DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, belediyelere ilişkin yaptığı değerlendirmede iktidarın “yargı ve kayyım” politikalarını, ana muhalefetin ise “yolsuzluk ve denetimsizlik” sorunlarını eleştirerek, iki tarafın da vatandaşın sorunlarına çözüm ...
02.04.2026
0
Türkiye Altın İşletmeleri A.Ş.’nin Nevşehir ve Kayseri’yi kapsayan maden kapasite artışı projesi için “ÇED olumlu” kararı verildi. Proje kapsamında faaliyet alanı genişletilirken yeni tesislerin kurulması planlanıyor. Cumhuriyet'ten Şeyda Öztürk'ün ...
01.04.2026
0
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, İkizköylü Esra Işık'ın tutuklanmasına tepki gösterdi. Hatimoğulları, "Bu ülkenin ağacını, ormanını, suyunu, taşını savunmak suç değildir" dedi. Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı çevresindeki ...
01.04.2026
0
CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, Zonguldak'ta 1 Nisan'da yapılan İl Genel Meclisi Başkanlığı seçiminde pusulada "harf hatası" yapıldığı gerekçesiyle CHP'nin oyunun geçersiz sayılarak CHP'nin adayının seçimi kaybettiğinin iddia ...
06.04.2026
0

Silivri, yeni adıyla Marmara Cezaevi: Nasıl kuruldu, şimdiye kadar kimler kaldı, içeride hayat nasıl, gerçekten soğuk mu?

Silivri, yeni ismiyle Marmara Cezaevi: Nasıl kuruldu, şimdiye kadar kimler kaldı, içeride hayat nasıl, nitekim soğuk mu?

Silivri, yeni adıyla Marmara Cezaevi: Nasıl kuruldu, şimdiye kadar kimler kaldı, içeride hayat nasıl, gerçekten soğuk mu?
Yayınlama: 13.02.2025
7
A+
A-

“En son Ahmet Özer ve Ümit Özdağ’ı ziyarete gittim. Seçil Erzan oradaydı. Kerimcan Durmaz da oradaydı, selamlaştık. Biraz ileride İstek Akpolat vardı, geçmiş olsun dileklerimi ilettim. Daha evvelki seferlerde ünlü bir uyuşturucu baronu ve IŞİD’li Reina saldırganı da oradaydı.”

Marmara, eski ismiyle Silivri Cezaevi’ni yakın vakitte ziyaret eden avukat Hüseyin Ersöz burada karşılaştığı farklı isimleri bu türlü sıralıyor.

Gezi davasından tutuklanan Osman Kavala, son periyotta tutuklanan menajer Ayşe Barım ile gazeteci Suat Toktaş da burada tutuluyor.

Organize suç örgütü lideri Adnan Oktar’dan sosyal medya fenomeni Dilan Polat’a, eski Genelkurmay başkanı İlker Başbuğ’dan Fenerbahçe spor kulübü eski başkanı Aziz Yıldırım’a kadar pek çok isim, farkı periyotlarda bu cezaevinde kaldı.

İktidarı eleştirenlerin buraya yollanacağı imasına dayanan “Silivri soğuktur” yorumları, yıllar içinde sosyal medyada yayıldı, hatta siyasetçiler tarafından da zikredildi.

2022’de cezaevinin ismi değişti lakin “Silivri”, bir periyodun sembol cezaevi haline geldi.

Peki cezaevinin nasıl bir geçmişi var? Yapısı nasıl? İçeride nasıl bir hayat yaşanıyor?

Kampüsün havadan görünümü

Okul, fırın, kreş

İstanbul’a bağlı Silivri, uzun yıllar boyunca Türkiye’de ismi pek duyulmamış bir ilçeydi.

Daha çok tarım alanları, plajları, yazlıkları ve yoğurduyla bilinirdi.

Ta ki 2008 yılına kadar.

O yıl gazete ve televizyonlar, “Türkiye’nin en çağdaş ve en büyük cezaevinin açılışını” duyurdu.

Cezaevi, Taksim Meydanı’na yaklaşık 80 kilometre uzaklıkta.

Sitesinde yer alan verilere göre 1.035.247 m²’lik alana yayılan yerleşkede, sekiz adet L tipi cezaevi, bir adet de açık cezaevi binası var.

