MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "CHP'de taraflar kullandığı dil ve üsluba dikkat etmeli" dedi. Türkgün Gazetesi'ne konuşan Bahçeli, "Paralel liderlik toplumsal istikrarı bozar" dedi. Türkgün Gazetesi Başyazarı Yıldıray Çiçek'e konuşan Bahçeli ...
04.06.2026
0
CHP'de yönetim tartışmaları sürerken, bazı milletvekilleri hakkında hazırlanan dokunulmazlık dosyalarının TBMM'de nasıl ele alınacağı tartışılıyor. Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin, rüşvet ve yolsuzluk iddialarıyla gündeme gelen isimlerin yargılanması ...
07.06.2026
0
Uzaktan çalışma modelinin yaygınlaşmasıyla birlikte İstanbul'un merkezi ilçelerindeki kafelerde "Mekan dolu ama ciro düşük" şikayetinde bulunan işletmeciler, yeni önlemler almaya başladı. Artan maliyetler ve düşen masa devir hızı nedeniyle birçok ...
01.06.2026
0
BBC News TürkçeLondra Muğla'nın Milas ilçesinde İkizköy Mahallesi'ne bağlı Akbelen mevkinde, altı mahalle için özel mülkün acele kamulaştırma kararlarını protesto sırasında tutuklanan Esra Işık'ın yargılandığı davada ikinci duruşma bugün yapılacak ...
01.06.2026
0

Fehmi Koru: Hükümet yanlısı, AK Partili, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı delicesine seven biri olsaydım bile sloganlara katılırdım

Fehmi Koru: Hükümet yanlısı, AK Partili, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı delicesine seven biri olsaydım bile sloganlara katılırdım

Fehmi Koru: Hükümet yanlısı, AK Partili, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı delicesine seven biri olsaydım bile sloganlara katılırdım
Yayınlama: 27.02.2023
6
A+
A-

* Çocukluk ve ilk gençliğimde futbol maçlarını tribünden izlerdim. Bir dönem de -sonradan izlenim yazmak üzere- Fenerbahçe maçlarını Kadıköy’de basına ayrılan kısımdan izlediğim de oldu. Son yıllarda koltuk izleyicisiyim; içimden maçlara gitmek gelmiyor.

Birkaç gündür zihnimde şu soruya yanıt arıyorum: Fener’in son maçını diğer taraftarlarla birlikte tribünden izliyor olsaydım, hükümeti istifaya çağıran sloganlar atanlara ben de katılır mıydım?

Hükümet yanlısı, AK Partili ya da en azından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı delicesine seven biri olsaydım bile katılırdım gibime geliyor.

Fener tribünleri sadece muhalifleri barındırmıyor ya? Taraftarlık bu türlü bir şey, futbol siyasetten daha fazla birleştirici, takım tutmak parti tutmaktan çok daha ileri bir tutku.

Eminim, bunu en iyi bilebilecek şahıslardan biri, vaktiyle kendisi de alanlarda top koşturmuş, profesyonelliğe kadar futbol hayatını sürdürmüş Cumhurbaşkanı Erdoğan’dır.

Zaten dikkat edilirse, “Yalan palavra yalan, dolan dolan dolan, 20 sene oldu istifa ulan” sloganlarının atılmasına AK Parti’den fazla bir tepki gelmedi.

Akıl da bunu gerektiriyor esasen. Futbol taraftarlığıyla siyasi kimlik çekiştiğinde, kaçınılmaz sonuç, futbolun kazanmasıdır.

MHP ve lideri Devlet Bahçeli’nin benimle aynı kanıda olmadığı, Beşiktaş’ın dün akşamki maçında atılan “Hükümet istifa” sloganlarına verdikleri olağanüstü şiddetli yansıdan belli. Parti futbolun siyasete alet edildiğini dile dolayan bildirisinde, başkanlarının BJK üyeliğinden istifa ettiğini de açıkladı.

Devlet Bahçeli de, protestoların engellenmesini, engellenemiyorsa maçların seyircisiz oynanmasını teklif etti.

MHP ve Bahçeli’den gelen teklifler, öteki hususlardaki örneklere bakılarak, iktidara ne yapılmasıyla ilgili birer telkin benzeri de kabul edilebilir.

Slogan atmalar devam ederse maçların seyircisiz oynandığı gerçeğiyle karşılaşabiliriz.

İktidar açısından bunun seçime gidilen ülkede sakıncasını söylemeye bile gerek olacağını sanmam.

