EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Balıkesir Edremit’te bir simit fırınında staj yapan MESEM öğrencisinin "cinsel istismara maruz kaldığı" iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na soru ...
01.05.2026
0
Emek ve Meslek Örgütlerinden Kadınlar, 1 Mayıs 1977'de Taksim'de katledilen kadınları Kazancı Yokuşu'nda andı. Anma sırasında yapılan açıklamada, "Bizler şiddeti yalnızca bireysel değil; yapısal, politik ve sistemsel bir sorun olarak görüyoruz ...
01.05.2026
0
TBMM Akran Zorbalığını Araştırma Alt Komisyonu'nun taslak raporunda, dünyada uygulanan zorbalıkla mücadele programları ele alındı. Raporda, "Olweus", "KiVa", "ViSC", "NoTrap" ve "Free of Bullying" modellerinin Türkiye'nin sosyo-kültürel yapısına ...
04.05.2026
0
Türkiye Barolar Birliği bünyesinde kurulması planlanan "Reklam Yasağı İhlallerini Takip Merkezi", yüksek takipçili avukatların sosyal medya ve dijital mecralardaki paylaşımlarını inceleyecek. Reklam yasağı ihlali tespit edilen içerikler ilgili ...
03.05.2026
0

Fehmi Koru: İktidar ortakları arasında emeklilerin sorunuyla ilgili bir ihtilaf var galiba, Erdoğan bir şey söyledi, Bahçeli ise başka bir şey…

Prestijden fedakarlık mı yapılacak?

Fehmi Koru: İktidar ortakları arasında emeklilerin sorunuyla ilgili bir ihtilaf var galiba, Erdoğan bir şey söyledi, Bahçeli ise başka bir şey…
Yayınlama: 02.03.2024
4
A+
A-

* Fehmi Koru

“Bir hadise var can ile canan arasında.”

CHP’nin tek parti döneminde milli eğitim bakanlığı yapmış, şair Can Yücel’in babası da olan Hasan Âli Yücel’in bir şiirinin mısraı bu. Şiiri Servet Yesari hisar-buselik makamında bestelemiş… [Şarkıyı Safiye Ayla’nın seslendirmesiyle bu yazının altına yerleştirdim.]

Hemen bütün ünlü klasik müzikçilerimizin seslendirdiği müziğin bu mısrasını, dün, MHP lideri Devlet Bahçeli’yi dinlerken hatırladım.

MHP lideri ‘fiyat anarşistleri’ sıfatını uygun gördüğü birilerini suçlamayı unutmadan, araya ‘FETÖ’ sözcüğünü de katarak yaptığı konuşmada, açık seçik sözlerle şunları söylüyordu:

“Emeklilerimizin davetleri haksız değildir, gerekli iyileştirmeler yapılacaktır.”

Nokta.

Acaba hükümetin küçük ortağının lideri Devlet Bahçeli, hükümetin büyük ortağının lideri de olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kendisinden bir gün önce Kütahya’da yaptığı konuşmayı dinlememiş olabilir mi?

Dinlemişse, üstteki noktalı cümle ne manaya geliyor?

Biraz uzunca olacak ama Erdoğan’ın Kütahya konuşmasının emekliler ile ilgili kısmını alıntılayacağım:

“En düşüğü 10 bin lira olan emekli mşı, ömrünü kendisinin ve ailesinin geçimi için harcamış vatandaşlarımız için kâfi mi? Elbette değil. Pekala, emekli mşlarını arzu ettiğimiz seviyeye nasıl yükselteceğiz? Devlet ve millet olarak daha fazla çalışacak, daha çok gelir elde edecek, ortaya çıkan çıkardan da emeklilerimize hak ettikleri parayı vereceğiz. Şu Anda birileri çıkıyor, ‘Emekli mşlarına 7 bin lira, 10 bin lira seyyanen ekleyelim’ diyerek kendi akıllarınca emeklilerimizi tahrik ediyor. Bakınız, bizim ülkemizde hâlihazırda 16 milyon emeklimiz var. Emekli mşlarına 7 bin lira eklemek demek bütçeden yaklaşık 1,4 trilyon liralık, 10 bin lira eklemek demek 1,9 trilyon liralık bir kaynağı buraya aktarmak demektir. (..) Yani, 2024 yılı boyunca ülkemizde tek çivi çakmasak, tüm yatırım bütçesini buraya aktarsak bile bu masrafı karşılamaya yetmiyor.’’

