DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, belediyelere ilişkin yaptığı değerlendirmede iktidarın “yargı ve kayyım” politikalarını, ana muhalefetin ise “yolsuzluk ve denetimsizlik” sorunlarını eleştirerek, iki tarafın da vatandaşın sorunlarına çözüm ...
02.04.2026
0
Türkiye Altın İşletmeleri A.Ş.’nin Nevşehir ve Kayseri’yi kapsayan maden kapasite artışı projesi için “ÇED olumlu” kararı verildi. Proje kapsamında faaliyet alanı genişletilirken yeni tesislerin kurulması planlanıyor. Cumhuriyet'ten Şeyda Öztürk'ün ...
01.04.2026
0
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, İkizköylü Esra Işık'ın tutuklanmasına tepki gösterdi. Hatimoğulları, "Bu ülkenin ağacını, ormanını, suyunu, taşını savunmak suç değildir" dedi. Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki ...
01.04.2026
0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, Zonguldak'ta 1 Nisan'da yapılan İl Genel Meclisi Başkanlığı seçiminde pusulada "harf hatası" yapıldığı gerekçesiyle CHP'nin oyunun geçersiz sayılarak CHP'nin adayının seçimi kaybettiğinin iddia ...
06.04.2026
0

Fehmi Koru: Özgür Özel siyasi tarihimizde gibi nadir bulunan bir zafer kazandı; başarısı ‘Pirüs zaferi’ne döner mi?

Fehmi Koru: Özgür Özel siyasi tarihimizde gibi ender bulunan bir zafer kazandı; başarısı ‘Pirüs zaferi’ne döner mi?

Fehmi Koru: Özgür Özel siyasi tarihimizde gibi nadir bulunan bir zafer kazandı; başarısı ‘Pirüs zaferi’ne döner mi?
Yayınlama: 05.11.2023
2
A+
A-

Fehmi Koru*

Bizde, siyasi partilerde, vakti geldiğinde “Benden bu kadar” diyerek ceketini alıp koltuğunu terk eden lider pek çıkmıyor; koltuğuna yapışıyor lider, yerini bir diğerine bırakması için ya daha çok önemli bir yere gelmesi yahut …

Hatta bazen daha çok önemli bir yere gelenin bile parti başkanlığını bırakmadığı oluyor…

CHP delegesi dün gece pek becerilemeyeni yaptı, partisinin genel liderini değiştirdi.

Bu başarıda en büyük hissenin sahibi olan yeni genel başkan Özgür Özel’i tebrik etmek gerekir.

Kemal Kılıçdaroğlu ikinci cinse kadar direndi ama o cinste Özgür Özel’in 812 oyuna karşılık lakin 536 oy alabildi.

[İlk cinste Özel 682, Kılıçdaroğlu 664 oy almıştı; Özel 2 oy daha almış olsaydı, seçim ilk çeşitte bitecekti.]

CHP’de önderin delegeler eliyle değiştirilmesi ilk defa olmuyor. 12 Mart (1971) askeri müdahalesinin kendisine karşı yapıldığını söyleyip partinin genel sekreterliğinden istifa eden Bülent Ecevit, bir yıl sonra yapılan (7 Mayıs 1972) CHP Kurultayı‘nda, müdahale sonrası kurulmuş askeri hükümete bakan veren İsmet İnönü’nün karşısına çıkıp delege eliyle genel başkan seçilmeyi başarmıştı.

İnönü 14 Mayıs 1950 genel seçimini kaybedip cumhurbaşkanlığını terk etmek zorunda kaldığında bile, kurucusu olduğu partinin liderliğini bırakmamıştı.

Özgür Özel delegeler önünde yaptığı konuşmada çokça Ecevit’e atıfta bulundu aslında.

Ecevit ile Özel arasında çok önemli bir benzerlik var: Özel de Ecevit benzeri iyi bir hatip. Kitleler önünde konuşurken düzgün cümleler kurabiliyor, karşısındakileri etkileyebiliyor. Dünkü muvaffakiyetinde kurultay konuşmasının hissesi yüksekti.

Şimdi ne olacak?

Ne olacağının birtakım ipuçları yeni genel liderin konuşmasında vardı.

