DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, belediyelere ilişkin yaptığı değerlendirmede iktidarın “yargı ve kayyım” politikalarını, ana muhalefetin ise “yolsuzluk ve denetimsizlik” sorunlarını eleştirerek, iki tarafın da vatandaşın sorunlarına çözüm ...
02.04.2026
0
Türkiye Altın İşletmeleri A.Ş.’nin Nevşehir ve Kayseri’yi kapsayan maden kapasite artışı projesi için “ÇED olumlu” kararı verildi. Proje kapsamında faaliyet alanı genişletilirken yeni tesislerin kurulması planlanıyor. Cumhuriyet'ten Şeyda Öztürk'ün ...
01.04.2026
0
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, İkizköylü Esra Işık'ın tutuklanmasına tepki gösterdi. Hatimoğulları, "Bu ülkenin ağacını, ormanını, suyunu, taşını savunmak suç değildir" dedi. Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki ...
01.04.2026
0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, Zonguldak'ta 1 Nisan'da yapılan İl Genel Meclisi Başkanlığı seçiminde pusulada "harf hatası" yapıldığı gerekçesiyle CHP'nin oyunun geçersiz sayılarak CHP'nin adayının seçimi kaybettiğinin iddia ...
06.04.2026
0

Meral Danış Beştaş’tan normalleşme yorumu: Bizim kadar CHP de iktidarı tanıyor

Meral Danış Beştaş’tan olağanlaşma yorumu: Bizim kadar CHP de iktidarı tanıyor

Meral Danış Beştaş’tan normalleşme yorumu: Bizim kadar CHP de iktidarı tanıyor
Yayınlama: 30.06.2024
7
A+
A-

DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in iktidarla ilgili adımları için “Bizim kadar CHP de iktidarı tanıyor” görüşünü aktarırken, “Türkiye’nin demokratikleşmesinin yolu, AKP-MHP’den kurtulmasının yolu en geniş demokratik cephenin kurulmasıdır.” dedi. 

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’a konuşan Beştaş, CHP önderinin dış siyasetle ilgili açıklamasını eleştirerek, “Mesela Özgür Özel ‘İç siyaset başka, dış siyaset farklı. Dış siyasette birlikteyiz’ demişti. Bu vahim bir şey.” sözlerini kullandı. 

Beştaş’ın gündeme ilişkin açıklamaları şöyle: 

“Asıl soru nasıl bir olağanlaşma olacağı. Olağanlaşmanın ilk kuralı her şeyi özgürce konuşabilmektir. Vatandaşın, medyanın, sivil toplumun, özgürce konuşabilmesi benzeri bir olağanlaşmaya muhtaçlığımız var. Başka nedir olağanlaşma? Ekonomik krizden birilerinin nemalanmasını önlemektir. Vergiyi vatandaşa yükleyen değil daha çok kazanandan almaktır. Vatandaşın hayat standardını, yükseltmektir. Sosyal manada olağanlaşma bayanların hayat hakkına müdahale edilmemesidir. Bayanların kaç çocuk doğuracağından kürtajına, nereye gideceğine karışmamaktır. Olağan olan Diyarbakır’da dans gösterisine saldırmamaktır mesela.

İktidarın olağanlaşma anlayışını nasıl tanımlarsınız?

Erdoğan partisinin MYK toplantısında bir itirafta bulunmuş aslında. Demiş ki; ““Normalleşme ile anayasa, terörle mücadele, dış siyaset benzeri milli problemlerde iç cepheyi tahkim etmeye çalışıyoruz.” Grup toplantısında da benzer şeyler söylemiş. Bu olağanlaşmaya nasıl baktığına dair gerçek bir itiraf.

Neyi itiraf etmiş oldu?

Son seçimde CHP’nin birinci parti olması, kendi içinde kaleleri olarak niteledikleri Üsküdar benzeri birçok merkezi kaybetmeleri, Ankara’da yüzde 60’la kaybetmeleri, Kürt vilayetlerinde hezimet yaşamaları onları düşünmeye, yeni bir siyaset geliştirmeye sevk etti. Ama ‘biz demokratikleşelim, tenkitlere karşılık verelim’ noktasında değiller. Onlar olağanlaşırken ‘bizim istediğimiz anayasaya ‘evet’ diyeceksiniz’ diyor. ‘Biz anayasa tartışmasını önünüze koyacağız ve siz bize uyacaksınız’ diyor. Onların olağanlaşma dediği kendi dediklerinin kabul edilmesidir. İç politikayı da kendi istedikleri benzeri yönetip, kendi dediklerini dayatma tekniğini seçiyorlar. Daha yeni Hakkari’ye kayyım atadılar. Bu mu olağanlaşma?

