DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, belediyelere ilişkin yaptığı değerlendirmede iktidarın “yargı ve kayyım” politikalarını, ana muhalefetin ise “yolsuzluk ve denetimsizlik” sorunlarını eleştirerek, iki tarafın da vatandaşın sorunlarına çözüm ...
02.04.2026
0
Türkiye Altın İşletmeleri A.Ş.’nin Nevşehir ve Kayseri’yi kapsayan maden kapasite artışı projesi için “ÇED olumlu” kararı verildi. Proje kapsamında faaliyet alanı genişletilirken yeni tesislerin kurulması planlanıyor. Cumhuriyet'ten Şeyda Öztürk'ün ...
01.04.2026
0
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, İkizköylü Esra Işık'ın tutuklanmasına tepki gösterdi. Hatimoğulları, "Bu ülkenin ağacını, ormanını, suyunu, taşını savunmak suç değildir" dedi. Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki ...
01.04.2026
0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, Zonguldak'ta 1 Nisan'da yapılan İl Genel Meclisi Başkanlığı seçiminde pusulada "harf hatası" yapıldığı gerekçesiyle CHP'nin oyunun geçersiz sayılarak CHP'nin adayının seçimi kaybettiğinin iddia ...
06.04.2026
0

Fehmi Koru: “Bir daha asla” demişti Amerikan siyaseti, fakat McCarthy günleri yeniden hortlamak üzere

Fehmi Koru: “Bir daha asla” demişti Amerikan siyaseti, fakat McCarthy günleri yeniden hortlamak üzere

Fehmi Koru: “Bir daha asla” demişti Amerikan siyaseti, fakat McCarthy günleri yeniden hortlamak üzere
Yayınlama: 13.12.2023
2
A+
A-

* Fehmi Koru

İsrail Netanyahu’nun bu döneminde giderek milletler topluluğu içerisinde yüzüne bakılmayacak, münasebet kurulmayacak bir ülke haline dönüşüyor; hatta Netanyahu’nun en yakın destekçisi ABD başkanı Joe Biden bile, dün, bir baktık, onun artık değişmesi vakti geldiğini söyledi.

Tamam, Netanyahu’yu biraz olsun tanıdı da, İsrail’e verdiği katıksız destek yüzünden ülkesi ABD’nin ne hal aldığını da görmeye başladı mı acaba Biden?

Soğuk Savaş’ın en soğuk günlerinde, ülkesinin kapılarını sıkı sıkıya komünizme kapalı tutmayı amaçlıyordu ABD. Ülkenin ‘kızıl tehdit’ altında olduğu iddiası bunu tekrarlayanlara puan kazandırıyordu. Bir senatör bu alanda şampiyonluğu eline almıştı.

Bir gün, Kongre’de, kızılların her yere sızdığı argümanını dile getirirken, cebinden çıkardığı bir kağıdı göstererek, elinde dışişleri bakanlığındaki komünist sempatizanlarının listesi bulunduğunu duyurdu. [Elinde tuttuğunun, söylediği benzeri isim listesi değil, biraz önce temizlensin diye bıraktığı elbiseleri için kuru temizleyicinin kendisine verdiği kağıt olduğu neden sonra öğrenilecekti.]

O senatörün adı Joseph McCarthy’di. Yaklaşık 20 yıl süren bir periyoda kışkırtıcı çıkışlarıyla damga vuran bu senatörün ismi Amerikan tarihine yüz kızartıcı bir siyasetçi olarak geçti.

McCarthycilik o eğilimin adı…

Her taşın altında bir devlet düşmanı arama eğilimi…

Amerikan Kongresi’nde McCarthy’nin zorlamasıyla the House Committee on Un-American Activities (HUAC) (Amerika Zıddı Eylemler Komitesi) kuruldu ve kritik mesleklerden isimler ifade vermeye ve sözleri sırasında meslek alanlarında ve çevrelerinde ‘komünist’ olarak bildikleri bireylerin isimlerini açıklamaya davet edildiler.

Çağrılanların ismini verdikleri şahıslar yargılanıp cezaevlerine gönderildiler. 

Pek çok kişi McCarthy tarafından hedef gösterildiği için işini kaybetti.

