İkinci bir Naci Ağbal olayı yaşanır mı?
Prof. Dr. Selva Demiralp
Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi
24 Ağustos tarihli toplantı, 28 Temmuz’da Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na (TCMB) eklenen üç yeni başkan yardımcısının ilk toplantısı, ilk imtihanıydı. Toplantı öncesi hakim olan 2,5 puanlık artış beklentisinin epey üzerinde 7,5 puanlık faiz artışı geldi.
Yeni takımın farkı
Yeni ekip TMCB’nin son iki toplantıda attığı adımları gereğince şahin bulmadığını net bir şekilde gösterdi. Fakat esas maharet faiz artışlarına sıcak bakmayan Cumhurbaşkanı’nın ikna edilebilmiş olmasıydı.
İlave olarak Enflasyon Raporu’nda ve raporun sunumda yanlışlı bulduğum iki mevzuda düzeltme geldi.
Birincisi enflasyon raporunda ilan edilen %58’lik 2023 yıl sonu varsayımının düşük kalacağı karar metninde not edildi. Koç Üniversitesi’nden ekip arkadaşlarımla yaptığımız kestirimler de yıl sonu enflasyonunun 70’ler civarında olduğuna işaret ediyor.
İkinci düzeltme enflasyon raporunun sunumunda verilen kusurlu bir iletinin düzeltilmesiydi. Sunumda Haziran ve Temmuz aylarında siyaset faizi artarken mevduat faizlerinde görülen düşüş arzu edilen bir sonuç benzeri sunulmuştu. Meğer bu durum sıkılaştırıcı para siyasetinin gayeleri ile çelişiyordu.
Hafta başında gelen KKM kararları ve sonrasında verilen sinyallerle netleşti ki yeni ekip de mevduat faizlerinin düşmesindeki çarpıklığı kabul ediyor ve mevduat faizlerinin düşmesini istemiyor.
Kararda sıradışı olan neydi?
Uzun bir sıkılaştırma döngüsüne başlayan merkez bankaları yola “yüksek dozda” faiz artışları ile başlayıp kademeli olarak “düşük doza” doğru devam ederlerse bunun iki avantajı olur:
Oysa TCMB 6,5 puan ile başladığı artışlarının dozunu önce 2,5’e düşürdü sonra 7,5’e çıkardı. Bu şekilde tedavi devam ederken doz artırımı yaparsanız “durum Merkez Bankası’nın sandığından da kötüymüş” izlenimi yaratıp enflasyon beklentiyi tetikleyebilirsiniz.
Merkez Bankası son kararıyla bu riski aldı. Hatta bir adım daha ileri giderek piyasalardan önce 2023 enflasyon iddiasını kendi eliyle yukarı revize etti (daha doğrusu enflasyon raporundaki üst banda işaret etti).
Ama bu dobralığına karşılık piyasalardan istediği şuydu: Bana inanın, bu seneyi kayıp yıl olarak düşünün. Attığımız tohumlar 2024’de ürün vermeye başlayacak. Enflasyon raporundan 2024 için koyduğumuz %33 enflasyon gayesine inancın ve ileriye yönelik fiyatlamalarınızı bu sayıya göre yapın.
Zamanlama daha iyi olabilir miydi?
Bu hafta önce KKM uygulamasındaki değişiklikler yapıldı. Sonrasında siyaset faizi yükseltildi.
Bence bu iki kararın sırası değişse ve önce faiz artışı gerisinden KKM kararı gelseydi piyasada daha az tepki olur, KKM kararı daha kolay kabul görürdü. Çünkü KKM kararı sonrası bankalardan mevduat faizlerini yükseltmeleri istendi.
Bankaların tepkisi ise şu oldu: Mevduat faizini KKM’den dönüşe yetecek kadar artırdığımızda kredi faizini de artırmamız gerekir ki bu işten kar edebilelim.
Oysa kredi faizleri siyaset faizinin 1,8 katından fazla olursa cezai yaptırıma tâbi. Bu durumda önce siz siyaset faizini yükseltin ki hem kredi faizini belirlerken elimiz rahatlasın, hem de kurda bir sakinleşme olsun ve KKM cazibesi azalsın.
24 Ağustos’ta gelen faiz artışı ile kredi faizindeki üst sınır yüzde 55’in üzerine çıktı. Kurda ise yarım günde %2 pahalanma söylediği söz edilen oldu. Yani hafta başında gelen tenkitlerin siyaset faizi ile ilgili kısmı giderildi. Baştan faiz artışı gelseydi daha az itiraz olur, TCMB’nin ne yapmak istediği daha net anlatılırdı.
Faiz artışlarının devamı gelir mi? İkinci bir Naci Ağbal hadisesi yaşanır mı?
Politika faizinde gelinen düzey olan %25 ile Merkez Bankası’nın 2024 sonu enflasyon kestirimi olan %33’e ulaşılması zor. “Politika faizi hangi düzeye çıkarılırsa enflasyon %33’e düşer?” sorusunun mekanik bir yanıtı yok. O seviyeyi düşük tutabilmek kredibilite, beklenti yönetimi ve iletişim mahareti ile şekillenecektir.
12 ay sonrası enflasyon beklentileri TCMB’nin gayesine yaklaşana kadar faiz artışlarının devamı gerekecektir. Toplumsal reaksiyonların artıp prematüre faiz indirimlerinin başlamaması için acı reçetenin maliyetinin ne şekilde dağıtılacağı konusunda siyasi otorite devreye girmeli ve Merkez Bankası’nın yükünü azaltmalıdır.
İşte bu noktada bir diğer kritik soru devreye giriyor: TCMB faiz artışlarına devam ederse ikinci bir Naci Ağbal hadisesi yaşanır, yeni PPK da dağıtılır mı? Bu sorunun yanıtını bilmiyoruz. Başlarda bu soru işareti devam ettiği sürece de enflasyon beklentilerinin aktif bir şekilde düşüş sağlaması mümkün olmayacaktır. Bu noktada yeni ekonomi ekibi icraatları ile bu soru işaretlerini dağıtmalı ve OVP’de koyulacak maksatlar TCMB’nin dezenflasyon gayeleri ile dengeli olmalıdır.