Giresun'da 8 yıl önce evlerinin önünde yaralı bulunan ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden Rabia Naz Vatan'la ilgili dosya geçtiğimiz günlerde Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıklamasıyla yeniden gündeme geldi. Ailenin önümüzdeki günlerde ...
11.05.2026
0
EMEP Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Balıkesir Edremit’te bir simit fırınında staj yapan MESEM öğrencisinin "cinsel istismara maruz kaldığı" iddialarına ilişkin Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in yanıtlaması istemiyle TBMM Başkanlığı'na soru ...
01.05.2026
0
Emek ve Meslek Örgütlerinden Kadınlar, 1 Mayıs 1977'de Taksim'de katledilen kadınları Kazancı Yokuşu'nda andı. Anma sırasında yapılan açıklamada, "Bizler şiddeti yalnızca bireysel değil; yapısal, politik ve sistemsel bir sorun olarak görüyoruz ...
01.05.2026
0
“MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın kendi adına üç Instagram hesabı var. Bunlardan biri MİT Başkanı, öteki ikisi ise kendi dünyası ile ilgili paylaşımlar yaptığı hesaplar. İşte kendi hesabına açtığı Instagram sayfasında bir video paylaştı. Videoda bir ...
16.05.2026
0

Köşe yazarları İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmasını ve yargı sürecini nasıl yorumladı?

Köşe yazarları İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmasını ve yargı sürecini nasıl yorumladı?

Köşe yazarları İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmasını ve yargı sürecini nasıl yorumladı?
Yayınlama: 23.03.2025
3
A+
A-

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 19 Mart’ta gözaltına alınan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, “terör örgütüne yardım” ve “yolsuzluk” suçlarından farklı ayrı tutuklanmasını talep etti. İmamoğlu ile birlikte, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Reform Enstitüsü Vakfı Başkanı Mehmet Ali Çalışkan ve İBB Genel Sekreter Yardımcısı Uzman Polat’ın da “silahlı terör örgütüne yardım etme” argümanıyla tutuklanması talep edildi. Soruşturma kapsamında toplam 92 kişinin tutuklanmaları talep edildi. Pekala köşe yazarları İBB operasyonunu ve soruşturma sürecini nasıl değerlendirdi?

Uğur Dündar: Bilinmeyen şahit mı dediniz?..

Sözcü yazarı Uğur Dündar:

“Bir süre sonra, Terör Örgütü hakkında soruşturma yapan Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’in makamı, Erzurum Özel Yetkili Savcılarından Osman Şanal’ın görevlendirdiği bir ekip tarafından basılmış ve makam odasıyla lojmanında 6 st müddetle arama yapılmıştı. Neye uğradığını şaşıran ama soğukkanlılığını kaybetmeden, yapılanın suç olduğunu anlatmaya çalışan Başsavcı Cihaner, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine konulmuştu! İlhan Cihaner’in ismini da ilk defa o operasyonun yapıldığı gün duymuştum… Böylelikle cadı avı bir maksadına daha ulaşmış oldu. İBB Başkanı İmamoğlu’nu  hiçbir belge ortaya koyamadan “duydum, işittim, söylediler” gibi soyut telaffuzlarla suçlayanların ifadelerini okuyunca, bu anımı paylaşmadan geçemedim. Çünkü yakın geçmişten biliyoruz ki bu şahıslar, yarın devran döndüğünde, bugün dile getirdiklerinin tam aksisini söylerler…”

Necati Doğru: Meydanların sesi!

Sözcü yazarı Necati Doğru:

“Seçimle gelip seçimle gitmesi gereken Tek Adam’ın; “hem muktedir, hem bağıran, hem azarlayan, hem korkutan ve hem de sabredin yeniden beni seçin diyen dayatmasının” yarattığı rahatsızlığa fakirleşme, geçim darlığı, gelecek umudunun kararması da eklenince meydanlar doldu. Halkın çıplak gözle kendi durumuna bakıp, bir de dönüp 23 yılıdır yönetene bakarak gördüğü vahim eşitsizlik halkı meydanlara çekti. Meydanlardan yükselen sesler: Kâfi artık. Türkiye kişi devleti değil, laik, demokratik, sosyal, hukuk devletidir. Seçme, seçilme haktır, vaz geçilemez. Hukuk, iktidarın aracı yapılamaz. Milletin iradesi, 1 bireyden büyüktür. Mustafa Kemal’in askerleriyiz. Kurtuluş yok tek başına. Ya hep bir arada. Ya hiçbirimiz. Birleşe birleşe. Omuz omuza. Sandık gelecek. Bize oy veren, vermeyen hepiniz sandığa gelin.”

İpek Özbey: Z Kuşağı

Korkusuz yazarı İpek Özbey:

“Tüm Türkiye’de öğrenciler başta olmak halk, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun önce diplomasının iptali, daha sonra da gözaltı sürecini protesto etmek üzere sokaklarda. İmamoğlu’nun gençlerle bağlantısını onu dikkatle takip eden ve ilk röportajını yapan, daha sonra da tekraren mikrofon uzatan bir gazeteci olarak çok iyi biliyorum. Gençler, İmamoğlu’nu vizyoner buluyor. Kendilerine yakın hissediyor. İmamoğlu da onlar için onların istediği benzeri bir dünya kuruyor, görev tarifi dahlinde. Z jenerasyonunu apolitik bulanların yanıldığını düşünüyordum çoğu zaman . Bu günler de haklılığımı ortaya koyuyor. Seyahatin kahramanları Y nesliydi. Saraçhane’ninki Z kuşağı. Yani kimine göre 1995, kimine göre 2000’den sonra doğanlar.”

