Kendisinden boşanmak isteyen eşi Fatma Çakmak’a saldırarak tırnak makasıyla yüzünü kesen Cumhurbaşkanı Koruma Dairesi personeli Yasin Çakmak’a verilen 7 yıl 6 ay hapis cezası, “İstesem öldürebilirdim” savunması ve "iyi hal" indirimiyle 4 ...
17.08.2026
0
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş'in ölümüne ilişkin soruşturma kapsamında, üniversitenin rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli ile yeğeni Enes Şevli'den DNA örneği alındı. Kabaiş ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut'un doğruladığı ...
12.08.2026
0
Bağımsız Maden-İş Sendikası üyesi madencilerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde eylemlerini 24 saat sürdürme kararının ardından polis, eylemin sonlandırılması için ikazda bulundu. Polis ile sendika yöneticileri arasında yapılan müzakerede ...
18.08.2026
0
DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, TBMM'ye sunulan çerçeve yasa teklifini partinin yetkili kurullarında en ince ayrıntısına kadar inceleyip değerlendirdiklerini belirterek, "Genel olarak olumlu bulduk. Ben de partimizin Genel Başkanı ve İstanbul ...
08.08.2026
0

Tahir Elçi, dokuz yıl önce katledildiği yerde anıldı: Adı öldürüldüğü sokakta yaşatılacak

Tahir Elçi, dokuz yıl önce katledildiği yerde anıldı: İsmi öldürüldüğü sokakta yaşatılacak

Tahir Elçi, dokuz yıl önce katledildiği yerde anıldı: Adı öldürüldüğü sokakta yaşatılacak
Yayınlama: 28.11.2024
2
A+
A-

Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki Dört Ayaklı Minare önünde 28 Kasım 2015’te basın açıklaması yaptığı sırada öldürülen eski Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, katledilişinin dokuzuncu yılında anıldı. Elçi’nin ismi, katledildiği Dört Ayaklı Minare Sokağı’na verildi.

ANKA’dan Ahmet Ün’ün haberine göre; Diyarbakır’ın Sur ilçesinde 28 Kasım 2015’te basın açıklaması yaptığı sırada güvenlik güçleri ile PKK’lı teröristler arasındaki silahlı çatışma sırasında vurularak öldürülen eski Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, öldürüldüğü Dört Ayaklı Minare önünde anıldı.

Diyarbakır Adliyesi önünde bir araya gelen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, CHP Ankara Milletvekilleri Okan Konuralp ve Aliye Timisi Ersever, Tahir Elçi’nin eşi CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi, CHP Sakarya Milletvekili Ayşe Taşkent, DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Ayşe Serra Bucak Küçük, Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç ve yüzlerce avukat, Elçi’nin öldürüldüğü Dört Ayaklı Minare önüne yürüdü. Dört Ayaklı Minare önündeki anma programında Ahmet Kaya’nın “Diyarbakır Türküsü” ile Tahir Elçi’nin katledilmeden önce yaptığı son konuşma dinletilmesinin akabinde konuşmalar yapıldı.

Burada ilk söylediği söz alan Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, Tahir Elçi cinayetinin, toplumun bağrında derin yaralar bıraktığını belirterek, “Tahir Elçi suikastı egemenlerin isteği doğrultusunda süregelen karanlık dehlizlerde tutma siyasetiyle örtüşmektedir. Cinayetin işlendiği ilk gün devrin Başbakanı ve Adalet Bakanı tarafından faillerin bulunacağı istikametindeki beyanının bir aldatmaca ve klasik bir iktidar refleksi olduğu bir defa daha görülmüştür. Tahir Elçi cinayetinin siyasi bir suikast olduğuna dair bu itiraf bu cinayetin lakin siyasi bir iradeyle aydınlatılabileceğini göstermişse de siyasi irade yargı makamı tarafından adaletin yerini bulması için bir yürek dahi gösterememiştir mlesef. Tahir Elçi, avukatlık hayatını ağır insan hakları ihlalleriyle mücadeleye adaya Kürt sorunun barışın demokratik tahlilini savuna bir barış elçisiydi” diye konuştu.

