MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "CHP'de taraflar kullandığı dil ve üsluba dikkat etmeli" dedi. Türkgün Gazetesi'ne konuşan Bahçeli, "Paralel liderlik toplumsal istikrarı bozar" dedi. Türkgün Gazetesi Başyazarı Yıldıray Çiçek'e konuşan Bahçeli ...
04.06.2026
0
CHP'de yönetim tartışmaları sürerken, bazı milletvekilleri hakkında hazırlanan dokunulmazlık dosyalarının TBMM'de nasıl ele alınacağı tartışılıyor. Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin, rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla gündeme gelen isimlerin yargılanması ...
07.06.2026
0
Uzaktan çalışma modelinin yaygınlaşmasıyla birlikte İstanbul'un merkezi ilçelerindeki kafelerde "Mekan dolu ama ciro düşük" şikayetinde bulunan işletmeciler, yeni önlemler almaya başladı. Artan maliyetler ve düşen masa devir hızı nedeniyle birçok ...
01.06.2026
0
BBC News TürkçeLondra Muğla'nın Milas ilçesinde İkizköy Mahallesi'ne bağlı Akbelen mevkinde, altı mahalle için özel mülkün acele kamulaştırma kararlarını protesto sırasında tutuklanan Esra Işık'ın yargılandığı davada ikinci duruşma bugün yapılacak ...
01.06.2026
0

Fehmi Koru: ABD Suriye’de ‘tavşana kaç, tazıya tut’ oyunu mu oynuyor? Washington’da oyun bitmez…

Fehmi Koru: ABD Suriye’de ‘tavşana kaç, tazıya tut’ oyunu mu oynuyor? Washington’da oyun bitmez…

Fehmi Koru: ABD Suriye’de ‘tavşana kaç, tazıya tut’ oyunu mu oynuyor? Washington’da oyun bitmez…
Yayınlama: 07.10.2023
4
A+
A-

*Fehmi Koru

Türkiye günlerdir Suriye’nin kuzeyindeki YPG/PYD maksatlarını vuruyor. Son günlerde Suriye’ye bir öteki hedef daha katıldı: Irak… İki komşu ülkenin Türkiye’ye yakın topraklarında yuvalanan teröristlere yönelik hava harekatı hiç durmaksızın devam ediyor…

Irak ile ülkemiz arasında buna benzeyen harekatlar için bir ön anlaşma var, bu yüzden daha önce de oraya dönük bu yoğunlukta operasyonlar yapıldığı biliniyor. Fakat iç-savaş sürdüğü için otorite boşluğu yaşanan Suriye’de, Türkiye’nin daha önce kendi çizdiği ilgi hudutları dışındaki bölgelere karşı girişilen bu yoğunluktaki operasyonu bir yenilik sayılabilir…

Operasyon bölgesinde ABD himayesinde olduğu bilinen militanlar bulunuyor…

Nitekim, ilk gün, bir Amerikan F-16 uçağının Türkiye’ye ait silahlı insansız bir hava aracını (SİHA) düşürdüğü duyuldu.

Duyuran da Amerika’nın bölgedeki komutanları…

Ankara’dan, bölgedeki bütün güçlere, operasyon alanındaki varlıklarını çekmeleri yönünde ihtarda bulunulduğu biliniyor…

Uluslararası ajanslar da, Ankara’nın verdiği etkisiz hale getirilenler sayısını doğrulayan haberler vermekteler…

Sürdürülen askeri harekat o terörist saldırısına bir karşılık. Yetkililer, bu harekatla, ülkeye yönelik tehdidi ortadan kaldırmanın amaçlandığını bildiriyorlar.

Harekatta havadan dövülen amaçların, Türkiye’nin birlik ve dirliğine tehdit oluşturan PKK ve onunla ilintili yerel güçlere -YPG/PYD’ye- ait olduğu daha ilk günden açıklandı. PKK’yı bölgeye dışarıdan gelmiş ABD de ‘terör örgütü’ olarak görüyor. [Putin Rusya’sı ise PKK’ya Moskova’da bir temsilcilik açma müsaadesi bile verdi.]

Aynı ABD, Türkiye’nin ‘‘PKK’dan farksız’’ olarak gördüğü YPG/PYD’ye ve militanlarına PKK’dan farklı davranıyor. Sırf kelamda de kalmıyor bu farklı muamele, ABD, askerleriyle YPG/PYD militanlarının eğitilmesini sağladığı gibi, ağır-hafif demeden silahlanmasına da katkıda bulunuyor. 

Gerçek bu iken, kendi askerlerinin de bulunduğu bölgedeki YPG/PYD militanlarına karşı girişilen Türkiye’nin askeri harekatına, ABD’den, tam destek verdiği söylenemese de, doğru dürüst bir karşı çıkış da gelmedi.

Washington Türkiye’nin kendisini savunma hakkı bulunduğuna dair açıklama yaptı.

Düşürülen SİHA için özür dilenmedi tahminen fakat benzeyen bir olayın bir kere daha yaşanmayacağı yönünde güçlü sinyal alındığı söylenebilir.

Üzerinde dikkatle durulması gereken bir tuhaf durum bu.

ABD bölge beşerinin beklentilerini kabarttıktan ve bulundukları ülkeler idarelerine karşı uğraşlarına başlangıçta destek verdikten bir süre sonra, geçmişte de, hal değişikliğine gidebilmişti.

En bilinen çarpıcı örnek, Molla Mustafa Barzani liderliğindeki kalkışmanın (1969-1975) ardındaki güç olan ABD’nin, İran üzerinden her türlü dayanağı vermekteyken, birden bire kendini kenara çekmesi sonrası, Saddam Hüseyin’in başındaki Irak’la Şah’ın İran’ı arasında Cezayir’de imzalanan anlaşma ile İran’ın karşı cepheye geçmesidir.

İsyan harekatı çöküvermişti.

Hayal kırıklığı içerisindeki Mustafa Barzani hastalığının son günlerini ABD’nin başşehrinde geçirdi ve orada hayata veda etti (1979). 

Dönemi soruşturan resmi Pike Komisyonu, isyanın destekçisi CIA’nin -bunu ABD olarak anlayabiliriz- Saddam’ı devirmek için Irak’ı zayıflatmak gayesiyle Kürt güçlerini desteklediği, yoksa Barzani’nin niyetlerinin gerçekleşmesiyle ilgisi bulunmadığı sonucuna varmıştı.

Geçmişte ihanet eden tekrar pekala ihanet edebilir.

Acaba bu kez da bu türlü bir durum mu söz konusu?

Yoksa, Washington ‘tavşana kaç, tazıya tut’ oyunuyla öteki bir emel mı güdüyor?

Pek çok mümkün senaryo aklıma geliyor da, hiçbiri bölge insanı ve Türkiye’nin lehine değil.

Bu sebeple de çok titiz olunması gerektiğini düşünüyorum.


Bu yazı, Fehmi Koru’nun ferdî bloğundan alınmıştır. 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.