DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, belediyelere ilişkin yaptığı değerlendirmede iktidarın “yargı ve kayyım” politikalarını, ana muhalefetin ise “yolsuzluk ve denetimsizlik” sorunlarını eleştirerek, iki tarafın da vatandaşın sorunlarına çözüm ...
02.04.2026
0
Türkiye Altın İşletmeleri A.Ş.’nin Nevşehir ve Kayseri’yi kapsayan maden kapasite artışı projesi için “ÇED olumlu” kararı verildi. Proje kapsamında faaliyet alanı genişletilirken yeni tesislerin kurulması planlanıyor. Cumhuriyet'ten Şeyda Öztürk'ün ...
01.04.2026
0
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, İkizköylü Esra Işık'ın tutuklanmasına tepki gösterdi. Hatimoğulları, "Bu ülkenin ağacını, ormanını, suyunu, taşını savunmak suç değildir" dedi. Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki ...
01.04.2026
0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, Zonguldak'ta 1 Nisan'da yapılan İl Genel Meclisi Başkanlığı seçiminde pusulada "harf hatası" yapıldığı gerekçesiyle CHP'nin oyunun geçersiz sayılarak CHP'nin adayının seçimi kaybettiğinin iddia ...
06.04.2026
0

Fehmi Koru: 15 Temmuz uğursuz darbe girişimi üzerinden 7 yıl geçti, şu anda yeni bir değerlendirmenin vakti

Yabancı yatırımcılar gelsin, turizm gelirlerimiz artsın duasına mı çıkalım, yoksa “Neden gelmiyorlar?” sorusuna yanıt mı aramalıyız? 

Fehmi Koru: 15 Temmuz uğursuz darbe girişimi üzerinden 7 yıl geçti, şu anda yeni bir değerlendirmenin vakti
Yayınlama: 16.07.2023
3
A+
A-

Fehmi Koru*

Dün bütün günü yedi yıl önce ülkenin başına gelmiş uğursuz bir olayı hatırlayarak geçirdik. Gazeteler, televizyonlar, radyolar yanında kentlerin dört bir tarafındaki billboardlar da o uğursuz olayı hepimize bir sefer daha hatırlattı…

Darbe girişimini…

Türkiye başından çok sayıda darbe geçmiş bir ülke.

İlki 1960 yılının 27 Mayıs günü yaşanmıştı.

Sonra neredeyse her 10 yılda bir darbeler birbirini izledi.

Doğrudan sisteme el konulması -darbe ya da askeri müdahale- yanında bir post-modern (28 Şubat 1997) bir de e-muhtıra yoluyla (27 Nisan 2007) sistemi etkileme teşebbüsleriyle karşılaşıldı.

Arada kaç müdahalenin teşebbüs halinde kaldığının sayısını bilmiyoruz.

Sivil yöneticileri ziyaretle ya da onlara elçi/aracı göndererek kendi istedikleri biçimde davranmaya sevk etme yolu de vardı fakat o cins dolaylı davranışlar da kayıtlara geçmedi.

Yargı -daha açık tabirle Anayasa Mahkemesi- eliyle parti kapatılması sağlanarak istenen sonucu alma metodunu de bu listeye eklersek Türkiye’nin demokratik sicili hakkında daha sağlam bir fikir sahibi olabiliriz.

Zaten işte bu sebeple, ne zaman 15 Temmuz’da başımıza gelen darbe teşebbüsünden söz etmem gerekirse, o olayın önünde kesinlikle ‘uğursuz’ sıfatını kullanma ihtiyacı duyuyorum.

‘Uğursuz’, zira 15 Temmuz’u (2016) planlayan ve sahneye koyanlar, teşebbüsleri muvaffakiyete ulaşamadığı için istedikleri sonucu elde edemeseler bile, o günlerde ülkemizde artık bir daha sivil hayata sistem dışı güçler tarafından müdahale edilmesi benzeri bir yanlışlığın yaşanmayacağına dair bir inancımız vardı, işte onu yerle bir ettiler.

