Hilken Doğaç Boran Sokak protestoları ile 2018'de iktidara gelen Nikol Paşinyan, tarihi dönüm noktaları sırasında Ermenistan'a liderlik etti. Şimdi ise başbakanlık koltuğunu korumak için 7 Haziran'da üçüncü kez seçime gitmeye hazırlanıyor. Son ...
04.06.2026
0
"Gerçek olan şeyler nadiren dolaşıma girer. Genellikle dolaşanlar yanlış olanlardır... Nereden başlayacağınızı bilmek zordur, eğer gerçeği başlangıç noktası olarak almazsanız." Bu sözler, sinema yıldızı Marilyn Monroe tarafından 1962 yılında ...
01.06.2026
0

Suriye’de Rus üssüne sığınan Aleviler anlatıyor: ‘Oğlunu öldürüp, yüreğini yakacağız’

Suriye’de Rus üssüne sığınan Aleviler anlatıyor: ‘Oğlunu öldürüp, yüreğini yakacağız’

Suriye’de Rus üssüne sığınan Aleviler anlatıyor: ‘Oğlunu öldürüp, yüreğini yakacağız’
Yayınlama: 15.03.2025
4
A+
A-

Dall Mahna gözyaşları içinde “Tek oğlum, daha 25 yaşındaydı” diyor.

“Oğlumu götürürken bana ‘Onu öldüreceğiz ve senin yüreğini yakacağız’ dediler.”

Bu Dall’ın oğlunu son görüşü oldu. Onu götüren silahlı adamlarca vurulduğunu söylüyor.

Mahna, Suriye’de azınlıkta bulunan ve geçen hafta artan mezhep temelli şiddet olaylarında hedef alınan Alevi azınlıktan.

“Herkes oğlumun diyabeti ve anemi hastası olduğunu biliyordu. Geçinmek için elinden geleni yapıyordu.”

Dall ile ülkenin batısındaki kıyı bölgesinde yer alan Rus hava üssüne sığınan binlerce mülteciyle birlikteyken karşılaştık.

Bir savaş müşahede grubu, 6 Mart’tan bu yana Lazkiye ile komşu Tartus, Hama ve Humus bölgelerinde çoğu Alevi 1400’dan fazla sivilin öldürüldüğünü söylüyor.

Dall, bir hafta süren dehşetle ilgili bizimle konuşmaya istekli çok az beşerden biriydi.

‘Yargısız infazlar’

Şam yönetimi geçen hafta, kendisi de bir Alevi olan ve rejiminde bu mezhebin üyelerine tartı veren devrik lider Beşar Esad’a bağlı güçlerin büyüyen isyanına karşılık olarak bölgede operasyon başlattı.

Şiddet olayları, kıyı kasabası Cebele’de 13 güvenlik görevlisinin pusuya düşürülüp, öldürülmesinden sonra arttı.

Sünni İslamcıların liderliğindeki hükümete bağlı silahlı güçler, o taarruzdan sonra bilhassa Alevi topluluklarını hedef alan intikam cinayetleri işlemekle suçlanıyor.

BM İnsan Hakları Ofisi’ne göre sonraki dört gün boyunca, aralarında bayan ve çocukların da bulunduğu aileler topluca öldürüldü.

Çarşamba günü bir BM Sözcüsü, şu ana dek 111 sivilin öldürülmesini teyit ettiklerini fakat asıl sayısının çok daha fazla olduğuna inanıldığını söyledi.

Sözcü ayrıyeten, olayların birçoğunun yargısız infazlar olduğunu vurguladı.

BBC ekibi bölgeye gelirken, dumanlar yükseliyordu ve yol tıkanmıştı.

Otoyolda giderken, mermilerle delik deşik olmuş bir araca rastlıyoruz. İçinde kaç kişinin öldüğü ve kimler oldukları bilinmeyen.

Fakat bu aracın içinden herhangi bir insanın sağ çıkabileceğini düşünmek zor.

Bu araçta kimlerin olduğunu tespit etmek zor ama büyük ihtimalle öldürüldüler.

Bu uluslararası yolda “eski rejimin kalıntıları” diye tanımlanan güçlerce düzenlenen saldırı ve Alevilere yönelik intikam cinayetlerinden sonra sukünet sağlanmış ve olayların izleri temizlenmiş.