Ergenekon ve Balyoz davaları sürecinde cezaevi yakınlarında nöbet tutanlar

Resmi sitesine göre yerleşkede şu yapılar da yer alıyor:

  • Jandarma tabur binaları
  • 500 adet lojman
  • İlköğretim okulu
  • Alışveriş merkezi
  • Kreş
  • Halı saha
  • Devlet hastanesi
  • Sağlık ocağı
  • Restoran
  • Ekmek fırını
  • Duruşma salonu
  • Çamaşırhane
  • Atık su arıtma tesisi

Cezaevinin kapasitesi 11 bin kişi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komitesi’nin 2019 yılında cezaeviyle ilgili hazırladığı raporda ise mahkum sayısının 22 bin 781 olduğu belirtildi.

2012 yılında eski Fenerbahçe Kulübü başkanı Aziz Yıldırım’a destek için düzenlenen bir gösteri

Duruşmalar, eylemler, nöbetler

Son yılların en çok önemli davalarından kimileri cezaevi yerleşkesindeki duruşma salonunda görüldü.

Bunlar arasında Ergenekon, Balyoz, İstanbul KCK davası, Adnan Oktar davası ve 15 Temmuz darbe teşebbüsüyle ilgili çeşitli davalar da vardı.

Özellikle Ergenekon ve Balyoz gibi davalar sırasında cezaevinin önünde birçok eylem yapıldı.

Bazı gruplar, bu bölgede çadır kurup 2011 ile 2014 yılları arasında nöbet tuttu.

Eylemlerin en büyüğü ise 8 Nisan 2013’te, Ergenekon ana davasının karar duruşması günü düzenlendi.

On binlerce kişi, cezaevi önündeki güvenlik barikatlarına yüklendi, güvenlik güçleri göstericilere biber gazı ve tazyikli suyla müdahale etti, gözaltına alınanlar oldu.

Cezaevi açıldıktan sonra ilk yüksek profilli tutuklular Ergenekon davası kapsamında buraya gönderilen isimler oldu.

Bunlar arasında eski Genelkurmay başkanı İlker Başbuğ, gazeteciler Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan, emekli albay Dursun Çiçek, emekli albay Hasan Atilla Uğur ve siyasetçi Doğu Perinçek de vardı.

Ergenekon’u Balyoz davası takip etti.

Eski Milli İstihbarat Teşkilatı çalışanı Kaşif Kozanoğlu, Ergenekon davası kapsamında Silivri’de tutukluyken 12 Kasım 2011’de hayatını kaybetti. Mevtin kalp krizi nedeniyle gerçekleştiği açıklandı.

2014 yılının Mart ayında özel yetkili mahkemelerin kapatılması ve uzun tutukluluk müddetinin on yıldan beş yıla indirilmesinin akabinde Ergenekon davasında tahliyeler başladı.

Aynı yılın Nisan ayında ise Anayasa Mahkemesi (AYM) Balyoz davasıyla ilgili hak ihlali kararı verince İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi, 230 sanığın tahliyesine hükmetti.

2014’te cezaevinden tahliye edilenlerden biri de Sedat Peker’di.

Eski emniyet müdürü Hanefi Avcı, Devrimci Karargâh davası kapsamında 2010 – 2014 yılları arasında bu cezaevinde yattı.

Nedim Şener, Ahmet Şık, Barış Terkoğlu, Barış Pehlivan benzeri gazeteciler de bu cezaevinde tutuklu bulundu.

2015 ve 2016’da Cumhuriyet gazetesi soruşturmaları kapsamında tutuklanan gazeteciler de burada kaldı. Aralarında Kadri Gürsel, Murat Sabuncu, Erdem Gül, Can Dündar da vardı.

15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrasında, Gülen yapılanmasıyla kontaklı davalar kapsamında tutuklanan bireylerin kimileri yeniden bu cezaevine gönderildi.

Gazeteci-yazar Ahmet Altan dört yıl yedi ay, akademisyen Mehmet Altan iki yıl Silivri’de yattı.

Eski Zaman gazetesi yazarları Ali Bulaç ve Şahin Alpay ile Mümtaz’er Türköne de bu cezaevindeydi.

Eski İstanbul emniyet müdürü Hüseyin Çapkın ve eski İstanbul valisi Hüseyin Avni de muhakkak devirlerde Silivri cezaevinde tutuklu bulundu.

Darbe teşebbüsünden sonra tutuklanıp, cezaevine gönderilen askerlerden yarbay İsmail Çakmak, cezaevindeki ilk günlerinde intihar etti.

15 Temmuz darbe teşebbüsünde İstanbul’da yaşananlarla ilgili bir davanın Ekim 2017’dekl duruşması öncesi cezaevi önünde eylem yapan bir grup.

 

2013’deki Gezi protestoları ile ilgili davada Nisan 2022’de tutuklanan Can Atalay ve Tayfun Kahraman burada yatıyor.

