DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, belediyelere ilişkin yaptığı değerlendirmede iktidarın “yargı ve kayyım” politikalarını, ana muhalefetin ise “yolsuzluk ve denetimsizlik” sorunlarını eleştirerek, iki tarafın da vatandaşın sorunlarına çözüm ...
02.04.2026
0
Türkiye Altın İşletmeleri A.Ş.’nin Nevşehir ve Kayseri’yi kapsayan maden kapasite artışı projesi için “ÇED olumlu” kararı verildi. Proje kapsamında faaliyet alanı genişletilirken yeni tesislerin kurulması planlanıyor. Cumhuriyet'ten Şeyda Öztürk'ün ...
01.04.2026
0
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, İkizköylü Esra Işık'ın tutuklanmasına tepki gösterdi. Hatimoğulları, "Bu ülkenin ağacını, ormanını, suyunu, taşını savunmak suç değildir" dedi. Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki ...
01.04.2026
0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, Zonguldak'ta 1 Nisan'da yapılan İl Genel Meclisi Başkanlığı seçiminde pusulada "harf hatası" yapıldığı gerekçesiyle CHP'nin oyunun geçersiz sayılarak CHP'nin adayının seçimi kaybettiğinin iddia ...
06.04.2026
0

Fehmi Koru: Hafize Gaye Erkan daha fazla gecikmeden affını istedi, Mehmet Şimşek de gün sayıyor olabilir mi?

Muhtemelen, ilan edilecek enflasyon oranının yüksek çıkacak olması, kendisinin ‘affını istemesini’ çabuklaştırmış da olabilir.

Fehmi Koru: Hafize Gaye Erkan daha fazla gecikmeden affını istedi, Mehmet Şimşek de gün sayıyor olabilir mi?
Yayınlama: 03.02.2024
3
A+
A-

* Fehmi Koru

Merkez Bankası’nın dokuz ay önce atanmış başkanı Hafize Gaye Erkan, dün, yeni devirde adet olduğu üzere, istifasını ‘affımı istiyorum’ diye duyurarak, sorumluluğunu bıraktı.

Bazıları için beklenmedik bir gelişme bu.

Kendisinin yönetim usulüyle ilgili güzele gitmeyen haberler ortalığı sardığında, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yaptığı bir konuşma ile, atadığı lidere sahip çıktığı genel olarak benimsenmişti.

Galiba farklı düşünen az yorumculardandım.

Aynı vakitte okurum da olan yakınlarım, “Mutlaka belirtmelisin” dedikleri için, o konuşmanın akabinde burada yazdığım yazının ilgili kısmını paylaşayım:

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, AK Parti genel başkanı olarak, partisinin Ankara kent ve ilçe belediye başkan adaylarını açıkladığı toplantıda, yorumculara göre, Merkez Bankası’yla ilgili gelişme üzerine de konuştu.

Daha doğrusu, mevzuyu yakından izleyen yorumcular, konuşmasının aşağıda alıntılayacağım kısmının o bahse ait olduğu görüşünü paylaştılar.

O kısım şu:

“Akla ziyan dedikodularla iktisatta binbir zahmetle temin ettiğimiz güven ve istikrar iklimini bozacak kampanyalar yürütüyorlar. Tüm umutlarını ülkemizin tökezlemesine bağlayanları, daha önce olduğu benzeri tekrar hüsrana uğratmakta kararlıyız. Dedikodular üzerinden bir bardak suda fırtına koparmaya çalışan fitne tüccarlarını kesinlikle umursamıyoruz.”

Gazetelerin internet siteleri ile haber siteleri konuşmanın bu bölümünü “Erdoğan, Hafize Gaye Erkan’a sahip çıktı” başlığıyla sundular.

Dediklerini tekraren okudum, aynı sonuca varamadım.

Herhalde, cümlenin ‘kesinlikle umursamıyoruz’ diye sonlandırılması yorumculara bu izlenimi vermiş olmalı.

Oysa, o kısım, Erdoğan’ın çabucak her gün yaptığı cinsten, muhalefete ve muhalif medyaya çatmasından ibaret.

Çatmanın illa Merkez Bankası lideriyle ilgili olması gerekmiyor.

Yapar ya da yapmaz, lakin bu konuşmadan sonra Merkez Bankası liderinin istifa ettiğini ya da görevden alındığını duyarsam, kendi hesabıma şaşırmam.”

