İran'da Devrim Muhafızları, İranlı üst düzey yetkililere yönelik "hedefli suikastların" sürmesi halinde misilleme olarak Çarşamba akşamından itibaren bölgede faaliyet gösteren önde gelen Amerikan şirketlerini hedef alacaklarını duyurdu. Fransız ...
01.04.2026
0
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’nin İran’a yönelik olası kara harekatına ilişkin, "Her türlü kara harekatına karşı koymaya hazırız. Umarız düşman bu hesap hatasını yapmaz" dedi. Arakçi, Donald Trump'ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff’tan ...
01.04.2026
0
ABD Başkanı Donald Trump, Tahran’a büyük bir saldırı düzenlendiğini, çok sayıda İranlı askeri liderin öldürüldüğünü ileri sürdü. ABD Başkanı Donald Trump, bugün yaptığı açıklamada, İran’ın başkenti Tahran'a büyük bir saldırı gerçekleştirildiğini ...
05.04.2026
0
Almanya Başbakanı Friedrich Merz'in, ülkedeki 900 binden fazla Suriyelinin yüzde 80'inin 3 yıl içinde vatanlarına döneceğine ilişkin açıklaması tepkiyle karşılandı. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara'nın Almanya'ya yaptığı ziyaret sırasında, Merz'in ...
01.04.2026
0

Trump döneminde Türkiye ekonomisini neler bekliyor?

Trump döneminde Türkiye iktisadını neler bekliyor?

Trump döneminde Türkiye ekonomisini neler bekliyor?
Yayınlama: 11.01.2025
3
A+
A-

Pelin Ünker

Trump son periyotta Türkiye’ye dostluk mesajları veriyor. Pekala bu iletiler ekonomik ve ticari bağlara olumlu yansıyacak mı? Uzmanlar ticaret savaşlarının olduğu inişli çıkışlı bir dönem bekliyor.

ABD’nin 47. başkanı seçilen Cumhuriyetçi Donald Trump, 20 Ocak’ta Beyaz Saray’daki vazifesine resmen başlayacak.

Kongrede yemin ederek göreve gelecek yeni ABD idaresiyle Türkiye arasında ekonomik ilişkiler açısından hem risk hem de fırsatlar mevcut.

ABD ve Türkiye arasındaki dış ticaret hacmi 30 milyar dolar civarında. Daha önce uyguladığı ek gümrük vergileri ve ülkelerle olan bağlantılarında beklenmeyen refleksleriyle bilinen Trump’ın ikinci başkanlık döneminde global ticaret savaşlarına kaldığı yerin bir adım ötesinden başlaması bekleniyor.

Uzmanlar yeni periyotta Türkiye ABD alakalarının daha iniş çıkışlı bir yapıya gireceği ve bunu yönetmek için de stratejik açılımlara ihtiyaç olduğu görüşünde.

Ek gümrük vergileri ve yaptırımlar

Ocak 2017-2021 arasında vazifede olan Trump yönetimi, Mart 2018’de ulusal güvenlik tasası ve ülke içi endüstrinin korunması motivasyonu ile demir çelik ithalatına yüzde 25, alüminyum ithalatına yüzde 10 ek vergi getirmişti.

Ağustos 2018’de ise Türkiye’den ithal edilen çelik ve alüminyum için gümrük vergileri iki katına çıkarıldı. Trump, o dönem Rahip Brunson krizi nedeniyle alınan kararı “Alüminyumda bu oran artık yüzde 20, çelikte de yüzde 50 olacak. Türkiye ile bağlantılarımız bu periyotta iyi değil” sözleriyle duyurdu.

Söz konusu uygulama 20 Mayıs 2019’a kadar devam etti. ABD, bu tarihten sonra Türkiye’den ithal edilen çelik eserlerinde uyguladığı ek vergileri yüzde 50’den yüzde 25’e düşürdü. Dünya Ticaret Örgütü, Aralık 2022’de ek gümrük vergilerinin global ticaret kurallarını ihlal ettiğine hükmetti.

