DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, belediyelere ilişkin yaptığı değerlendirmede iktidarın “yargı ve kayyım” politikalarını, ana muhalefetin ise “yolsuzluk ve denetimsizlik” sorunlarını eleştirerek, iki tarafın da vatandaşın sorunlarına çözüm ...
02.04.2026
0
Türkiye Altın İşletmeleri A.Ş.’nin Nevşehir ve Kayseri’yi kapsayan maden kapasite artışı projesi için “ÇED olumlu” kararı verildi. Proje kapsamında faaliyet alanı genişletilirken yeni tesislerin kurulması planlanıyor. Cumhuriyet'ten Şeyda Öztürk'ün ...
01.04.2026
0
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, İkizköylü Esra Işık'ın tutuklanmasına tepki gösterdi. Hatimoğulları, "Bu ülkenin ağacını, ormanını, suyunu, taşını savunmak suç değildir" dedi. Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki ...
01.04.2026
0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, Zonguldak'ta 1 Nisan'da yapılan İl Genel Meclisi Başkanlığı seçiminde pusulada "harf hatası" yapıldığı gerekçesiyle CHP'nin oyunun geçersiz sayılarak CHP'nin adayının seçimi kaybettiğinin iddia ...
06.04.2026
0

İBB davasında “etkin pişmanlık”tan ifade veren Murat Kapki’den mahkemeye dilekçe: İfadelerimi savcının tahliye vaadi ve ailemi korumak için verdim

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da tutuklu bulunduğu İBB davası kapsamında “etkin pişmanlık” kapsamında ifade veren iş insanı Murat Kapki, mahkemeye sunduğu dilekçede, “ailesini korumak ve …

İBB davasında “etkin pişmanlık”tan ifade veren Murat Kapki’den mahkemeye dilekçe: İfadelerimi savcının tahliye vaadi ve ailemi korumak için verdim
Yayınlama: 25.03.2026
4
A+
A-

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da tutuklu bulunduğu İBB davası kapsamında “etkin pişmanlık” kapsamında ifade veren iş insanı Murat Kapki, mahkemeye sunduğu dilekçede, “ailesini korumak ve tahliye edilmek” umuduyla bu beyanlarda bulunduğunu bildirdi. Savcılar tarafından “tahliye edileceği vaadiyle” ifadeler verdiğini ifade eden Kapki, bazı ifadelerinin savcılar tarafından önemsenmediğini ve kendisine “istemezsen tutanağa yazmayız” dendiğini belirtti. İmamoğlu’nun çocukluk arkadaşı ile bağlantılı olduğu için tutuklu olduğunu belirten Kapki, tahliyesini ve beraatını talep etti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen soruşturma kapsamında açılan ve 107’si tutuklu 402 sanığın yer aldığı davada yargılama bugün üçüncü gününde devam ediyor. Silivri’deki Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesindeki 1 No’lu salonda görülen davada aralarında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu çok sayıda isim hâkim karşısına çıkıyor. İBB soruşturması kapsamında birden fazla kez etkin pişmanlıktan yararlanmak üzere ifade veren iş insanı Murat Kapki, verdiği ifadeler hakkındaki dilekçesini İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sundu.

“Savcılık bana ‘istersen yazarız’ dedi, tahliye edileceğim umuduyla ifademe bazı şeylerin yazılmamasına rıza gösterdim”

İfadelerinin savcılık tarafından ciddiye alınmadığını bazı durumlarda ise eksik olarak tutanağa geçirildiğini söyleyen Kapki, şu ifadeleri kullandı:

“Ben her gidişimde esasen hakkımdaki iddialara yanıt vermek istedim. Ancak 2. gidişimde savcı bey benim bir teknede Murat Ongun, Hüseyin Köksal, Emrah Bağdatlı ile tatil yaptığımı iddia etti. Ben de bunun olmadığını, o tatilde benim bulunmadığımı ifade ettim. Ben cezaevinde kaldıkça ve savcılığın istediği şekilde ifadeler vermedikçe hakkımdaki iddialar artıyordu.

Ben böyle bir teknede bulunmadığımı anlattım ama sanki ben örgüt üyesiymişim ve örgüt üyeleri olarak beraber tekne tatili yapıyormuşuz gibi bir algı oluştu. Ben teknede olmadığımı, teknede kimlerin olduğunu ise yat kiralama firmasından bulabileceğimi söyledim. Hatta Hüseyin’in beraber tekne tatiline gittiği kişileri de orada saydım.

