Fincancı, şiddetin toplumsal hayatta nasıl bir norm haline geldiğini ele aldı
Türk Tabipleri Birliği Başkanı ve Kozmik yazarı Şebnem Korur Fincancı, toplumda artan şiddet ve baskılara karşı umutlu bir tahlil olarak gülümsemeyi önerdi. İktidarın 23 yıl önce kurulduğunu ve 21 yıldır hayatları rehin aldığını belirten Fincancı, şiddeti tahlil aracı olarak benimsetilen kuşakların büyüdüğü bir dünyada, gülümseyerek, özür dileyerek ve dayanışma içinde daha iyi bir dünya yaratılabileceğini vurguladı. “Kötülük yorucu, güzellik ise sağaltıcıdır” diyerek, toplumda düzgünlüğü yaymanın şiddeti sonlandırabileceğini ifade etti.
Fincancı, son yazısında toplumda artan şiddetin ve bu şiddetin normalleştirilmesinin altını çizdi. Yunanistan’da Anavyssos’un renkli pazar yerinde geçirdiği bir günün detaylarını paylaşarak yazısına başlayan Fincancı, buradaki tecrübelerini Türkiye’deki şiddet olaylarına bağladı. Pazarın canlı atmosferinden, Türkiye’ye dönüşte karşılaştığı şiddet yüklü haberlere geçiş yaparak, iki farklı dünyanın tezatını gözler önüne serdi.
Yazısında şiddeti yasallaştırma ve toplum üzerine salma siyasetleri yürüten iktidarın, 23 yıl önce kurulduğunu ve 21 yıldır hayatlarımızı rehin aldığını belirtti. Fincancı, “Çocuklukları ve gençlikleri bu iktidar döneminde geçen, şiddeti tahlil aracı olarak öğrenen jenerasyonların ülkesine dönüşüyoruz,” dedi ve bu sürecin hızlandığını vurguladı. Lakin kötülüklere karşı mücadelenin yollarından biri olarak gülmenin devrimci niteliğini öne çıkardı ve “Hep birlikte daha iyi bir dünya yaratabiliriz,” dedi. Fincancı, insanların birbirlerine tanımadan bile gülümseyerek, yeterlilikle ve anlayışla yaklaşmalarının değerine değindi ve “Kötülük yorucu, uygunluk ise sağaltıcıdır,” diyerek toplumda şiddetin serbest bırakılmasına izin verilmemesi gerektiğini ifade etti.
Fincancı, şiddetin toplumsal hayatta nasıl bir norm haline geldiğini ele aldı. Türk Tabipleri Birliği tarafından düzenlenen Şiddet Çalıştayı’nda Nilgün Toker‘in sözlerini anımsatarak, siyasi otoritenin şiddeti nasıl serbest bıraktığını ve bunun toplum üzerindeki tesirlerini şöyle ayrıntılandırdı:
“Sevgili Nilgün Toker Türk Tabipleri Birliği olarak düzenlediğimiz Şiddet Çalıştayında, yaşanan şiddeti anlamlandırırken “Şiddeti serbest bırakma” ediminden söz etmişti. Siyasi otoritenin şiddeti serbest bırakmasından… Bir sokak röportajında edilen iki çift söz, sosyal medyada yöneltilen en kolay tenkit, sorulan sorular gözaltına alma, hatta tutuklama nedeniyken, tehditler, küfürler, havada uçuşan yumruklar, kırılıp dökülen camlar, yerlere saçılan tıbbi materyal en fazla usulen bir yakalama, karakoldan serbest bırakmanın ötesine geçmiyor. Hakaret, tehdit, fizikî saldırı siyasi otoriteyi besliyor.”
Fincancı, şiddetin sırf fizikî değil, aynı vakitte kelamlı ve ruhsal boyutlarının da olduğunu vurguladı. Sosyal medya üzerinden yapılan tehditlerin ve taarruzların her zamancezasız kaldığını, lakin küçük tenkitlerin bile büyük yaptırımlarla karşılandığını belirtti. Bu durumun, toplumda bir öfke kültürünün ve düşmanlık hissinin güçlenmesine neden olduğunu söyledi.
Fincancı, yazısında ayrıyeten toplumsal şiddeti ve baskıyı yenmenin yollarını ararken, gülümsemenin ve birbirimize güzellik yapmanın devrimci bir nitelik taşıdığını yazdı. Günlük etkileşimlerde gösterilen nezaketin ve empatinin, toplumsal güzelleşmeye katkı sağlayacağını ve şiddet döngüsünü kırabileceğini ifade etti. Toplumun bu zor vakitleri, daha fazla dayanışma ve anlayışla aşabileceğine olan inancını dile getirdi.
Şebnem Korur Fincancı’nın “Şiddeti Serbest Bırakmak” başlıklı yazısını okumak için .