Türkiye’nin ticaret fazlası var

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı dış ticaret verilerine göre Ocak-Kasım 2024 döneminde ABD’ye olan ihracat yaklaşık 14 milyar 851 milyon dolar, ABD’den ithalat ise 14 milyar 840 milyon dolar oldu. İki ülke açısından Türkiye’nın 10 milyon dolar civarında bir ticaret fazlası olurken toplam ticaret 29,7 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

ABD ile Türkiye arasında gerçekleşen ticaret 2023’te yaklaşık 30 milyar 660 milyon dolar düzeyindeydi. Bunun 15,8 milyar doları ithalat, 14,9 milyar doları ihracat olarak kayıtlara geçti.

Trump’ın üç yıllık dönemiyle 46. ABD Başkanı Joe Biden’ın üç yıllık dönemi kıyaslandığında ise ticaretin Biden döneminde arttığı görülüyor.

TÜİK verilerine göre iki ülke arasındaki ticaret Trump’ın son üç yıllık döneminde toplam 64,6 milyar dolar iken, Biden’ın üç yıllık döneminde toplam 90,6 milyar dolara ulaştı. Trump döneminde Türkiye’nin ABD’ye olan ihracatı, ABD’den yaptığı ithalattan daha düşük olurken, Biden döneminde ihracattaki artışla açıktan fazlanın verildiği bir periyoda geçildi.

“Ticaret Trump’sız devirde arttı”

DW Türkçe’ye konuşan Kırklareli Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın, beş yıl öncesiyle bugün karşılaştırıldığında ABD ve Türkiye arasındaki dış ticaret hacminin 20 milyar dolardan 30 milyar dolar seviyesine çıktığını işaret ediyor. Alçın, “Bu beş yıllık sürecin yaklaşık 4 yılı Trump’sız olan dönem. Yani Demokratların iktidarında geçen dönemdi” diyor.

Trump’ın, Türkiye’nin de dahil olduğu Brunson krizi ve CTSA (ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Yasası ) yaptırımlarını hatırlatan Alçın, diğer yandan bu dönem Çin Halk Cumhuriyeti başta olmak üzere dünya genelinde yassı çelik ve birçok esere getirilen ek gümrük vergilerine dikkat çekiyor

“Şimdiden sinyallerini vermeye başladı”

Sinan Alçın’a göre Trump şimdiden 20 Ocak sonrasına ait adımlarının sinyallerini vermeye devam ediyor. 

Alçın, “Öncelikle Çin’e ek yüzde 10 gümrük tarifesi ve iki sınır komşusu Kanada ve Meksika’ya yüzde 25 gümrük vergisi artışı mesajı sonrasında, Kanada’nın ABD’nin 51. eyaleti olması gerektiği ve Panama Kanalı’nın denetimi için ‘askeri seçenek’ dahil her ihtimalin masada olduğunu açıklaması, Trump’ın ikinci başkanlık döneminde global ticaret savaşlarına kaldığı yerin bir adım ötesinden başlayacağını gösteriyor” diye konuşuyor.

Alçın, Trump’ın elektrikli araçlarla ilgili gümrük vergisini Kanada ve Meksika’ya karşı -Çin’e göre- daha yüksek tarife artışı uygulayacağını açıklamasının sebebinin son yıllarda ABD içindeki üretimin süratli biçimde Kanada ve Meksika’ya kaymış olmasından kaynaklandığına dikkat çekiyor.

Her ne kadar Trump’ın ilk başkanlığının sona ermesinin üzerinden dört yıl geçmiş olsa da Trump’ın global sermaye birikimine taraf verme konusundaki iştahının azalmadığını vurgulayan Alçın, tersine etrafına biriktirdiği müstakbel bakan adaylarının “proaktif iş insanı” profillerinin de bu iştahın yoğunluğuna işaret ettiği görüşünü paylaşıyor.

