“Etki ajanlığı” düzenlemesi: İktidar nasıl savunuyor, muhalefet neden eleştiriyor?
Ayşe Sayın
Ankara, BBC Türkçe
Türk Ceza Kanunu’ndaki (TCK) “casusluk” hatasının kapsamını genişleten ve kamuoyunda “etki ajanlığı” olarak bilinen düzenlemenin de içinde yer aldığı Noterlik Yasa Teklifi, aksi bir karar alınmazsa bu hafta TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek.
23 unsurdan oluşan yasa teklifinin, “etki ajanlığı” düzenlemesi olarak nitelendirilen, TCK’nın “Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk” kısmına, “Devletin güvenliği ya da siyasal faydaları aleyhine suç işleme” başlığıyla yeni suç tarifi ekleyen 16’ıncı hususu tartışma konusu.
AKP düzenlemenin, “yeni tip casuslukla mücadele” için gerekli olduğunu savunuyor.
Muhalefet ve basın meslek örgütleri ise düzenlemeyi, “muğlak tabirler içerdiği için cadı avına dönüşebileceği” tasayla eleştiriyor.
CHP, teklifin Meclis’ten motamot geçmesi halinde Anayasa Mahkemesi’ne iptal başvurusu yapmaya hazırlanıyor.
Düzenleme ilk defa Mayıs ayında gündeme gelmişti.
AKP düzenlemeyi 9. Yargı Paketi’ne koymayı planlamış fakat yansıların akabinde vazgeçmişti.
İlk taslakta “Türk vatandaşları ya da kurum ve kuruluşları yahut Türkiye’de bulunan yabancılar hakkında araştırma yapan ya da yaptıranlar” da suç kapsamına alınıyordu.
Bu hafta Genel Kurul’a gelmesi beklenen yeni teklifte bu ifade yer almadı.
Ancak teklifte, “devletin güvenliği ya da iç yahut dış siyasal faydaları aleyhine yabancı bir devlet ya da tertibin stratejik çıkarları ya da talimatları doğrultusunda suç işleyenlerin cezalandırılacağı” kararı korundu.
Yasa teklifi ne getiriyor?
Yasa teklifi, TCK’daki “casususluk” suçunu düzenleyen 339’uncu unsura “devletin güvenliği ya da siyasal faydaları aleyhine suç işleme” başlığı altında yeni bir suç ihdası ekliyor.
Teklif, “casusluk suçu” kapsamı dışında olmak kaydıyla, “devletin güvenliği ya da iç ya da dış siyasal faydaları aleyhine yabancı bir devlet ya da tertibin stratejik çıkarları ya da talimatı doğrultusunda suç işleyenler hakkında üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezası” verilmesini öngörüyor.
Teklif ayrıyeten, “Fail hakkında hem bu cürümden hem de işlediği ilgili hatadan ötürü başka ayrı cezaya hükmolunur” tabiriyle ikili cezalandırmanın da yolunu açıyor.
Suçun, savaş sırasında ya da savaşa hazırlıklarını tehlikeye sokması halinde, ceza 8 yıldan 12 yıla kadar artırılabilecek.
Söz konusu cürümden kovuşturma yapılması ise Adalet Bakanlığı’nın müsaadesine bağlanıyor.
İktidar düzenlemeyi neden istiyor?
AKP kurmayları, yeni düzenlemeye gerek duyulmasının nedenini, “TCK’daki casusluk hatasının kapsamının, gelişen teknoloji nedeniyle yetersiz kalması” olarak açıklıyor.
Parti kurmaylarına göre TCK’daki “casusluk” suçu, teknik olarak bilgi ve doküman temini üzerinden işlenebilen bir suç tipi. Günümüzde ise casusluk kavramı içinde kalabilecek suçlar farklı tekniklerle işlenebiliyor.
Yasa teklifinin münasebetinde, düzenlemeye gerek duyulmasının sebebi olarak “casuslukla daha faal mücadele” gayesi gösteriliyor.
“Belge ve bilgi temini ya da açıklanması dışında casusluk gayesiyle suç işlenmesinin de başka bir suç olarak düzenlendiği” vurgulanan münasebette, “devletin iç ve dış siyasal yararları” ile “güvenliği” kavramı arasında sıkı münasebet bulunduğu vurgulanıyor.
Muhalefet ne diyor?
Başta CHP olmak üzere muhalefet partileri, TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilen yasa teklifine “muhalefet şerhi” koydu.
Muhalefet şerhlerindeki ortak noktalar düzenlemenin “çifte cezalandırma” içermesi, ifade özgürlüğüne yeni mahzurlar getirmesi ve “suç kapsamının muğlak olması nedeniyle cadı avına dönüşme potansiyeli” oldu.
Muhalefet şerhlerinde teklifin yol açacağı sakıncalara ilişkin öncelikle şu görüşlere yer verildi:
Basın meslek örgütleri neden karşı çıkıyor?
Basın meslek örgütleri teklifi, basın özgürlüğü için önemli bir tehdit olarak görüyor.
Türkiye’nin önde gelen basın meslek kuruluşları, 22 Ekim’de yayımladıkları ortak açıklamada, yasa teklifinin “iktidar eleştirisini bastırmak ve gazetecilik fliyetlerini türel belirsizliklerle dolu bir alan içine itmek amacıyla oluşturulduğunu” savunmuştu.
Açıklamada şu sözler yer almıştı:
“ ‘Etki ajanlığı’ kavramının ceza kanununa eklenmesi, basın özgürlüğünü önemli bir tehdit altına sokan bir adım olup, ‘iç ve dış siyasal faydalar aleyhine’, ‘yabancı organizasyon’ ve ‘savaş etkinliği’ sözlerinin getirdiği muğlaklık, bu düzenlemenin her türlü gazetecilik fliyeti üzerinde baskı oluşturma potansiyeli taşıdığına işaret etmektedir.
“Bu düzenleme, gazetecilerin mesleklerini icra ederken her an ‘etki ajanı’ olarak damgalanma riski ile karşı karşıya kalacakları bir ortam yaratacaktır.”