Osman Kavala 2017’den bu yana bu cezaevinde bulunuyor.

Hrant Dink cinayeti davasında tutuklanan eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire başkanı Ramazan Akyürek ve Gülen yapılanmasıyla temaslı bir dava kapsamında tutuklanan eski İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Kabahatlerle Mücadele Şube müdürü Nazmi Ardıç bu cezaevinde.

Yüksek kârlı fon vdiyle dolandırıcılık davasında tutuklu yargılanan Seçil Erzan da Marmara’da bulunuyor.

Eski Esenyurt belediye başkanı Ahmet Özer, eski Beşiktaş belediye başkanı İstek Akpolat, eski Zafer Partisi genel başkanı Ümit Özdağ, menajer Ayşe Barım ve gazeteci Suat Toktaş son periyotta bu cezaevine gönderilen isimlerden kimileri.

9 No’lu cezaevinin farkı ne?

2008’deki Ergenekon davalarından bu yana farklı davalardaki müvekilleri bu cezaevinde yatan, son periyotta de Ahmet Özer’in avukatlarından olan Hüseyin Ersöz yerleşkeyi iyi tanıyor.

BBC Türkçe‘ye konuşan Ersöz, ilk yıllarda, şimdi inştlar devam ederken, kamuoyunun gündemindeki siyasi davalarda yargılananların yerleşkedeki farklı numaralı cezaevlerine konduğunu anlatıyor.

Son yıllarda ise kritik davalarda yargılanan şahısların 9 No’lu cezaevine konduğunu, bunun dışındaki tutuklu yahut mahkumların diğer numaralı cezaevlerinde tutulduğunu aktarıyor.

Ersöz; siyasetçi, gazeteci, eski asker yahut polis ya da herhangi bir nedenle ünlü isimlerin hep bu cezaevine konduğunu söylüyor.

Kampüste 9 No’lu bina için “sosyete hapishanesi” de dendiğini aktaran Ersöz, diğer cezaevlerinde hücrelerin daha kalabalık olduğuna dair duyumlar aldıklarını aktarıyor.

9 No’lu cezaevinde ise mahkumların genelde bir, iki yahut üç kişi kaldıklarını belirtiyor.

Gazeteci ve Türkiye İşçi Partisi milletvekili Ahmet Şık iki defa bu cezaevinde tutuklu olarak bulundu.

2011-2012 yıllarındaki tutukluğunun çok önemli bir kısmını, 2016-2018’deki tutukluluk devrinin ise tümünü Silivri’de geçirdi.

BBC Türkçe‘ye konuşan Ahmet Şık, kendi kaldığı üç kişilik hücreyi şöyle anlatıyor:

“Hücre iki katlıydı. Merdivenle çıkılan üstteki odada üç yatak vardı. Aşağıda ise tuvalet, mutfak, üç sandalye ve televizyon vardı. Alanlar çok dardı. Avlu ise yaklaşık dört adıma altı adımdı.”

Hüseyin Ersöz, mahkumların kapılardan bağırarak yan hücrelerde kalan şahıslara seslerini duyurduklarını söylüyor.

Cezaevi girişindeki güvenlik önlemleri

Avukat Ersöz, hücrelerin avlulara açıldığını fakat farklı hücrelerde kalanların bu avluyu aynı anda kullanmalarına izin verilmediğini, bir toplumsallaşma imkanı olmadığını söylüyor.

Ersöz’ün aktardığına göre farklı bloklardan oluşan bu cezaevinde, farklı siyasi görüştekiler aynı bloklara yahut yan yana hücrelere konmuyor.

Şık, ikinci cezaevi devrinin 15 Temmuz darbe teşebbüsünün çabucak sonrasında olduğunu hatırlatarak “şartların ilk devrine göre daha zor olduğunu, görüşme kısıtlamasından mektup kısıtlamasına kadar zorluklar yaşadığını” belirtiyor.

Şık, süreci anlatırken “tecrit baskısı” kavramını kullanıyor.

Eski Genelkurmay başkanı İlker Başbuğ Mart 2014’te cezaevinden tahliye oldu.

Diğer numaralı cezaevlerinde mahkumların çeşitli kurslara katıldığını belirten Ersöz, 9 No’lu cezaevinde ise ekseriyetle mahkumların kitap okumaya, yazı yazmaya ve televizyon izlemeye vakit ayırdığını aktarıyor.

Televizyon ve buzdolabının mahkumların kendisi tarafından satın alındığını, ayrılırken de bunların cezaevinde bırakıldığını söylüyor.