Fakat Suriye Savunma Bakanlığı’na bağlı güçlerin eşlik ettiği ziyarette onlarca cesedin hala çalılık alanlarda ve toplu mezarlarda olduğuna tanıklık ettik.

Güvenlik için dağlara kaçış

BBC’ye konuşan güvenlik kaynakları, Cebele’deki taarruzun ardındaki Esad yanlılarının hepsinin öldürülmediğini söyledi.

Şam idaresine göre, ülke genelinden çok sayıda güvenlik gücü bölgeye ulaşana dek bu bireyler dağlara sığınmayı başardılar.

Lazkiye kırsalındaki Baniyas’a konuşlandırılan yeni idareye bağlı askerlerden Mahmud el Haik “Hepsi bu köylerden” diyor.

El Haik “Hepsi bu köprünün üzerinde duruyordu ve herkes olaya karıştı. Hepsi bu topluluklardan ama şu anda bölgeyi terk ettiler” diye anlatıyor.

El Haik’e “Ama ilk hücumda Baniyas’ın büyük kısmını denetim altına almayı başardılar, değil mi?” diye soruyorum.

“İlk iki gün kaos yaşandı” karşılığını veriyor.

“Bölge tam bir kaos içindeydi ama Allah’a şükür denetimi yeniden ele almayı başardık. İnsanlar konutlarına dönmeye başladı ve şu anda bir çoğu oburlarının de dönmesine izin verilmesi daveti yapıyor.”

Şiddet olayları nedeniyle bölgedeki iş yerleri de kapalı.

Bölgedeki kimi köyleri süratlice turladığımızda, birçoklarının terk edilmiş olduğunu görüyoruz.

Baniyas’ın dışındaki bir köyde, meskenlerini ve dükkanlarını denetim etmek için sakınarak da olsa bölgeye geri dönen küçük bir grup erkekle karşılaşıyoruz.

Alevi olan Vafık İsmail büyük bir temkin içinde saldırı yaşandığında orada olduğunu söylüyor ama detaya girmiyor.

“Gerçekten herhangi bir şey açıklayamam. Benim alakam yok. Hiç yok. Yemin ederim ben karışmadım ve asla karışmam da.”

“Demek istediğim bu değildi. Yani, burada yaşayan biri olarak neler gördünüz” diyorum.

Yanıtı korkusunu sergiliyor.

“Kardeşim sahiden herhangi bir şey söyleyemem. Bu kadar. Allah bizi beladan korusun.”

‘Uluslararası koruma’

Suriye güvenlik güçlerinin denetimi Lazkiye’nin kırsal kısmında sona eriyor ve sonra Rusya’nın Hmeimim askeri üssünün hudutları başlıyor.

13 yıl süren iç savaşta Esad güçlerine destekleyici Ruslarla koordine olmadan, üssün dış bölümlerine girmeyi başardık.

Binlerce Alevi aile, farklı silahlı güçlerin ataklarından kaçmak için bu üsse sığındı. Çok zor şartlarda yaşıyorlar.

Dall’ın oğlunun öldürülüşünü anlattığı yer de burası. Burada dehşet verici kıssalar hala hafızalarda çok taze.

Ailelerin çoğu en az bir kişiyi kaybetmiş: Bir oğul, bir akraba yahut bir komşu.

Bir diğer Alevi bayan “Yaşadıklarımız karşısında uluslararası muhafazaya gereksinimimiz var. Konutumuzu bıraktık, her şeyimizi bıraktık, geçim kaynaklarımızı ve buraya geldik” diyor.

Geçen Perşembe günü yaşanan saldırı ve mezhep şiddeti hakkında çok az detay gün ışığına çıktı.

Esad’ın devrilmesiyle sonuçlanan son isyan hareketine önderlik eden Suriye lideri Ahmed eş Şara da ihmaller yaşandığını kabul etti.

Şara, müttefikleri arasında olsa bile sorumlulardan hesap sorma söylediği söz verdi ve “Adil olmayan bir şekilde herhangi bir kanın dökülmesini kabul etmeyeceğiz” dedi.

Ancak aslında ağır yaralı Suriye’de bu olayların açtığı yaraların kolay güzelleşeceğine pek kimse inanmıyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.