“TÜİK’in sayılarına karşılık, ENAG’ın hesapladığı gerçek enflasyon yüzde 120’nin üzerinde”
Halktvcomtr yazarı Fikret Bila, bugünkü köşesinde, Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan‘ın enflasyon iddialarını ele alarak, “Merkez Bankası’nın enflasyon kestirimleri uzun yıllardır sahiden çok kopuktu” tabiriyle gerçeklikten ne kadar uzak olduğunu vurguladı. Ayrıyeten, TÜİK’in enflasyon hesaplamalarının şeffaflığı konusunda, “TÜİK’in enflasyon hesabı için kullandığı ürün ve hizmet sepetinde hangi ürünlerin ve hizmetlerin yer aldığı açıklanmıyor” diyerek güvensizliği dile getirdi.
Bila, iç talebin zayıflatılması yoluyla enflasyonun düşürülmesi stratejisini eleştirerek, “Ücretlerin sabit kalması ya da çok az artması evvelce satın aldığınız mal ve hizmetleri satın almaktan vazgeçmemizi gerektirir” tabiriyle bu siyasetin dar ve sabit gelirli bölümleri nasıl olumsuz etkileyeceğini vurguladı.
“Merkez Bankası 2023 yıl sonu enflasyon beklentisini yüzde 22,3 olarak belirlemişti lakin yüzde 64,77 olarak gerçekleşti.
2024 yılı için Karahan’ın açıkladığı yüzde 38’lik enflasyon kestiriminin tutması da çok zor görünüyor.
Yıllık enflasyon şu an yüzde 69,8 seviyesinde. Karahan, Mayıs ayı için enflasyonun rekor kıracağını yüzde 70-75’e ulaşacağını ifade etti.
Yılın ikinci yarısında baz tesiriyle enflasyon oranındaki yükseliş düşük çıkabilir. Lakin baz tesirine rağmen yıllık yüzde 38 beklentisini yakalamak çok kolay değil.
Tabii bütün bunlar TÜİK’in sayılarına göre.
ENAG’ın sayılarına göre ise enflasyon yüzde 120’nin üzerinde.
Karahan’ın açıklamalarında dikkati çeken bir ifade de “iç talebin zayıflayacağını düşünüyoruz” İfadesi.
Yılın ikinci yarısında iç talep zayıflayacak ve bu da enflasyonun aşağı çekilmesini sağlayacak.
İç talebin zayıflatılması yoluyla enflasyonun düşürülmesinin halk için, bilhassa dar ve sabit gelirliler için manası daha da fakirleşmedir.
İç talep, fiyatlar artarken fiyatların sabit kalması ya da enflasyon oranının altında artırılması manası taşır.
Ücretlerin sabit kalması ya da çok az artması evvelden satın aldığınız mal ve hizmetleri satın almaktan vazgeçmemizi gerektirir.
Bu da iç talebi zayıflatır ve fiyatlardaki artış suratı talep düştüğü için yavaşlar.
Dar ve sabit gelirlerinin hayat seviyesi düşer.”
Yazının tamamını okumak için .