“Bizim kadar CHP’de AKP’yi tanıyor”

CHP’nin ‘normalleşme’ kapsamında iktidarla kurduğu diyaloğu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cumhurbaşkanı’nın ‘iç cepheyi tahkim etmeye çalışıyoruz’ açıklamasından sonra herhalde CHP yeni bir değerlendirme yapacaktır. Ama şunu söyleyebilirim; bizim kadar CHP de AKP iktidarını tanıyor. Onlar kendi açılarından kendi siyasetlerini tesirli kılma tekniği uyguluyorlar. Yoksa ben CHP’nin iktidarı tanımadığını, emellerini öngöremediğini düşünmüyorum.

“Özgür Özel’in dış siyaset söylemi kabul edilemez”

Fakat birtakım bahislerde çok önemli yanlışlıklar da var. Mesela Özgür Özel ‘İç siyaset başka, dış siyaset başka. Dış siyasette birlikteyiz’ demişti. Bu fecî bir şey. Dış siyasetle iç siyaset ayrılamaz. Türkiye’nin sınır ötesi operasyonları, Libya’dan Somali’ye kadar asker göndermesi iç siyasetten bağımsız mı? Bundan Ötürü ana muhalefet partisinin dış siyasetle, iç politikayı kesin çizgilerle ayırması kabul edilemez. Eğer dış siyasette birlikteyseniz Kürtlere düşmansınız. Haydi hepiniz düşman olun. İktidar bu düşmanlığı içeride de dışarıda da yayıyor. Ne yapıyor? Irkçılığı, milliyetçiliği, şovenizmi körüklüyor. Ve böylelikle oylarını arttırıyor. MHP’nin yaptığı da şimdi bu. O zaman CHP de mi bunu yapacak? Mümkün bir savaş tezkeresine ‘evet’ mi diyecek?

7 Haziran-1 Kasım arasında ve sonrasında yaşananları hatırlayınca çok korkutucu bir öngörü bu. Benzer süreçlerin yaşanma ihtimali olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Bugün yaşananlara, görüşmelere bakınca ben direkt o dönemi hatırlıyorum ve tehlikeli buluyorum açıkçası. Türkiye’nin demokratikleşmesinin yolu, AKP-MHP’den kurtulmasının yolu en geniş demokratik cephenin kurulmasıdır. Muhalefetin sahiden taban müştereklerde ortak hareket edebilme yeteneğini kazanmasıdır. Önümüzde çok önemli riskler var.

Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki değişimle birlikte bugün CHP’de 2015-2016 ve sonrasındaki tavrından daha farklı bir tavır olmasını bekliyor musunuz? Özgür Özel’in de sıkça ifade ettiği ‘Türkiye İttifakı’ kurma argümanını da hatırlatarak sorayım.

2016’yla kıyaslarsak birçok ders alınmış olması lazım. Bunu bizim için de söylüyorum. Bu iktidarın, bu ittifakın pratiğini hepimiz yaşadık, iliklerimize kadar yaşadık. 15 Temmuz’u nasıl bir fırsata dönüştürdüklerini çok iyi biliyoruz. Binlerce insanın ihraç edildiğini biliyoruz. Tekrar 15 Temmuz’un partimizi tasfiye etmenin bir aracı olarak nasıl kullanıldığını gördük. Muhalefet partilerinin bir kısmı de tüm bunların farkında. Halk da bunun farkında. Ve en değerlisi halk basıncı çok yüksek artık. Son seçimde bunu gördük. Toplum çok politize bir davranış gösterdi. Bu iktidara kırmızı kart gösterdi. Bu devam ediyor, bütün anketlerde bunu görüyoruz. Çabucak tüm muhalefet partilerinin oyu artıyor. Bu manada 2016’dan daha ileri bir noktada olduğumuzu düşünüyorum.

Sizin de az önce hatırlattığınız benzeri Hakkari’ye kayyım atandı. Kayyım atamalarının devam etmesini bekliyor musunuz? Parti olarak bir planlamanız var mı?

Devam etmemesi gerekiyor. Kayyım atamak başlı başına bir darbe yolu. İradeyi, hakkı, hukuku, seçme-seçilmeyi her şeyi reddeden bir darbe pratiğidir. Bize darbeye karşı direnmek, mücadele etmek düşer. Hakkari başta olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanında protestolar, etkinlikler, basın açıklamaları devam ediyor. Üstelik Türkiye’nin batısında da güçlü bir kamuoyu oluştu. Uluslararası manada çok tepki var. 29’unda İstanbul’da büyük bir miting olacak. Bizim partimizin tek başına yaptığı bir miting değil bu, biz de orada olacağız. Bu darbeciliği bırakmak istemiyorlar belli. Küçük ortakları esasen biz olmadan tek cümle kuramıyor. Ama bu onlara yarar sağlamayacak. Kaybettiler, kayyım atarlarsa daha büyük kaybederler.

 

 

 

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.