Fon operasyonları öncesinde pozisyonlarını kapatarak yaklaşık 8 milyar lira net kazanç sağlayan Bank of America iştiraki Merrill Lynch International mercek altına alındı. Başsavcılık, kurumun piyasadan çekilme zamanlaması ile operasyon tarihi arasındaki paralellik nedeniyle "haberli çıkış" şüphesini araştırıyor.
21.10.2026
0
"Müracaat sahibinin ticari geçmişine dair önemli bilgiler topluyoruz. Ticari şöhreti, itibarı ve bağlantılı riskleriyle ilgili değerlendirmelerde bulunuyoruz. Özetle 15 kurumdan bilgi alıyoruz"
11.10.2026
0
Fon krizine ilişkin soruşturma devam ederken ekonomist Mücteba Onurhan Özmumcu, "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı yalnızca ‘sermaye piyasası mevzuatına aykırılık’ boyutunda yürütmüyor. Dosyada aynı zamanda ‘örgüt, nitelikli ...
02.10.2026
0
Mahfi Eğilmez Günümüzde yaşanan fon krizinin nedenlerini henüz bütün yönleriyle bilmiyoruz. Ancak ilk bakılması gereken yerlerden biri denetim mekanizmasıdır. Denetim yetersiz miydi? Yoksa denetim sorunları ortaya çıkardığı halde, bu sorunların ...
03.10.2026
0

Ekonomim yazarı Alaattin Aktaş: Yüzde 9 enflasyon öngörülen yıllar için yüzde 35’e, 36’ya ulaşan faiz taahhüdüne niye giriliyor?

Ekonomim yazarı Alaattin Aktaş, fon soruşturması gündemi sürerken Hazine’nin iç borçlanma maliyetlerine dikkat çekti. Aktaş, 2029 için yüzde 9 enflasyon hedefi açıklanmasına karşın uzun vadeli sabit faizli tahvillerde yüzde 35’i aşan faiz taahhüt …

Ekonomim yazarı Alaattin Aktaş: Yüzde 9 enflasyon öngörülen yıllar için yüzde 35’e, 36’ya ulaşan faiz taahhüdüne niye giriliyor?
Yayınlama: 27.10.2026
6
A+
A-

Ekonomim yazarı Alaattin Aktaş, fon soruşturması gündemi sürerken Hazine’nin iç borçlanma maliyetlerine dikkat çekti. Aktaş, 2029 için yüzde 9 enflasyon hedefi açıklanmasına karşın uzun vadeli sabit faizli tahvillerde yüzde 35’i aşan faiz taahhüt edilmesini sorgulayarak, “OVP’de ortaya konulan enflasyon hedefine mi inanılmıyor, yoksa bugünlerde öyle bir çaresizlik yaşanıyor ki teklif edilen bu faizi kabul etmekten başka çare mi bulunamıyor?” diye sordu.

Aktaş, fon soruşturmasının Türkiye ekonomisinin diğer önemli sorunlarını gölgede bırakmaması gerektiğini belirterek Hazine’nin iç borçlanma maliyetlerine dikkat çekti. Aktaş, yazısında şunları yazdı:

“Hazine bu yıl sabit faizli 25 ihale yaptı. Bu ihalelerde faiz çok yüksek. Hazine’nin taahhüt ettiği faizle enflasyon hedefi olarak ortaya konulan oranları yan yana getirmek bile mümkün değil.

Bu yılki 25 ihalede en düşük faiz yüzde 29,09. Ama bu faiz ocak ayında yapılan ihalede 2035 yılına kadar olan dönem için taahhüt edildi. Daha beter durum ise şu. Vadesi 5 Eylül 2035 tarihinde dolacak bu kağıt 14 Ocak’ta yüzde 29,09 faizle ihraç edildi ama aynı kağıt bu kez 19 Ağustos’ta tabii ki yine aynı vade tarihiyle bu kez yüzde 35,12 faizle ihraç edilmek durumunda kalındı. Aynı vadeli kağıt, ocaktan ağustosa gelinmiş ve faiz 6 puan birden artmış. Ocaktan ağustosa ne değişti? Bu tipik durumu ikinci grafiğin son iki kutusunda ve çizgisinde görebilirsiniz.

Aynı eğilim çok somut olarak Nisan 2031 vadeli kağıt ihraçlarında da izleniyor. Söz konusu kağıt bu yıl içinde yedi kez ihraç edilmiş ve faiz oranı genel olarak yukarı gidiyor.

İhraç tarihine ve vadeye göre sıralı ihaleler ve bu ihalelerdeki faiz oranının nasıl seyrettiği ikinci grafikte yer alıyor.

Bu yılın enflasyon tahmini yüzde 28,4, 2027, 2028 ve 2029’un hedefleri ise yüzde 21, yüzde 13,5 ve yüzde 9. 2029’da yüzde 9’luk bir hedef olduğuna göre en kötümser senaryoda sonraki yıllar için de bu oran öngörülüyor demektir.

Yüzde 9 enflasyon öngörülen yıllar için yüzde 35’e, 36’ya ulaşan faiz taahhüdüne niye giriliyor peki?

OVP’de ortaya konulan enflasyon hedefine mi inanılmıyor, yoksa enflasyon hedefi konusunda kuşku yok ama bugünlerde öyle bir çaresizlik yaşanıyor ki teklif edilen bu faizi kabul etmekten başka çare mi bulunamıyor? Ya da acaba iki olasılık da mı geçerli?

Borçlanmada faizin bu düzeylerde seyretmesi karşısında şu görüşü savunanlar olabilir:

“Hazine borç yükünü uzun vadeye yaymak için faizin yüksek olmasını göze alıyor. Ayrıca borçlanma sırasında içinde bulunulan dönemin enflasyonu da göz önünde bulundurulur.”

Bu görüşler pek geçerli görünmüyor.

Bir kere yaklaşık bir buçuk, iki yıllık vadeler için bile yüzde 40’a yakın, hatta bu düzeyi aşan faiz verildi. Herhalde bu vadeler için uzun demek mümkün değil.

Ayrıca geçmişte uzun vade için çok daha düşük faizle borçlanılıyordu. Üstelik o dönemlerdeki enflasyon da şimdikinden daha yüksekti. Dolayısıyla borçlanma dönemindeki enflasyon faiz üstünde o kadar da belirleyici olmuyormuş.”

Yazının tamamı için

( ALINTI )

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.