Beni bu konudaki beyanım basına sızınca Emrah Bağdatlı tweet atarak beni hedef alan tweetler atmıştır. Ben onun da teknede olduğunu sanıyordum. Meğer yokmuş. Hatta daha sonra 3. gidişimde teknede kimlerin bulunduğunu tespit edip savcıya anlattım ki benim bu tatilde yer almadığım kesinleşmiş olsun.

Üçüncü gidişim esasen Mücahit Birinci’nin bana yaptığı ahlaksız teklifi anlatmak amacındaydı. Anlattım da. Savcı beylere Mücahit Birinci’nin bana gelip, savcılığa yazdığım şikâyet dilekçemde detayları mevcut olan konulardaki iftiraları atmamı ve 2 milyon dolar vermemi söylediğini, bu sayede tahliye olabileceğimi söylediğini anlattım.

Hatta sadece Mücahit Birinci meselesini de değil, İsmail Kaan ve Osman Kaan’la yaşadıklarımı da anlattım.

İsmail Kaan adlı şahıs benim ocak ayında taşınmazlarımı devrettiğim kişidir. Kendisi benim eski arkadaşımdır. Bana, “mallarını bana devret, bana hiçbir şey yapamazlar, yaparlarsa ben de onların bir sürü şeyini biliyorum” şeklinde konuşmuştur. Sadece MASAK raporundaki taşınmazlar değil, ayrıca bir de direkt İsmail Kaan’ın üzerine alınmış ve sonra ben tutukluyken bir başkasına satılan bir taşınmaz da bu kapsamdadır. Bu taşınmaz 5 milyon 750 bin dolara satılmıştır. Bunun 1 milyon 750 bin doları ise halen İsmail Kaan’dadır ve tarafıma vermemektedir. Ben gözaltına alınmadan 10-15 gün önce de İsmail ve babası benim Ferko’daki ofisime gelip benim bu davadan çıkarılabileceğimi söylediler. Ama aynı gün benim malvarlığıma da tedbir kondu.

İsmail bana bu şekilde güven vererek mallarımı üzerine aldı. Beni bu dosyadan çıkarabileceğini söyledi. Benim aslında Ekrem İmamoğlu veya CHP ile herhangi bir yakınlığımın olmadığını en iyi kendisinin anlatabileceğini söyledi. Bunun için çeşitli görüşmeler yaptığını söyleyip benim yanıma avukatlar yolladı.

Ben bunu da savcılara anlattım. O 1 milyon 750 bin dolarlık paraya da el konulmasını istedim. Ama böyle bir şey yapmadı. Hatta İsmail Kaan’ın ifadesi bile alınmadı.

Benim avukatlık ücreti alacağına karşılık taşınmaz devrettiğim avukatım dosyada sanık, bir tane taşınmazımı aramızdaki borç-alacak ilişkisi nedeniyle devrettiğim eski arkadaşım Serkan dosyada sanık ama 8 taşınmazımı devrettiğim, bir taşınmazımı da direkt adına alıp onun üzerinden sattığımız İsmail Kaan sanık değil.

Ben bütün mal varlığım tedbirli ve kendim de tutukluyken, sözüne güvendiğim bu insanların benim parama ve mallarıma çökmelerini hazmedemediğim ve dışarı çıkarsam bu işi halledebileceğimi düşündüğüm için savcılığa gidip ifade vermek istedim.

Ancak ben bu konuda her şeyi tüm detaylarıyla anlatmama rağmen bu hususlar ifademe yazılmamıştır. Bana “istersen yazarız” da denmiştir ama ben her seferinde tahliye olacağımı düşündüğüm için bunların yazılmamasına rıza gösterdim.”

“Beni bırakacaklarını vaadettikleri için, ailemin tutuklanmasını engellemek için savcılarla uyum içinde hareket ettim”

İfadelerini savcıların tahliye vaadi ve ailesini korumak için verdiğini belirten Kapki, dilekçede şöyle dedi:

“İsmail Kaan’la ilgili dava dışı da çok fazla konu vardır ancak şu aşamada meseleyi sulandırmamak adına bu konulara girmiyorum. İlerleyen aşamalarda gerekli olması halinde tüm detaylarını anlatacağım.

Ben çocuğumun okul parasını bile bulamayacak durumdayken benim mallarıma ve parama çöken İsmail’i savcılığa ihbar etmeme rağmen bu konuda hiçbir şey yapılmadı. Tam aksine savcılar bana “sen dosyada çok alt sıralardasın, örgütte bile değilsin, anlat ve çık” şeklinde ifadeler kullandı. Bunun üzerine ben de ifademde Mücahit ve İsmail Kaan’ın yazılmamasına ses etmedim. İfade verip serbest bırakılacağım ümidiyle 3. ifademi verdim. Orada da savcı bey bana şu konuda şöyle iddialar var sen de biliyor musun diye sorular sordu, ben de hepsine evet olabilir, ben de duymuştum şeklinde cevaplar verdim. Ben biraz sonra serbest kalacağımı düşündüm, savcılara güvendim.