Hükümetin büyük ortağının lideri, emeklilere zam yapmanın mümkün olmadığını bütçe istikrarlarının gerekleriyle açıklıyor, yedi bin ya da on bin lira zam verildiği takdirde tek bir yatırıma çivi çakılamayacağını, hatta çalışanlara mş ödenemeyeceğini söylüyor.

Küçük ortağın lideri ise, kesin tabirlerle, emeklilerin mşlarının güzelleştirileceğini duyuruyor.

İki partinin iktidar iştirakine başladığı ilk günden bu yana, iki lider, hiç birbirlerine kamuoyu önünde böylesine aykırı düşmemişlerdi.

Aralarında sanıyorum ilk görüşmelerinde belirledikleri bir çerçeve kontrat var ve o mukaveleyle farklı görüşlerin kamuoyuna mal edilmesinin önüne geçilmesi amaçlanıyor.

Senkronizasyonu sağlamak için de, ihtiyaç ortaya çıktığında, iki lider bir araya gelip konuşuyor ve vardıkları mutabakatı o görüşmede mutabık kaldıkları biçimde kamuoyuyla paylaşıyorlar.

Liderlerin ikili görüşmesi, daha çok, Bahçeli’nin ‘Devlet Beyefendi Konağı’ da denilen malikanesinde gerçekleşiyor.

Gözlemlerime dayanarak belirtmek ihtiyacı duyuyorum: Siyasi tarihimizde, 2017’den beri AK Parti ile MHP yahut Tayyip Erdoğan ile Devlet Bahçeli arasında süregiden iştiraki andıran yakınlıkta bir iktidar paylaşımına, bir koalisyona hiç tanıklık edilmedi.

En optimist niyetlerle kurulan koalisyon iştirakleri bile, süreç içerisinde birkaç sefer sarsıntı geçirmiş, kimileri kısa sürede yıkılmıştır.

İki başkanın mahremiyet ortamında gerçekleştirdikleri görüşmelere kulak konuğu olamadığımız için, bu sıkıntısız birlikteliği nasıl kotarabildiklerini, ihtilaflı bahislerde kimin daha anlayışlı davranmasıyla sorunun giderilebildiğini bilemiyoruz.

Galiba yazının burasında ‘şimdiye kadar’ ihtiyat sözcüklerini kullanmam gerekecek.

Sorun ortada.

AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın emeklilere zam yapılmasının imkansız olduğuna dair kesin açıklamasının çabucak akabinde, hükümetin küçük ortağı olarak da bilinen MHP’nin genel başkanı Devlet Bahçeli’nin, aynı katılıkta bir cümleyle gerekli iyileştirmelerin yapılacağını söylemesi bir ilk çünkü…

Herhalde bir bildiği olmalı Bahçeli’nin…

Acaba ekonomi kurmaylarına bütçe üzerinde çalışma yaptırdı da, devlet harcamalarında gereksiz olanları belirleyip onlardan vazgeçilmesiyle ortaya çıkacak kaynağın emeklilere zam olarak yansıtılmasını mı düşünüyor MHP lideri?

İtibardan fedakarlık mı yapılacak?

Yoksa, bütçeye dokunulmayacak ama devletin partilere yaptığı yüklü mali takviyeden bu emelle MHP vaz mı geçecek?

Doğrusu ben bu ikisinden diğer olası formül bulamadım.

Sanıyorum iki lider yeni bir görüşmeyle bu ihtilafı da tahlile kavuştururlar.

ΩΩΩΩ

Safiye Ayla ~ Bir hâdise var can ile cânân arasında

* Bu yazı fehmikoru.com sitesinden alınmıştır

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.