Hamas’ın kalıcı ateşkes amacında bir anlaşma taslağını kabul ettiğini açıklaması sonrası gözler İsrail tarafına çevrildi. Netanyahu, “Ülkemizin geleceğini tehlikeye atacak bir teklifi kabul edilemez” dedi lakin bir heyet Mısır’a gidiyor. BBC diplomasi muhabiri James Landale, ‘sürdürülebilir sükunet’ ifadesi üzerinden ortaya çıkan yeni resmi tahlil ediyor.
Aylardır süren çıkmazın akabinde Gazze’de barış arayışı kritik bir kademeye geldi.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, gelinen durumu “Filistin, İsrail halkı ve tüm bölgenin yazgısı açısından belirleyici bir an” olarak özetliyor.
Taraflar arasında, İsrailli rehineler ile Filistinli mahkumların serbest bırakılması ve bir ateşkes konusuda ortak taban var benzeri görünüyor. Sürecin nasıl işleyebileceğine dair karmaşık taslak mutabakatlar hazırlandı.
Neyin, ne zaman ve hangi sırayla olacağı noktasındaki detaylara ilişkin kimi uyuşmazlıklar var. Örneğin İsrailli yetkililer, rehin bayan askerlerinin öngörülenden daha erken serbest bırakılması gerektiğini savunuyor.
İsrail tarafı ayrıyeten, ilk basamakta serbest bırakılacak 33 rehinenin hayatta olması gerektiği konusunda metnin netleştirilmesini istiyor. Hangi Filistinli mahkumların serbest bırakılacağı konusunda ‘veto’ hakkı tanınmamasını da kaygı verici buluyor.
Bunlar müzakere yoluyla aşılabilecek başlıklar.
Ancak taraflar arasında, temel bir prensiple ilgili olarak aşılması daha güç bir uyuşmazlık noktası var ki bu da savaşın ne zaman biteceğine ilişkin.
Hamas’ın onayladığı taslak, “iki taraf arasındaki askeri operasyonların süreksiz olarak durdurulması” sözüyle açılıyor. Bu ifade üzerinde büyük bir sorun bulunmuyor.
İlk altı haftada (42 gün), karşılıklı serbest bırakmalar, İsrail askerlerinin muhakkak bölgelerden çekilmesi ve Gazzelilerin, geriye bir şey kaldıysa şayet konutlarına geri dönmesi planlanıyor.
Sonra ikinci etaba geçiliyor. Taslak mutabakatta, bu kademede “sürdürülebilir bir sükunet ortamına dönüş” ifadesi yer alıyor. ‘Sürdürülebilir sükunet’ için askeri operasyonların kalıcı bir şekilde sonlandırılması tarifi yapılıyor.
İsrail hükümetinin kabul edilemez dediği nokta burası.
İhtimaller neler?

Başbakan Binyamin Netanyahu yaptığı açıklamada,
“İsrail, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde şeytani idaresini yeniden kurmasına izin vermeyecek.
“Hamas’a, İsrail’i yok etme maksadıyla, askeri gücünü yeniden oluşturmasına izin verilmeyecek.
İsrail vatandaşlarımızın güvenliğini ve ülkemizin geleceğini tehlikeye atacak bir teklifi kabul edemez” dedi.
Başka bir deyişle İsrail hükümeti, uzun vadede Hamas’la askeri mücadeleyi sürdürme hakkından vazgeçmek istemiyor.
Hamas ise tam aksine kalıcı bir ateşkes istiyor.
Bu noktada net olmayan ise, Katarlı, Mısırlı ve Amerikalı müzakerecilerin bir orta yol bulup bulamayacağı.
Bütün bunlar müzakere sürecinin bir kesimi olabilir.
Böyle müzakerelerde karşı tarafa baskı yapmak için kamuoyu açıklamaları yapmak kullanılan bir sistem.
Hamas’ın muhakkak bir ateşkes taslağını kabul ettiğini açıklaması, İsrail’i taviz vermeye ve onu müttefiklerinden ayırmaya çalışma teşebbüsü olabilir.
İsrail’in Refah’ta bir askeri operasyona ilişkin açıklamaları da, Hamas’a kaidelerini dayatma, daha iyi şartlar koparma teşebbüsü olabilir.
Ancak muhtemel bir ateşkesin kalıcı olup olmayacağı başlığı, kıvrak bir diplomatik lisanla bile içinden çıkılması güç bir bahis.
İsrail, Kahire’ye bir heyet göndermeyi kabul etti. Lakin bu heyetin, muahedeye varma hedefiyle değil, “İsrail için kabul edilebilir bir anlaşma mümkünlüğünün şartlarını sonuna zorlamak için” gönderildiği kaydedildi.
Bu noktada birçok şey ABD hükümetinin kararına bağlı olacak.
Eğer Biden yönetimi, mevcut metnin arkasında durursa, Netanyahu, ana müttefiki ile her türlü uzlaşmaya karşı çıkan aşırı milliyetçi hükümet ortakları arasında bir seçim yapmak zorunda kalabilir.
Netanyahu, siyasi mesleğindeki birçok krizi zor kararları erteleyerek atlattı.
Ancak Biden, İsrail lideri Netanyahu’yu, kaçınmak isteyeceği bir seçime itme gücüne sahip.