“Beklentisi, hiç değilse şu kademede, DEM seçmenine beğenilen gelecek bildiriler verilmesiydi”
Fehmi Koru*
Geçen gün burada görüşünü naklettiğim dostum, çok önemli iki ismin Washington temaslarının iç siyasete yansımaları olmasını bekliyor.
Fidan ve Kalın ülkeye döndüklerinde, dışarıda ve içeride meydana gelecek yeni gelişmelere bakılarak, seçim sonucunun tahmin edilebileceği görüşündeydi dostum.
“İYİ Parti ya da bilhassa de DEM Parti’nin halleri değişebilir” demişti o dost bana.
Beklediği olumlu gelişmenin haberi, Dışişleri Bakanı ve MİT Başkanı daha ABD’den ayrılmadan gelmişti: Amerikalı derecelendirme kuruluşu Fitch Türkiye’nin notunu B’den B+’a çıkarttı.
Ülkeye yabancı sermaye gelmiyor ya, bu not yükseltilmesinden sonra gelme ihtimali artabilir.
Yabancı sermaye gelirse iktisatta uyguna doğru gidiş başlayabilir.
Olumsuz haber ise, Edirne’den geldi. Dostumun beklentisi, DEM Parti’yi iktidara karşı halinde yumuşatacak birtakım adımların seçim öncesinde atılmasına dairdi. Selahattin Demirtaş -hatta Osman Kavala da- cezaevinden çıkarılacak, kayyım uygulamasından da vazgeçileceğine dair işaretler verilecekti.
Selahattin Demirtaş’ın rahatsızlanan annesini görmek için bir ay önce Edirne’den uçakla Diyarbakır’a götürülmesini bir erken ihtar adımı olarak değerlendiriyordu dostum.
Erken ikazın ardı beklendiği benzeri gelmedi.
Dün, Edirne Cezaevi’nde bulunan Selahattin Demirtaş, ailesi ve avukatlarıyla bundan bu türlü görüşmeyeceğini duyurdu. Sebebi, cezaevinin yeni bir uygulaması: Bundan bu türlü yapılacak her görüşün öncesi ve sonrasında Demirtaş’ın üzeri aranacakmış…
Talimatı Adalet Bakanlığı göndermiş…
Acaba bu türlü bir uygulamayla ilgili karar neden alınmış olabilir?
Cezaevinden içeriye ne girmesi ve cezaevinden dışarıya ne çıkması istenmiyor olabilir?
Aklıma bu kadar rahatsız edici bir kararın alınmasını gerektirecek hiçbir makul sebep gelmedi doğrusu…
Galiba bu yeni uygulamayla bir mesaj verilmek isteniyor…
O iletinin DEM Parti’yi iktidar karşısında yumuşatacak bir mesaj olacağını ise sanmıyorum.
Mesaj DEM Parti’nin olumlu sayacağı tipten olsaydı, İstanbul ve Ankara’da aday gösterdikleri isimler kampanyalarının şiddetini artıracak, böylece AK Partili adaylar karşısında önde görünen İstanbul ve Ankara’nın CHP’li belediye liderlerinin –Ekrem İmamoğlu ile Mansur Yavaş’ın- seçilme bahtları azalacaktı.
Hatta seçim sonrasında ‘Kürt sorunu’ konusunda tahlilden yana bir yeni sürecin başlatılmasının da mümkün olabileceğini düşünüyordu dostum.
Beklentisi, hiç değilse şu kademede, DEM seçmenine beğenilen gelecek iletiler verilmesiydi.
[Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün, Ağrı’da, bir CHP belediye başkan adayının, kazanırsa DEM’lileri belediyenin kapısından içeri sokmayacağına dair tabirleri için “Buram buram ırkçılık kokuyor” dedi ama, aynı gün Adalet Bakanlığı Demirtaş’ı rahatsız eden uygulamayı başlattı.]
Dostumun tezi -o buna ‘hipotez’ diyor- boşa çıkmış sayılmaz.
Zaten tezin bir de İYİ Parti’ye dönük beklentisi var, o bahiste herhangi bir gelişme şimdi yaşanmadı.
Seçime şunun şurasında iki hafta kadar bir süre kaldı zaten…
*Bu yazı fehmikoru.com adresinden motamot alınmıştır.