‘Zulmün aynası olan bu karanlık sokaktayız’

Baro Başkanı Güleç’in ardından söz alan Tahir Elçi’nin eşi CHP İstanbul Milletvekili Türkan Elçi, 9 yıldır bu kanlı sokakta olduklarını ifade ederek, “Bugün tekrar hain bir pusunun kurulduğu, suçsuz bir hukuk beşerinin kanıyla kirlenen bir caminin avlusunda, acı figanımıza şahitlik yaparak göğe yükselen bir minarenin ayaklarının altındayız. 9 yıldır biz burada, bu kanlı sokaktayız. Biz zulme uğrayanlar, hakkı olan adaleti arayıp da bulamayanlar, en az kendileri kadar diğerleri için de huzur isteyenler, hukukun gücüne inananlar, kul hakkına riayet edenler, kardeşçe bir ülke hayal edenler, canavarın pençesinin arasında gizli tutulan temel hak ve özgürlüklerimizin, hayat hakkımızın ve adalet hakkımızın talebi için, adaletsizlik ve zulümle tescillenmiş bu çıkmaz sokaktayız. Bugün biz tekrar burada, zulmün aynası olan bu karanlık sokaktayız” dedi.

‘Biz barışa inananlar olarak geldik’

Her yıl biraz daha çoğalarak, her yıl biraz daha inanarak bu sokağa geleceklerini aktaran Elçi, şunları söyledi:

“Gözünü kırpmadan insan öldürenlere, hukuku yok sayanlara, kardeşi kardeşe kırdıranlara, tarihi miraslarımızı yok edenlere, kentlerimizi savaş meydanına çevirenlere, huzurumuzu delik deşik edenlere, hayat hakkının kutsal olduğunu ve hukuka inandığımızı, kardeşçe ve huzur içinde bir ülke tahayyülümüzün olduğunu anlatmak için yeniden bu sokaktayız. Biz geldik, zımnî cebimizde savaşı saklamadan toplumu kandırma niyetiyle türlü türlü, hileye, desiseye, kandırmacaya tevessül etmeden, ülkemizin hak ettiği huzuru, barışı ve insanın ömür hakkının kutsallığını bıkmadan usanmadan anlatmak için biz kardeşçe geldik. Palavrasız, dolansız, riyasız, karşıdakini kandırmaya tevessül etmeden barışın bu topraklar için koşul olduğuna, biz barışa inananlar olarak geldik. Her yıl biraz daha çoğalarak, her yıl biraz daha inanarak geleceğiz. Kürt geleceğiz, Türk geleceğiz, Laz ve Çerkez geleceğiz. Rengimiz, lisanımız, mezhebimiz birbirinden farklı olsa da biz insan olduğumuz için, aynı yaradan tarafından yaratıldığımıza inandığımız için geldik, gelmeye devam edeceğiz Alçakça bir cinayetin üzerinden değil 9 yıl, yıllar yılı geçse de sıkıntımızı; burada, bu sokakta bu topraklar için lisanından barış dökülürken gadre uğramış yerde yatan bu paka bıkmadan, usanmadan, yalnızlığa kapılmadan çoğalarak anlatacağız. Andımız olsun ki biz mazlumun yanında durarak zalimlerin zulmünün karşısında durmaya devam edeceğiz.”

‘10 yıldır bu insanlardan babalarının nasıl öldürüldüğünü bilmeyi esirgiyoruz’

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Erinç Sağkan, 9 yıldır anmaya değil, bu mücadeleyi devam ettirecekleninin mesajını vermek için toplandıklarını belirterek, şunları söyledi:

