Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, 30 Mayıs Dünya MS Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Multiple Skleroz’un bağışıklık sisteminin beyin ve omuriliği hedef almasıyla ortaya çıkan bir hastalık olduğunu belirtti. Tarlacı, MS’in genellikle 29 ...
01.06.2026
0
Kemoterapi ve immünoterapiye yanıt vermeyen baş-boyun kanseri hastalarında denenen yeni bir ilaçla ilgili araştırma sonuçları, onkoloji dünyasında dikkat çekti. Uluslararası çalışmada bazı hastalarda tümörlerin tamamen ortadan kalktığı bildirildi ...
01.06.2026
0
Hürriyet yazarı Dr. Furkan Burak, nefes darlığının tek nedeninin astım olmadığını yazdı. Burak, akciğerdeki yağlanmanın nefes darlığına yol açabildiğini belirterek, "Kilonuz varsa akciğerinize iyi davranın; obeziteyi tedavi edelim ki akciğerlerimiz ...
08.06.2026
0
Cinsel ilişki sırasında vajina girişindeki kasların istemsiz şekilde kasılması nedeniyle ilişkinin ağrılı olması ya da hiç gerçekleşememesi durumu olan vajinismusa ilişkin Op. Dr. Selver Kübra Akkaya, en sık sorulan 5 soruyu yanıtladı. Hürriyet ...
06.06.2026
0

Prof. Dr. Canan Karatay açıkladı: İşte bağışıklığı çökerten en büyük tehditler!

Prof. Dr. Canan Karatay açıkladı: İşte bağışıklığı çökerten en büyük tehditler!

Prof. Dr. Canan Karatay açıkladı: İşte bağışıklığı çökerten en büyük tehditler!
Yayınlama: 17.07.2023
6
A+
A-

Prof. Dr. Canan Karatay, bağışıklığı çökerten tehditlerden bahsetti. Besinlerdeki tarım ilacı kalıntıları, akıllı telefonların yaydığı radyasyon, 4.5 G-5.5 G’ler ve deterjanların bedenin savunma sistemi olan bağışıklığın en büyük düşmanları olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Karatay, bunların tesirlerini açıkladı.

Sözcü TV’de yayınlanan “Canan Karatay ile Yeterlilik Sağlık” isimli programda Elif Tümen’e açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Canan Karatay’ın açıklamaları şöyle:

“Doğal beslenmek, doğal madde arz etmemiz lazım”

Bağışıklık sistemi ana rahminden itibaren gelişen bir olaydır. İnsan bedeni bir bütündür ve o bütün içerisinde insan bedenindeki bütün hücrelerin kısaca söyleyecek olursak, dış etkenlere, yabancı etkenlere karşı müdafaaya insan bedeni programlanmıştır. Bu programlanma kıymetlidir. Bu programlanmanın sağlıklı ve güçlü olabilmesinin temelinde beslenme yatıyor. Bağışıklık sistemimizde bir hücresel bağışıklık vardır. Hücrelerimiz çok kıymetlidir. Bir de dıştan gelen etkenlere karşı, mikroplara, virüslere karşı mücadele eden kan hücrelerimiz vardır. Beyaz kan hücreleri bedenimizde dolaşır. Bunlar askerlerdir. Gözleme kuleleri vardır. Bizim askerler gibi. Yabancı bir cisim görünce bedeni uyarırlar. Lökosit ya da lenfosit dediğimiz orduları piyasaya sürerler. Bu olağan ve doğal bir olaydır. Doğal beslenmek, doğal madde arz etmemiz lazım.

“Şeker en tatlı zehirdir”

Bağışıklığa zarar veren en çok önemli olaylardan biri de şeker. Şeker en tatlı zehirdir. Bedene girdiği zaman bedendeki hücreleri bozar. Hücreler bozulduğu zaman da bağışıklık çöker. Şeker hastalarının yaraları iyileşmez. Bağışıklık sistemi neredeyse sıfıra inmiştir. Bütün mesele bu. Bedenin bağışıklık sistemini çökerten en çok önemli faktör Türkiye’de çokça tüketilen ekmektir.