Dün 15 Temmuz 2016’da yaşananları hatırlatma amacıyla düzenlenen bütün etkinliklerde, kim ne derse desin, kim hangi tonda konuşursa konuşsun, hepsinin üslubuna aynı tedirginlik hakimdi.

“Bir daha müsaade etmeyeceğiz” teminatı da o tedirginliğin dışa vurumu.

İşte bu sebeple 15 Temmuz uğursuz bir darbe teşebbüsüdür.

Darbeyi planlayanlar, sahneye konulmasında rol alanlar, teşebbüse katılanlar ülkemize en hayırsız işlerden birini yapmış oldular.

Onlarla yargı eliyle hesaplaşılmasından daha doğru bir iş olamaz.

Girişimin ‘uğursuz’ sıfatını hak etmesinin bir öbür sebebi de, hesaplaşma sırasında hesaplaşılacak aksiyonların başlangıcının makul bir tarih olarak belirlenmemesi ve ‘darbeci’ sıfatını o sıfattan en fazla nefret edecekleri de kapsayacak kadar geniş tutma kolaylığıdır.

Bu yüzden yaşanan mağduriyetler ortada.

Yedinci yıl bu yolda yapılan yanlışlığı gözden geçirmek için uygun bir tarih.

Türkiye son seçimin akabinde, siyasi iktidar eliyle, temel birkaç alanda değişiklik yoluna gidiyor.

Hükümet yenilendi, bakanlar büyük çapta değişti.

Ekonomide takım ve usul değişikliğine gidildi.

Dış siyasette yakın geçmişte terk edilmiş gayeler yeniden hatırlandığı gibi, düşman bellenen devletler, örgütler ve kurumlarla iyi ilişkiler kurma kararlılığı benimsendi.

Bu yenilenmeler nedeniyle ortaya çıkan bir sorun var ve o da 15 Temmuz uğursuz darbe teşebbüsü sonrasında yaşananlarla ilgili.

Yeniden yakınlaşmak istenen devletler ve örgütlerle evvelden olduğu benzeri sempatik ilişkiler kurmayı engelleyen kimi kabuller 15 Temmuz sonrasına ait. ‘Terör’ ve ‘terörist’ tarifi ve yargının bununla ilgili uygulamaları, yakınlaşmak istediğimiz ABD’ye ve Avrupalı ülkelere karşıt geliyor.

Herhalde farkındayız: Bu alandaki derin görüş ayrılığı yalnız diplomaside değil, iktisatta de aleyhimize çalışıyor.

İlk yapılması gereken, yedi yılın sonunda ve artık halkın sisteme sahip çıkmasından duyulan itimatla, bu mevzuya eğilinmesidir.

Avrupa Birliği ile ilgimizi yeniden üye adayı statüsüne çıkarmak istemiyor muyuz?

Hiç değilse Avrupa ile gümrük birliğinde artık aleyhimize sonuçlar vermeye başlamış hususları ortadan kaldırmak için müzakereler başlatmak isteğinde değil miyiz?

ABD ile ilişkileri tazelerken F-35’ler üzerindeki hakkımızı aklımıza bile getirmiyoruz fakat hiç değilse F-16 jetlerinin modernizasyonu üzerinde ısrarcı olmak niyetimiz yok mu?

Yabancı yatırımcılar gelsin, turizm gelirlerimiz artsın duasına mı çıkalım, yoksa “Neden gelmiyorlar?” sorusuna yanıt mı aramalıyız? 

Hainler eliyle gerçekleşen uğursuz darbe teşebbüsünü her yıl telaş içerisinde hatırlamak ve hatırlatmak yerine, hainler ve uğursuzlara en iyi karşılığı teşkil edecek bir öz-güven içerisinde davranmaya başlamak çok daha akla yatkın olur.

Bunun vakti geldi, umarım bu fırsatı ertelemeyiz.

*Bu yazı fehmikoru.com adresinden motamot alınmıştır.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.