[25 Ocak 2024 tarihli yazının başlığı: Cumhurbaşkanı, Gaye Erkan’a sahip mi çıktı? Bence hayır.. İktisatta yanlışları muhalifler yapmıyor ki…]

Böyle yazdığım için, dün akşam geç stlerde gelen istifa haberi, beni hiç mi hiç şaşırtmadı.

İstifaların ‘affını istedi’ biçiminde duyurulduğuna ilk defa şahit olunmuyor; Hazine bakanlığından ayrıldığını İnstagram hesabından ilan eden Berat Albayrak’tan beri, vaktinden önce sorumluluğunu bırakmak zorunda bırakılan yüksek bürokratlar hep aynı kalıbı kullanıyorlar. [Hafize Erkan da istifasını şu anda ismi X olan Twitter’dan duyurdu.]

Görevi bırakmaları istenen AK Partili belediye başkanları için farklı bir kalıp vardı; onlar ‘metal yorgunu’ olduklarından ayrıldılar.

Erkan‘ın görevi bırakmasının görünür sebebi, üzerinde birkaç hafta süren fırtınalar koptuğu için biliniyor. Kendisinin “İtibar suikastı” dediği tezlerin hafife alınacak tarafı yoktu. Fakat, göreve getiren/ler açısından kendisini denklem dışına zorlayan daha temel bir sebep olduğu da gözden kaçırılmamalı.

Ayrılmanın zamanlaması önemli

Erkal bu göreve, Hazine ve Maliye Bakanlığı’na getirilen Mehmet Şimşek’in çabucak akabinde atanmıştı. Bu ikiliden beklenen, daha önce aynı misyonlarda bulunanların ‘Neo-klasik ekonomi fikrinden epistemolojik bir kopuş’ ile ‘heterodoks’ bir anlayış olarak tanımlanan ve ismi ‘Türk modeli’ konulmuş siyasetlerinden farklı, Mehmet Şimşek’in görevi devraldığı gün, “Türkiye’nin rasyonel bir yere dönmekten diğer devası kalmamıştır” cümlesiyle anlattığı, yeni siyasetle iktisadın problemlerini çözmeleriydi. 

Kısacası, enflasyonu düşürmeleri ve hayat pahalılığının önünü kesmeleri kendilerinden bekleniyordu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın temelinde ‘nass’ bulunduğunu iddia ettiği “Faiz sebep, enflasyon sonuç” kabulü terk edildi ve her ay alınan kararlarla mevduat faizi %45 hududuna kadar yükseltildi.

Faiz yükseltildi ama enflasyon düşmedi, düşmüyor.

TÜİK de baskıyı yumuşattığı için enflasyon yüksek görünüyor.

[TÜİK’in şu yakınlarda ‘hissedilen enflasyon’ diye %126’lık bir oran duyurması da Şimşek-Erkan ikilisini herhalde rahatsız etmiştir.]

Hafize Gaye Erkan dün istifa etmeseydi, Pazartesi günü %70’in ötesinde çıkması beklenen yıllık enflasyonu o açıklayacaktı.

“Zamanlaması önemli” derken bunu kast ettim.

Muhtemelen, ilan edilecek enflasyon oranının yüksek çıkacak olması, kendisinin ‘affını istemesini’ çabuklaştırmış da olabilir. 

Mehmet Şimşek’in durumu ne olacak?

Şimşek, kısmen kamuoyu önünde kısık sesle ifade etmeye çalıştığı iktisadın gerçek meselelerini, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a anlatıyor mu, kuşkuluyum.

Ona yardımcı olmak isterim:

Bu işin sadece faizi indirip bindirmekle çözülemeyeceğini, her şeyden ve herkesten önce, devletin ve bürokrasinin tasarrufa zorlanarak kamu harcamalarının kesin önlemlerle kısılmasıyla işe başlanması gerektiğini…

Yabancı sermaye girişi ve yabancı direkt yatırımlar için, Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunun uygulamalarla da vurgulanmasının kaide olduğunu… 

Ayıplı demokrasi imgesinin dışarıdan bakanları kaygıya sürüklediğini, içeride de iş dünyasının iştahını azalttığını…

Bütün bunları Cumhurbaşkanı Erdoğan’a anlatıyor mudur Mehmet Şimşek?

Sorumun cevabı “Hayır” ise…

Yukarıdaki yarım cümleyi sizler tamamlayabilirsiniz.

* Bu yazı fehmikoru.com adresinden motamot alınmıştır.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.