Devam eden süreçte bir kez daha ifadeye gittim. Bu sefer avukatsız ifade verdim. İfademde yazılı olan husus, oğlumun sağlık durumunun ve sağlık raporunun izahıdır. Ancak asıl olarak “hani beni bırakacaktınız, ben savcılığın yanında durdum” temalı bir konuşmadır.

Ben bütün bu ifade süreçlerinde beni bırakacaklarını vaadettikleri için, en çok da karım ve ailemin tutuklanmasını engellemek için soruşturma savcılarıyla uyum içinde hareket ettim. Ama gelinen noktada hem örgüt üyesi olarak suçlanmaktayım hem de hakkımda birçok ayrı suçtan senelerce hapis cezası istenmektedir.”

“Tutukluluğum süresinde çocuğuma depresyon tanısı kondu”

Tutukluluğu nedeniyle sağlığının kötüye gittiğini söyleyen Kapki, ameliyet olması gerektiğini de ifade etti. Dilekçesinde tutuklanmasının ardından çocuğuna depresyon tanısı konduğunu söyleyen Kapki, sağlık sorunlarının dikkate alınmasını ve tahliyesini talep etti.

“Belediye ile en çok işi AK Parti döneminde yaptım”

Dilekçesinin sonuç ve talep bölümünde iddia edilen “örgüt” ile hiçbir ilişkisinin bulunmadığını, kendisine suçlamalar yöneltilmesinin nedeninin İmamoğlu’nun çocukluk arkadaşıyla bağlantılı olması olduğunu söyleyen Kapki, şöyle dedi:

“Ben Kültür AŞ’den alt ihale alan firmanın yüzde 20 ortağıyım. 20 yıllık reklamcıyım ve açık hava reklamcılığında çok ciddi tecrübe sahibiyim. BVA’nın aldığı alt ihaleler hakkında bir suçlama dahi yoktur. Belediyenin yaptığı ve Kültür AŞ’nin kazandığı asıl ihaleler hakkında ben neden suçlanıyorum anlamış bile değilim.

Bana randevu bile vermeyen Murat Ongun’la aynı örgütte olduğum ve hatta onun benim yöneticim olduğu iddiası saçmalıktır.

Sadece Hüseyin Köksal’la ortak olduğum için, Hüseyin de Ekrem İmamoğlu ile çocukluktan tanışıyor diye bu dosyada sanık olduğumu düşünüyorum.

Bu iddianamedeki sanıkların reklamcılar hariç hiçbiriyle tanışıklığım bile yoktur. Reklamcıların da hepsi beni tanır.

Kültür AŞ’den aynı usulle ve aynı dönemde aldığımız Giant Board ihalesinden suçlanmıyorum, ama megalight ve üst geçit ihalesinden suçlanıyorum. Bu bile tek başına aldığım ihalelerin usule uygun olduğunu göstermeye yetmektedir.

Hakkımdaki iddiaların hiçbirinin somut delili yoktur. Tutarlı bir iddia bile yoktur. Bilerek çarpıtılmış MASAK raporlarıyla, gerçek ticari faaliyetleri illegal işler gibi göstermeye çalışan bilirkişi ve tevdi raporları ile suçlanmam mümkün değildir.

Ben tüm ticari işleri ve tüm mali hareketleri şeffaf birisiyim. Siyasetle de bir işim yoktur. Belediye ile en çok işi AK Parti döneminde yaptım.

Ben adaletten kaçmıyorum. Aksine artık hakkımdaki iddialara doğrudan cevap verebilecek olmanın mutluluğuyla duruşma gününü bekliyorum.

Hakkımda 19 Mart sabahı “İmamoğlu’nun kasası”, “İBB’den gelen ilk hakedişlerle İmamoğlu İnşaattan ev aldılar” şeklinde başlayan karalamaların büyük kısmı yok olmuştur. Bu davaya konu edilen suçlamalardan da aklanacağımdan eminim.

Tek isteğim hakkımdaki değerlendirmenin toplu isnatlarla değil, şahsımın savunmaları dikkate alınarak yapılmasıdır.

Duruşmada yapacağım savunmayla birlikte bu dilekçemde belirttiğim hususlar da göz önünde bulundurularak öncelikle tahliyemi, ardından da beraatimi saygıyla arz ederim.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.