Sonra gelen yıllarda kendini yeniden anayasasına uygun hale getiren Amerika’da, McCarthy’nin hakim olduğu dönem hayırla yad edilmez.

Dünyanın öteki yerlerinde de özgürlüklere insanlar korkutularak müdahale edilmesi hep ‘McCarthycilik’ olarak anılır.

Ülkemizde ABD’nin o periyoduna benzer olayların yaşatıldığı 28 Şubat günlerinde McCarthy’i yazı ve yorumlarımda çok anmıştım.

Netanyahu’nun yönlendirmeleriyle ABD yeniden o denli bir havaya bürünüyor.

ABD’nin kabul tarihi 1788 olan bir anayasası var ve bu anayasa her birey için en geniş özgürlüklerin hiçbir müdahaleye uğramaksızın rahatlıkla kullanılabilmesini garanti altına alıyor. 

Fikir özgürlüğü, basın özgürlüğü, gösteri özgürlüğü Amerikalı için doğuştan kazanılmış haklar…

Kongre’nin Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Elise Stefanik 75 yıl öncesinde McCarthy’nin üstlendiği rolü günümüzde taşımaya aday görünüyor.

Ülkesinin dünyaca ünlü üç üniversitesinin -Harvard, MIT ve UPENN’in- rektörlerini Kongre’de, McCarthy tavrıyla sorgulayan oydu. Karşısındaki hemcinsi rektörlere lafı uzatmadan, ‘doğru’ veya ‘yanlış’ sözcüklerinden biriyle cevaplamaları için aptalca bir soru yöneltti:

“Söyleyin bakalım, ama tek sözcükle söyleyin, okullarınızın yerleşkelerinde Musevilere soykırım davetinde bulunulması, cezalandırılması gereken bir suç teşkil ediyor mu?”

Hadi bakalım, bu soruya Amerikan anayasası yerleşkelerde de geçerli olduğuna göre, rektör hanımlar ne yanıt verebilir?

Bir defa üniversitelerdeki şovlarda kimse “Yahudilere ölüm” diye bağırmadı, bağırmıyor.

“Evet” deseler, anayasanın herkese -bu ortada öğrencilere de- tanıdığı özgürlükleri, döndüklerinde kendi okulları öğrencilerine tanımamaları gerekir.

Öyle değil de “Hayır” cevabı verdikleri takdirde, Elise Stefanik“Hah hah, yakaladım, sizler birer anti-Semitik’siniz” diyecek…

Rektörler bu ve gibi tuzak sorulara “Duruma göre” cevabını vermekle yetindiler.

Tahmin edileceği üzere, bu üçüncü çeşit karşılık da, yeniden rektörlerin aleyhine kullanıldı. Biri istifaya zorlandı.

Bizler 1950’li yıllarda Amerika’da yaşamadık, olan biteni kitaplardan ve biraz da sonradan çekilmiş, çoğu gerçeğe uygun sinemalar ve dizilerden öğrendik.

Mesela ‘Trumbo’ filminden…

Oscar ödüllü sinemaların senaryo yazarı Dalton Trumbo HUAC Komitesi üyeleri önünde ifade vermeye çağrılan 10 Hollywood senaristinden biriydi. Trumbo beklendiği benzeri davranmadığı, isim vermeyi de reddettiği için, 11 ay cezaevinde yattı ve çıkınca da işsiz kaldı. Yazdığı senaryolar -biri Oscar mükafatı de aldığı halde- diğerinin ismiyle künyede yer aldı.

2015 yapımı Trumbo sineması bu olay üzerinden McCarthy devrinin iğrençliğini anlatıyor.

Bir de ‘Guilty by Suspicion’ (Şüphe ve Ceza) sineması var.

Bu iki sineması izleyip de, ABD’de cahiliyet dönemi sayılabilecek yıllarda işlenen vahim cürümlere nefret duymamak elde değil.

Joe Biden ABD’si süratle o günleri andıran bir manzaraya bürünmek üzere.

Trump yeniden seçilmeyi başarırsa, onun partisinden Elise Stefanik, Kongre’yi yeniden anayasanın çöpe atıldığı McCarthy günlerine döndürebilir.

Netanyahu Amerika’yı Trump’a hazırlıyor.

* Bu yazı fehmikoru.com adresinden motamot alınmıştır.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.