“28 Kasım’ın dokuzuncu yıl dönümü tekrar Dört Ayaklı Minare’nin önündeyiz. Aslında 28 kasımları anma etkinliği olarak düzenliyoruz ama bizim bu yaptığımız anmak değil. Zira anabilmemiz için önce ne olduğunu bilmemiz gerekiyor. Mlesef 9 yıldır bizden ne olduğunu bilmemiz esirgende. Bu esirgeme yargı kılıfı ardına gizlenmeye çalışıldı. Biz 9 yıldır anmaya değil bu mücadeleyi devam ettireceğimizin mesajını vermek için toplanıyoruz. Hep bu toplantılarda Tahir liderin bugüne kadar verdiği insan hakları çabasından bahsediyoruz. Cezasızlık siyasetine karşı verdiği gayretten bahsediyoruz. Burada Dört Ayaklı Minare’nin önünde öldürüldüğü anda bile verdiği kültürel değer sahip çıkma çabasından bahsediyoruz. Ama tüm bunları bir tarafa bırakalım. Yalnızca bir insan olarak değerlendirelim. Sıradan sade bir vatandaş olarak değerlendirelim. Onun sıradan ailesini bir düşünelim. Çocuklarını bir düşünelim. Eşini bir düşünelim. En azından bilmek hakları yok mudur? Geçtim cezalandırılmayı. Bugün belki Türkan Hanım burada ifade edemez ama eminim iki dost olarak sohbet etsek, geçtim cezalandırılmayı, biz yalnızca ne olduğunu bilmek istiyoruz der. Çocukları biz babamız nasıl öldürüldü? Biz yalnızca bunu bilmek istiyoruz der. 10 yıldır bu insanlardan babalarının nasıl öldürüldüğünü bilmeyi esirgiyoruz. 10 yıldır bir eşe hayat yoldaşını, yol arkadaşını nasıl kaybettiğini bilmeyi esirgiyoruz.” 

‘Yargının araçsallaştırılarak bir cinayetin üstünün örtmesine alet edildiği ilk derece mahkemesinin kararıyla ilan edildi’

Dört Ayaklı Minare Sokağı’na her gelişinde mahcubiyet yaşadıklarını söyleyen Sağkan, şunları kaydetti:

“Geçtiğimiz yıl ben bu sokaktan girdiğimde çok derin bir mahcubiyet duyduğumu ifade etmiştim. İşte duyduğum mahcubiyet bundandır. Bu sokağa her girdiğimde bünyemde çok derin bir mahcubiyet hissediyorum. Zira yargı kılıfı altına gizlenerek, bu aileden saklanan gerçeğin mlesef ki sistemin içerisinde bulunan savunma makamını temsil eden, yargı sistemini ne kadar eleştirsem de, bağımsız olması için ne kadar çabalasam da sistemin bir kesimi olarak bunun mahcubiyetini duyuyorum. Zira bu aileden bilme haklarını esirgedik 10 yıldır. Yalnızca bilme haklarının. Bu kadar kolaydı aslında. Tek istediğimiz nasıl katledildi Tahir Başkan, ailesi bilsin, meslektaşları bilsin, Diyarbakırlılar bilsin, bizler bilelim. Tabii bu mahcubiyet yerini ümitsizliğe değil, tersine tam bir umuda eviriyor. Zira yargı görünümü altındaki süreç artık bu şekilde yürütemeyeceğini gördü ve ilk derece mahkemesi kısmı bu sürecin aslında bir yargısal süreç olmadığını alenen kararıyla ilan etti. Aslında malumun ilanını yaşadık. O yüzden umutluyum. Zira görüntü süreci, bu yargısal görüntü süreci son buldu artık. Ve ilan edildi. Mlesef yargının araçsallaştırılarak bir cinayetin üstünün örtmesine alet edildiği ilk derece mahkemesinin kararıyla ilan edildi. Şu Anda çabamız daha da büyüyecek. Tahminen bugün burada anamıyoruz ve bu mücadeleyi büyüteceğimizi göstermek ismine burada bulunuyoruz. Ama andolsun söz veriyorum tahminen 19 yıl sonra, tahminen 29 yıl sonra, tahminen 99 yıl sonra bu sokak tekrar binlerce avukatla dolacak ve o avukatlar ne olduğunu bilerek hakikaten dört ayaklı minarenin önüne anmak için girecekler. Andolsun bunu Diyarbakır avukatları, Türkiye’deki tüm avukatlar, hak savunucuları elbette bir gün hayata geçireceğiz.”

Daha sonra söz alan Diyarbakır Baro Başkanı Abdulkadir Güleç, Sur Belediyesi tarafından Dört Ayaklı Minare Sokağı’nın ismi Tahir Elçi Sokağı olarak değiştirildiğinin bilgisini paylaştı. 

Konuşmaların akabinde Elçi’nin öldürüldüğü yere karanfiller bırakıldı.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.