Cezaevinin bir kütüphanesi olduğunu belirten Ersöz, 2016 öncesinde dışarıdan kitap getirtilebildiğini, koğuşlarda kitap da bulundurulabildiğini lakin bu mevzuda son devirde bir sınırlama olduğunu belirtiyor.

Mahkumların gereksinimlerini, haftada bir kendilerine verilen kantin listesinden seçerek satın aldıklarını, bunların koğuşlarına getirildiğini anlatıyor.

Cezaevinde dönem dönem işkence ve kötü muamale iddiaları da gündeme geldi. Adalet Bakanlığı ise bu iddiaları reddetti.

‘Silivri soğuktur’

Cezaevi, Türkiye’de bir periyodun çok önemli tartışma başlıklarından birine dönüşürken “Silivri soğuktur” göndermesi de yıllar içinde sosyal medyanın da tesiriyle yaygınlaştı.

İktidara muhalefet edenlerin bu cezaevine yollanabileceğini ima eden bu espri, dönem dönem siyasetçilerin açıklamalarına da bahis oldu.

Örneğin eski Sdet Partisi (SP) genel başkanı Temel Karamollaoğlu 2020 yılında, “Ne acıdır ki gençler arasında ‘Silivri soğuktur’ esprisi uzun vakittir gündeme oturdu. İnsanımız fikirlerini özgürce dile getirmekten tasa ediyor” diye konuştu.

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) lideri Ali Babacan 2021’de yeni projelerini anlattığı bir konuşmasında, “Gençler, ‘Silivri soğuktur’ muhabbetini unutun” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ise 1 Şubat’ta yaptığı açıklamada “CHP iktidarında Silivri’yi kapatacaklarını” söyledi.

Cumhuriyet gazetesi davasında tutuklanan gazeteciler Silivri’deki cezaevine gönderilmişti.

Cezaevi sahiden soğuk mu?

Peki soğukluğuyla ilgili imaların ötesinde cezaevi nitekim soğuk mu?

Avukat Hüseyin Ersöz, bunun “gerçek olduğunu” savunuyor.

Ersöz, her şeyden önce bu bölgenin Trakya olduğunu, Silivri’de dışarıdaki hava sıcaklığının İstanbul merkezindeki hava sıcaklığından daha düşük ölçüldüğünü belirtiyor.

Bunun dışında cezaevinin betondan yapıldığını ve demir parmaklıklar yahut kapı kenarlarından soğuk girdiği için cezaevinin de soğuk olduğunu söylüyor.

Bunun engellemek için birtakım mahkumların zaman zaman demir parmaklıklara yahut kapı kenarlarına kumaş modülleri koyduğunu belirtiyor Ersöz.

Kaldığı devirde cezaevinin soğuk olduğunu belirten Şık da kuralları şöyle anlatıyor:

“Kapının altından soğuğun girmesini önlemek için gazetelerden bariyer yapıyorduk. Kalın giyiniyorduk. Kettle’da kaynattığımız suyu plastik su şişelerine ve soda şişelerine koyup, ısıtsın diye yatmadan önce yatağımıza koyuyorduk.”

Marmara Cezaevi’nin internet sitesinde “Kampüste yer alan tüm üniteler, merkezi ısıtma sisteminde doğalgaz ile ısıtılmaktadır. Isı merkezinin düzenlenmesinde de en son teknoloji kullanılmıştır” ifadesi yer alıyor.

İsmi neden ve ne zaman değişti?

Cezaevinin ismi, daha inşa aşamasında tartışma konusu oldu.

2019-2024 yılları arasında Silivri Belediye Başkanı olan Milliyetçi Hareket Partisi üyesi Volkan Yılmaz, 2022’de Adalet Bakanlığı’na bir dilekçe vererek cezaevinin isminin “İstanbul Batıkapısı” ismiyle değiştirilmesini önerdi.

Yılmaz dilekçesinde, “Silivri’nin geçmişte deniz, yoğurt benzeri sözlerle tanınırken artık cezaevi ile bilinir hale geldiğini” belirtti.

“Türkiye’nin 26 vilayetinde yapılan araştırmada, Silivri’yi İstanbul’un hoş bir ilçesi olarak, kıyı ve yazlıklar benzeri sözlerle hatırlayanların oranının yüzde 4,1 iken cezaevi olarak hatırlayanların oranının ise yüzde 54,6 olduğunu” söyledi.

Adalet Bakanlığı, cezaevinin adını kısa bir süre sonra Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu olarak değiştirdi.

Ancak kamuoyunun çok önemli bir kısmında, Silivri isminin kullanımının devam ettiği görülüyor.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.