Fener maçında taraftarın zelzele bölgesi için statta attığı atkılara, Beşiktaş taraftarının zelzele bölgesindeki çocuklara gönderilmek üzere getirdikleri oyuncakları atarak katılması, futbol taraftarlığının boyutunu göstermesi bakımından değerlidir.

Protestolara kızanların meseleye doğru teşhis koyarak sınırlı bir tepki vermeleri daha uygundur.

Olayın bence esas çok önemli tarafı, futbolseverlerin nereden etkilendikleri bahsidir.

Bütün dünyada olduğu benzeri bizde de kanaatlerin oluşmasında en çok önemli etkenin medya olduğuna inanılır. Daha doğrusu dünyada o denli olduğu için bizde de o denli olması beklenir. İnsanlar haberleri ve haberlere yönelik yorumları gazetelerde okur, TV ekranlarından imajlı olarak izler ve etkilenirler.

Ülkemizdeki medyanın hali ortada. Gazeteler ve TV kanallarının büyük çoğunluğu hükümetin karşısında değil. Hakikaten, zelzele ve sonrasıyla ilgili yayınlarda hükümeti aşırı rahatsızlığa sevk edecek taraflarla pek ilgilenmedi medyanın büyük kısmı.

‘Muhalif’ denilebilecek gazeteler ve kanallar sayıca da tesir olarak da bayağı az.

Futbolseverler de, futbolu önemsemeyen kitleler gibi, ana akım medyadan bilgileniyorlar. Yani hükümete yakın gazeteler ile televizyonlardan. En iyi spor sayfaları onlarda zira. En fazla izlenen spor programları da yeniden ana akım diye isimlendirilebilecek kanallarda.

Gazetelerin spor sayfalarını okuyan, kanallardaki spor programlarında görüş açıklayan yorumculara kulak verenlerin, sarsıntı konusunda hükümeti istifaya davet edecek sloganları atmalarını getirecek bir öfkeye kapılmaları pek mümkün değil.

Herhalde insanlar gazetelere sadece spor haber ve yorumları için göz atmıyor, kanallarda dolaşırken siyasi haber ve yorumlar da gözlerine takılıyordur.

Ne oluyor yani, okudukları gazeteler ile izledikleri kanallardan hiç mi etkilenmiyor bu insanlar?

Galiba o denli.

‘Merkez medya’ ya da ‘ana akım medya’ benzeri isimlerle anılan onlarca gazete ve yeniden onlarca TV kanalı, okur ve izleyicilerini etkilemekte fazla başarılı değiller.

Az satışlı oldukları için cılız gözüyle bakılan muhalif gazeteler ile izlenmedikleri sanılan muhalif kanallar ötekilerden daha tesirli olmalı.

Biraz da sosyal medya…

İnsanlar -buna futbolla ilgilenen toplum katmanları da dahil- klasik medyadan daha fazla sosyal medyaya kulak vermeye başlamış görünüyor.

Bu da bana, bu mesleğin içinden biri olarak, kabulü olağanüstü ağır bir durum benzeri geliyor.

Düşünün: Statta atılan iktidar cephesini rahatsız eden sloganları, maçları yayınlayan kuruluş sesleri kıstığı için, geniş kitleler işitemedi. İktidarın itimat ettiği, prestij gösterdiği gazeteler de sonraki gün haberlerinde o sloganlardan hiç söz etmedi.

Peki de, bizler nereden öğrendik statlardaki protestoları?

Sözün kısası, şu sıralarda futbol topluluğunun slogana dönüşen rahatsızlığının siyasilere dönük yüzü kadar medyaya bakan yüzü de önemli.

İtibar görüyor kimi gazeteler ile gazeteciler, TV kanalları ve o kanalların yorumcularına iktidarın ilgisi büyük; lakin galiba onların esas etkilemeleri beklenen geniş kitleler giderek sesi cılız çıkan medyaya ve kendine özel kuralları -bir dereceye kadar da kuralsızlığı- bulunan sosyal medyaya kayıyorlar.

Maçlar seyircisiz oynansın, muhalif kanallara cezalar yağsın, dinlemeyenler kapatılsın, sosyal medya dizginlensin, direnenler davalarla yıldırılsın…

Teklifler bunlar.

Ancak, buna benzeyen önlemleri akıllarından geçirenlere, dünyanın geldiği şu evrede, bundan 20 yıl öncesine kadar işe yarayabilen yasaklamaların artık fazla bir mana taşımayacağını birilerinin hatırlatması gerekiyor.

Umarım, iletişim başkanlığı, RTÜK benzeri kurumlar bu görevi de yerine getiriyorlardır.

*Bu yazı fehmikoru.com adresinden motamot alınmıştır.

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.