Emre Kongar: Tarihte yargı cinayetleri ve kumpasları

Cumhuriyet yazarı Emre Kongar:

“Sorun, Ekrem İmamoğlu sorunu değildir: Sorun, tarihin hangi tarafında yer alacağımız meselesidir. FREDERICK Mİ OLACAKSINIZ, HİTLER Mİ? McCARTHY YA DA JACK ANDERSON MU OLACAKSINIZ, EDWARD R. MORROW MU?”

Ege Cansen: Korku

Sözcü yazarı Ege Cansen:

Rahmi Turan: Bakalım daha ne suçlar icat edilecek?

Sözcü yazarı Rahmi Turan:

“AKP zihniyeti, çocuklar için kreş açılmasından neden rahatsızlık duyuyor, bilemiyoruz. Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’da 111 kreş açıp, çalışan annelere hizmet etmesi SUÇ sayıldı. İmamoğlu tarafından 2019 yılında başlatılan ve “150 mahalleye 150 kreş” sloganıyla hayata geçirilen proje, 3 – 6 yaş arasındaki çocuklar için tasarlandı. Bu kapsamda 111 kreş tamamlanarak uygun fiyatla hizmete açıldı. Toplamda 10 binden fazla çocuk okul öncesi eğitim almaya başladı. İşte, Ekrem İmamoğlu’nun bu hoş hizmeti oysa suçmuş! Güler misiniz, ağlar mısınız? Daha önce İstanbul’u 25 yıl yöneten AKP’li liderlerin hiçbiri, bu uzun zaman içinde bir tane bile kreş açmayı düşünmemişti. Haberi sosyal medyadan duyuran Ekrem İmamoğlu: “Kreş açtığım için hakkımda soruşturma açılmış. Şu an gözaltındayım yoksa, severek ifade verip, bu kentin çocukları için yaptığımız kreşleri tüm gücümle savunurdum. Kreş açma suçunu işlemeye devam edeceğiz!” dedi. Daha ne desin? İmamoğlu, İstanbul’da halkın ucuz ekmekten süt ürünlerine kadar temel gereksinimlere ulaşmasını sağladı, kreş ve kent lokantalarıyla da sosyal belediyeciliğin nasıl yapılacağını gösterdi. Ayrıyeten, AKP’yi 4 defa yendi. İstanbul’da CHP’nin 14 olan ilçe belediye başkanı sayısının 29’a çıkmasında başrolü oynadı. İstanbul’da AKP saltanatına son verdi ve Cumhurbaşkanı adayı oldu. İmamoğlu’nun bütün suçu bu olsa gerek!”

Can Ataklı: “Hükümet istifa” sloganı yanlış

Nefes yazarı Can Ataklı:

“Gerek İmamoğlu için yapılan şovlarda gerekse daha evvelki mitinglerde en çok duyduğumuz sloganların başında “hükümet istifa” sesleri geliyor. Oysa “hükümet istifa” demek yanlış. Sanıyorum muhalefetteki pek çok kişi hala yaşadığımız rejimi bilmiyor. “Tek adam” rejimindeyiz ve “hükümet istifa” demenin bir manası yok zira ortada hükümet yok. Velev ki göstermelik hükümet istifa etse bile, ki teknik olarak hükümetin istifası da söylediği söz edilen değil, durumda bir değişiklik olmaz. Tüm bakanlar istifa etse bile ortada güvenoyu diye bir şey olmadığı için tek adam rejimi devam edecek ve cumhurbaşkanı sıfatını taşıyan kişi yeni bakanları atayacaktır. Bu nedenle doğru slogan “Erdoğan istifa” şeklinde olmalıdır. İktidar ancak Erdoğan’ın istifası ile değişebilir. Zira o zaman 45 gün içinde seçime gidilmesi zaruriliği vardır.”

Taha Akyol: Hukuka güven olmayınca

Karar yazarı Taha Akyol:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan, “turpun büyüğü” operasyonunu başlatırken bu kadar büyük tepki çıkacağını düşünmüş müdür? Veya, buyruğundaki devlet kuvvetlerine bakarak, reaksiyonlar ne olursa olsun, bastıracağını, muhalefeti daha bir zfa uğratacağını mı hesaplamıştır? Tam olarak bilemeyiz ama benim iddiam bu ikincisidir. Cumhurbaşkanı, polis gücüne ve soruşturma aşamasında savcıya ve sulh yargıcına emir verebilir! Çünkü TCK’nın 277. unsurunda yapılan değişiklikle bu kapı kanunen açılmıştı zati. (18 Haziran 2014 günlü Torba Yasa.) Cumhurbaşkanı devletin bütün yürütme güçlerine olduğu benzeri yasamaya da hakimdir. İşte Ceza Kanunu’nda yapılan değişiklikler ve konulan ek maddeler… Zaten “kuvvetler ayrılığının ayak bağı” olduğu görüşünde. Sekiz yıl önce Venedik Kurulu, CB sisteminde kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı ilkelerinin “otoriter ve şahsi bir rejim tehlikesi” yaratacak şekilde geriletildiğini rapor etmişti. (9-11 Mart 2017, paragraf 133) Cumhurbaşkanı, temelinde kuvvetler ayrılığı bulunan liberal demokrasinin “eski prestijini ve tesirini yitirdiğini” söylüyor. (24 Şubat 2025) Bu bakımdan, Batı’dan da büyük reaksiyonlar beklemiyor olsa gerek. Trump zaten “dostum”dur. Bu türlü bir güç, insanları olaylara öncelikle güç açısından bakmaya yöneltir.”

Mensur Akgün: Mantığı var mı?

Karar yazarı Mensur Akgün:

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.