Uzun konuşmasında, Özel, sadece CHP’ye genel başkan olmayı hak ettiğini değil, ülkeyi 22 yıl yöneten iktidarın sonunu getirebileceği hissini de delegelere verebildi. Sanıyorum, Özgür Özel, AK Parti genel başkanı da olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın karşısında önemli bir rakip olduğunu ispatlamaya çalışacak.

 Önümüzdeki dönem daha yıpratıcı bir CHP muhalefeti görebileceğiz.

Adaylığını ilan ettiği ilk günden beri kullanmaya başladığı ‘değişim’ sloganı herhalde bundan sonra da sıkça tekrarlanacak. Değişim de, en elle tutulur haliyle, bugün yapılacak Parti Meclisi (PM) üyeleri seçimi sırasında Özel’in isim tercihinde görülecek.

PM üyelerinin yenilenmesini, Kılıçdaroğlu’nun yakın mesai arkadaşlarının -hatta bütün kadrosunun- partinin görünür yerlerini terk etmeleri izleyebilecek. Özel konuşmasında bunun sözünü verdi.

Tabii Kılıçdaroğlu devrine damga vuran, CHP’yi eli seçimlerde ona oy vermeye gitmeyen daha geniş kitlelere açmak için benimsenmiş formül de tarihe karışacaktır…

Helalleşme…

‘6’lı masa’ kavramıyla ünlenen ittifaklar…

Özde CHP’li olmayan isimlerle yol arkadaşlığı…

Bütün bunlar tarihe karışacak…

Geriye, iki yoldan biri kalıyor:

Kemal Kılıçdaroğlu CHP’si öncesinin ’28 Şubat dönemi’ ile özdeşleşen yönelişi…

Bülent Ecevit’in önce ‘ortanın solu’, daha sonra da ‘demokratik sol’ kavramlarıyla CHP’yi çekmeye çalıştığı -ve başaramadığı- kulvar…

Hangisi: ‘Ulusalcı’ yöneliş mi, ‘sosyal demokratik’ yol arayışı mı?

Tabii bir de, Özgür Özel’in genel başkanlık isteğini destekleyen İstanbul’un Büyükşehir belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ‘değişim’ sözcüğüne yüklediği mana var.

İmamoğlu, ‘Oksijen’ gazetesinde ‘Türkiye için yeniden…’ başlığı ile yayımlanan manifestosunda, CHP’yi 2010 öncesinin ‘Ulusalcı’ yöneliş ya da 1970’lerin ‘sol’ arayış günlerine döndürmeyi değil, çok daha farklı bir yola yerleştirmeyi teklif ediyordu.

Okuyalım:

“Önümüzdeki periyotta yanılgılarımızdan dersler çıkarıp milletimizin değişim dileğini hayata geçirecek bir siyaset inşa etmek zorundayız. Bunun için yeni yaklaşımlar, yeni bir lisan, yeni takımlar, yeni bir örgütlenme, kısaca yeni bir siyaset gerekiyor. Lakin tazelenmiş, mert ve dönüştürücü bir siyasetle bu karanlık tünelden çıkıp Cumhuriyetimizin kuruluş amaçladığı olan medeniyet sıçramasını gerçekleştirebiliriz.’’

Üçüncü bir yol…

Tanım cazip ama CHP’ye tam uymuyor. CHP’nin sahip olabileceği bir kimliğe de benzemiyor. Esasen bu sebeple de, manifestosunu okuduğumda, şu tespitte bulunmuştum:

“İş yeni parti kurmaya kadar varır mı? / Elde yeni bir partinin programına kâfi gereç teşkil edebilecek bir metin var ama Ekrem İmamoğlu işi o noktaya kadar vardırır mı, doğrusu bilemiyorum. / Deneyebilir.”

Lafı uzatmaya gerek yok, olanın özeti şu: Özgür Özel dünkü zaferiyle zoru başardı.

Umarım, başarısı ‘Pirüs zaferi’ olmaz.

[Vikipedi ‘Pirüs zaferi’ kavramını şöyle tanımlıyor: “Pirus zaferi, kazanan üzerinde o kadar yıkıcı bir tesir yaratan bir zaferdir ki, bu durum neredeyse bir mağlubiyetle muadildir. Bu türlü bir zafer, gerçek manada bir muvaffakiyet hissini yok eder ya da uzun vadeli ilerlemeye zarar verir. Bu tabir, Makedonyalı Pyrrhus’un kelamına dayanır.”]

*Bu yazı fehmikoru.com adresinden motamot alınmıştır.

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.