Yeni Şafak yazarı Aktay: Ahbap bir noktadan itibaren artık Ahbap olmaktan çıkmıştır
Yeni Şafak yazarı Yasin Aktay, “Ahbap bir noktadan itibaren artık Ahbap olmaktan çıkmıştır. Birileri alandaki yokluklarını telafi edecek, cimriliklerini, pintiliklerini kamufle edecek, insanlığa davete icabet etmemek için, vicdanlarını rahatlatmak için Ahbap benzeri her şeye elverişli ve kullanılışlı bir araca ihtiyacı vardı. Bütün bu gereksinimlerin hepsi Ahbap’ı öne çıkardı, fakat bir aktör olarak değil, yalnızca bir obje olarak.” görüşünü savundu.
Aktay yazısında, “Türkiye devlet millet bütünlüğünü bir sefer daha bu sarsıntıda göstererek kısa süre içinde zelzeleden etkilenen bölgelere yardım götürmedi yalnızca bu bölgeleri geriye kalan toplumla bütünleştirdi, kaynaştırdı. Devlet bütün imkanlarıyla sahada kendini gösterip hissettirirken yanı sıra tam bir sivil toplum ve gönüllüler ordusunun varlığı da görülmüş oldu.İsimleri bilinen ve duyurulan yüzlerce sivil toplum kuruluşunun her biri kendi çapında karınca kararınca sahada yerini aldı. Tabi bunların hiçbiri kendini devlete alternatif görmedi. Hiçbirinin aklına “sahada devlet yok biz varız” demek gelmedi. Çünkü devletin varlığı karşısında her birinin varlığı hakikaten küçük kalıyordu. Bu seferki görünüm kesinlikle 1999’daki görüntüden çok daha farklıydı. Fakat sanırım birileri için bir sorun vardı. Sahada yüklü olarak dindar, muhafazakâr topluluklar, olağanda görüntüleri rahatsızlık veren cemaat ve tarikatların gönüllüleri vardı. O kadar barizdi ki bu durum, enkaz altından yapılan her kurtarmanın akabinde yükselen “Allahüekber” nidalarından birileri rahatsız oluyordu ve bu rahatsızlıklarını ifade etmekten de çekinmediler.” tabirini kullandı.
Aktay şunları kaydetti:
“İnsani yardım sahasında bulunmak, oraya dair bir katkıda bulunmak fevkalade bir vicdani yükümlülük aslında, bir davet. Orada olamayanlar bile tahminen yardımlarıyla, oradaki davete icabet etmiş oluyorlar.
Ama alandaki varlıkları göze batan o sakallılarla, o cemaatlerle yan yana olmama, onlarla görünmeme, onlarla aynı hedefe çalışmama dileği birilerinde o kadar besbelli ki. Hele sahada devletin zannedildiğinden çok daha fazla var olduğu ve inanılmaz bir toparlanma hizmetinin muvaffakiyetle yürütüldüğü kıssası o kadar rahatsız edici ki. Birilerinin başlarından yazmak istediği kıssaya hiç uymuyor. O yüzden birileri baştan itibaren “sahada devlet yok” hikayesini yazmayı sağlayabilecek, devlet ya da muhafazakâr STK’ların yerine ikame edilecek öbür kahramanlar görmek istediler. Göremeyince de ürettiler.
Ahbap bu öyküye uygun görünüyordu ilk andan itibaren. Fakat o denli anlaşılıyor ki bu muhtaçlıktan Ahbap’ın bile haberi yokmuş. Bizzat Haluk Levent defalarca söyledi halbuki: “Siz beni AFAD’la Ahbap’ı nasıl karşılaştırabilirsiniz! Bilhassa kimi hesaplar benim hedefe gelmem ve devletle iyi çalışamamam ve bunun sonucunda itiraz etmem için devlet yok Ahbap var dedi. Kesinlikle bu türlü bir şey yok. Biz devletin karşısında hiçbir şey değiliz. Bizim toplam eleman sayımız 30. AFAD yüz binin üstünde elemanıyla orada. Ben oraya gittiğimde de bakanlar oradaydı, gördüm konuştum. Şu Anda görmedim mi diyeyim?”
Aslında Ahbap tam da başkanı Levent’in de açıkça ifade ettiği benzeri alandaki yüzlerce STK’dan biri. Asla en güçlüsü değil. Onu AFAD’la ya da Kızılay ile karşılaştırmayı bırakalım, bir IHH ile bir Beşir Derneği ile, bir Diyanet Vakfı, Türgev, Anadolu Federasyonu gibi derneklerle bile çok zor karşılaştırılabilir. Çünkü bu kuruluşların hepsi diğer yüzlercesiyle birlikte sahanın her yanında çok daha aktif olarak varlar. Hem arama-kurtarma faaliyetleriyle hem de yardım kapasiteleriyle. Buna karşın Ahbap’ı hepsi daha faal ve büyük olan bu kadar STK arasında bu ölçüde tanınan kılan şey ne oldu?
Haluk Levent kendi üzerinden yapılan bir operasyonu, bu hususta Terör Örgütü hesaplarının müdahalesine dair somut örnekler üzerinden işaret ediyor. Fakat hiç işaret etmese bile FETÖ’yü de aşan belli bir kesitin bu bahiste devreye giren karmaşık bir psikolojisinin Ahbap’ı olduğundan fazla ve farklı bir aktör olarak yaratmaya teşne olduklarını kestirmek hiç de zor değil. Ahbap bir noktadan itibaren artık Ahbap olmaktan çıkmıştır. Birileri alandaki yokluklarını telafi edecek, cimriliklerini, pintiliklerini kamufle edecek, insanlığa davete icabet etmemek için, vicdanlarını rahatlatmak için Ahbap benzeri her şeye elverişli ve kullanılışlı bir araca ihtiyacı vardı. Bütün bu gereksinimlerin hepsi Ahbap’ı öne çıkardı, fakat bir aktör olarak değil, yalnızca bir obje olarak.
Şimdi Ahbap’ın Kızılay’ın bir iştirakçisi şirketten aldığı çadır haberlerinin neye nasıl hizmet ettiğine bakın isterseniz. Arkadaşımız Ersin Çelik dünkü yazısında olayın bütün boyutlarını çok iyi koymuş ortaya, ama bu olayda bile Ahbap’ın kimlerin hangi isteklerine yanıt verdiği çok net bir biçimde görünüyor.”