“Yaşam biçimi de çok önemli”

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için çok önemli olan tek şey sağlıklı beslenme değil, hareket etmek, kaliteli uyku benzeri şeyler de çok önemli. Bedenimizin ögelerinin en çok önemli kesimleri; yağ, protein, su, mineraller, tuzlar ve vitaminler. Hepsi bir ortadadır. İnsan bedenine bunları arz etmek mecburiyetindeyiz. Bütün hücrelerin güçlü olması için insan bedeninin yüzde 60’ı sudur. Bu mineralli sudur, elektrolitli sudur, yani tuzlu sudur. Yüzde 20’si yağdır. Yağsız beden olmaz. Yüzde 19.9’u proteindir. Bu üçü istikrarlı şekilde bedene girecek. Yüzde 1’den aşağısı karbonhidrattır. O da bedenin 24 saatte bir tek ihtiyacı bir çay şekeri kadar karbonhidrattır. Gerisi bağışıklık sistemini çökertir. Bağışıklık sisteminizi çökertmeyin. Nasıl çökertiyoruz? Havamız kirli, suyumuz kirli, toprağımız kirli ve de yiyecekler… Hepsi bir bütün. Hayat biçimi çok önemli. Uyku çok çok önemli bağışıklık sistemi için. Hareket, idman çok önemli. Mutlu olmak çok önemli, müzik söylemek çok önemli. Bunların hepsi bağışıklık sistemini güçlendirir. Yalnızca yiyecekler değil. Yiyecekler doğal ve organik olacak. Tabi ki bulmak çok zor fakat tarım zehirlerinden aşırı ölçüde kullanılıyor. Bunlar bütün yiyeceklerde var. Örneğin maydanoz, nane benzeri yaprağın içine giriyor. İstediğiniz kadar yıkayın çıkmıyor. Kendim yetiştirmezsem bunları yemem.

“4,5 G’ler 5,5 G’ler büyük bir tehlike”

Akıllı telefonlar da bağışıklık sistemine zarar verir. Akıllı telefonların yaydıkları elektro frekanslar, 4.5 G’ler, 5.5 G’ler bunlar bağışıklık sistemini çökertir. Meskenlerinde kullanılan temizlik materyalleri, deterjanlar hepsi zehir. Bağışıklık bütün hücrelerden yönetilir. Deterjanlarda çok sayıda kimyasal vardır. Bromür, klorür ve florür… Bunlar bedene girdiği zaman eritrosite, lökosite girip hücreleri, DNA’yı bozarlar. Bedenin DNA’sı bozulduğu zaman, bütün hormonal sistem, enzimler alt üst olur. Bağışıklık çöker.

“Sağlıklıysanız Türk kahvesi çarpıntı yapmaz”

Beslenmede kahve çok değerlidir. Türk kahvesi çok değerlidir. Şekersiz olacak. Ben sabah ilk kalktığımda kemik suyu içerim, üstüne de büyük bir fincan Türk kahvesi. Siz sağlıklıysanız kahve çarpıntı yapmaz. Bütün gün hastanede yemek yemem, sokakta yemek yemem. Yaş ileri, 15.00’ten sonra kahve içmem uykumu kaçırır fakat çalışıyorsam, yazıyorsam kahveme devam ederim.

“Bağışıklığı güçlendirmek için C vitamini yetmez”

Çok fazla vitamin desteği kullanmak da doğru değil. Bağışıklığın düştüğü hissedildiğinde C vitamini tüketilmemeli. Bağışıklığın yalnızca C vitamini ile alakası yok. İyodunuza bakacaksınız, D vitaminine, magnezyuma selenyuma, sodyuma bakacaksınız kanda. Minerallerin hepsi kaya tuzunun içinde var fakat bedeninizde düşükse, o zaman damardan vitamin veriyorum. Ortamda şeker varsa, C vitamini giremiyor. İstediğiniz kadar portakal suyu için. C vitamini tek başına olduğu zaman yüzde yüz hücrelere girip virüslerle ve bakterilerle mücadeleyi sağlar fakat şekerli ortamda C vitamini maalesef girmez. Yıllardır ‘Et yemeyin, yağ yemeyin, yumurta yemeyin, diyet peynir, diyet yoğurt yiyin, diyet süt için’ deniyor. Bunların hepsi bence bir senaryonun modülü. İnsanların sık sık hastalanması için yapılan bir senaryo. Büyük bir plana hizmet.”

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.