten dar takımcı anlayışların adalet teşkilatımız dahil, devletimizin kurumları içinde tekrar yuvalanmasına izin veremeyiz, vermeyeceğiz. Bu hususta hepimizin sorumluluk şuuruyla hareket etmesi koşuldur. Adalet terazisini elinde tutan hukukçularımızın da medya, sosyal medya, günlük hayattaki duruşlarıyla bu sürece olumlu katkı sunması kıymetlidir. Bunu başardığımızda çok daha iyi bir pozisyonda olacağımıza inanıyorum.

Yargının yasama ve yürütmeye müdahalesi nasıl yanlışsa, yargının siyasi tartışmaların içine çekilmesi de o kadar kusurludur. İktidarı ve muhalefetiyle, basını ve sivil toplumuyla hep birlikte yargımızı menft eksenli gruplaşmadan ve ideolojik kamplaşmadan uzak durmasını temin etmemiz gerekiyor. 

“Siyasetteki yumuşama, yeni anayasa için imkan teşkil ediyor”

Cumhuriyetimizin 100. yılının darbe eseri bir anayasayla karşılanmış ve geçirilmiş olmasını, Türkiye demokrasisine yakıştıramıyoruz. Bu eksikliğin tekrar milli irade eliyle giderilmesi, demokrasimizin gücüne güç katacak, Türk siyasetinde yeni bir kilometre taşı olacaktır. Siyaset kurumunun ekonomik ve sosyal sıkıntıları öne sürerek, sivil anayasa muhtaçlığını gündemden düşürmek istemesini doğru bulmuyoruz. Yeni anayasanın, sihirli değnek benzeri dokununca meselelerimizi anında ortadan kaldırmayacağını elbette biliyoruz. Yeni anayasa, sivil siyasetin alanını genişleterek, iktisattan sosyal hayata, ülkemizin sıkıntılarının tahlilini daha da hızlandıracaktır. Siyasetteki yumuşama ile birlikte farklı siyasi partiler arasındaki istişari görüşmelerin ağırlaşması, bu bakımdan çok önemli bir imkan teşkil ediyor. Türk siyasetinin, bu fırsatı ülkemiz, milletimiz ve demokrasimiz ismine kalıcı bir yarara dönüştürmesini ümit ediyoruz. Biz, milletimizin beklentileri çerçevesinde üzerimize düşen yapan rolü oynamaya devam edeceğiz.”

 


Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.