Suriye’nin yeniden imar süreci

Alçın’a göre Trump’ın pragmatik dış siyaset anlayışında değişen Suriye rejimi sonrasında yeni bölgesel paylaşımda Türkiye’ye de “kredi açmaya” hazırlandığı verdiği dostluk iletilerinden anlaşılıyor. 

Suriye’nin yeniden imarı sürecinde Dünya Bankası ve EBRD gibi fonların hareketlerinin Trump’ın bölgeye bakışına göre biçim ve şiddet değiştirebileceğini söyleyen Alçın, “Türkiye açısından da Trump’lı ABD’nin Biden’lı ABD’den en çok önemli farkı ‘bedeli ne olursa olsun’ ticari alaka kurmanın mümkün olabileceği gerçeği. Bu durum da içeride iktidar koalisyonunun gevşek para ve genişlemeci maliye siyaseti uygulaması konusunda elini güçlendiriyor” diyor.

Bunun mümkün referandum ve/veya seçim arifesinde iktidar koalisyonu açısından bir imkan olduğunu düşünen Alçın, “Elbette Trump ve ABD’in Suriye’nin geleceği konusundaki samimi fikirleri Türkiye’nin de bölgedeki uzun vadeli risk ve çıkarlarını belirleyecektir” diye ekliyor.

“İnişli çıkışlı bir yapıya girecek”

DW Türkçe’ye konuşan Türkiye Ekonomi Siyasetleri Araştırma Vakfı (TEPAV) Merkez Yöneticisi Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz ise Türkiye-ABD bağlarının daha iniş çıkışlı bir yapıya gireceğini öngörüyor.

 Bunu yönetmek için de stratejik açılımlara ihtiyaç olduğu vurgusu yapan Yılmaz, “Ticaret hacmimiz artarken ticaret istikrarımız besbelli bir şekilde güzelleşiyor. Bunun devamına yönelik olmak üzere bağlantılarımızı geliştirecek yeni yaklaşımlar ve adımlar gerekiyor” diye ekliyor.

Yılmaz’a göre izleyen devirde gündeme gelecek olan yaptırımlara ilişkin (vergi tarifeleri ağırlıklı) Türkiye’nin nasıl açılımlar geliştireceği konusunda hesap kitaplar yapılması, bir manada hazırlıklı olması gerekiyor.

Türkiye-ABD ticareti için hem risk hem fırsatlar olduğunu düşünen Yılmaz, “ABD’nin Çin ve AB ile olası tansiyonu sonucunda Türkiye’de araba, sağlam tüketim malları benzeri kesimlerin önü açılabilir” diyor.

“Çin’e karşı tavır pozitif yansıyabilir”

Çin’in ABD’nin toplam ticaret hacmi içindeki hissesinin 2023 yılı itibarıyla yüzde 10,8, ithalatın içindeki hissesinin ise yüzde 13’ler düzeyinde olduğunu ifade eden Yılmaz, bundan ötürü buradaki değişimin Türkiye’yi de etkileyeceğini vurguluyor.

“Ama burada kritik konu çelik ve alüminyum ticaretine ilişkin karbon bazlı düzenlemelere ne kadar hazırlıklı olunduğu” diyen Yılmaz’a göre ABD ile Türkiye arasında stratejik çerçevede yürütülen görüşmeler çerçevesinde yeşil teknoloji, enerji ve iklim odaklı projelere yönelik atılacak somut adımlar burada belirleyici olacak. 

Diğer yandan Yılmaz, kritik sanayi ürünlerinin ABD’de üretilmesine dönük siyasetler sonucunda Türkiye kökenli sanayi şirketlerinin (özellikle demir-çelik, cam benzeri dallarda fliyet gösteren), yatırımlarını ABD tarafına kaydırmak isteyebileceğine dikkat çekiyor.

Yılmaz, “Bunun tesiri katı tavrın ne düzeyde ısrarla devam edeceğine bağlı” diye ekliyor.

 

 
 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.