Efor testinin kalp kasının zorlanma sırasındaki tepkisini değerlendirdiğini, BT koroner anjiyografinin ise kalp damarlarının yapısını ve plakları doğrudan incelemeye yardımcı olduğunu belirten Prof. Dr. Melih Us, bazı hastalarda efor testi sonuçlarının normal olmasına rağmen damar hastalığının bulunabileceğini söyledi.
20.10.2026
0
Hafif ve orta şiddette depresyonu olan 498 kişiyle yürütülen bir araştırmada, özel olarak hazırlanan lavanta yağı kapsülünün belirtileri hafifletmede antidepresan ilaçla benzer sonuçlar verdiği görüldü. Uzmanlar, bulguların henüz sınırlı olduğuna ve uçucu yağların doğrudan tüketilmesinin güvenli olmadığına dikkat çekiyor.
19.10.2026
0
Vücut yağının kritik seviyelere düşmesi, kas kaybı ile bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve hormonal bozukluklara yol açarak organ fonksiyonlarını bozuyor. Uzmanlar, yağ yetersizliğinin kemik yapımını durdurarak kırık riskini artırdığına ve ciddi hastalık durumlarında vücudu tamamen savunmasız bıraktığına dikkat çekiyor.
22.10.2026
0
Dışarıdan mutlu görünürken içten içe acı çekiyorsanız, atipik bir depresyon türü yaşıyor olabilirsiniz ama gerçek duyguları saklamak ruh sağlığına zarar verebilir.
11.10.2026
0

Gıdada, suda, havada; çocukların gelişimini tehdit eden kurşun için uzmanlardan uyarı!

“Kurşundan etkilenen çocuklarda bilişsel becerilerde ciddi gerilemeler yaşanıyor. Öğrenme, muhakeme etme ve problem çözme, yani daha çok okul ve akademik başarıyla ilişkilendirdiğimiz becerilerde ciddi gerilemeler oluyor”

Gıdada, suda, havada; çocukların gelişimini tehdit eden kurşun için uzmanlardan uyarı!
Yayınlama: 22.10.2026
8
A+
A-

İzmir Okul Yemeği Koalisyonu, 18-24 Ekim Uluslararası Kurşun Zehirlenmesini Önleme Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada,  kurşuna maruz kalmanın çocukların beyin ve sinir sistemi gelişimi ile öğrenme becerileri üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti.

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği İzmir Şubesi’nde düzenlenen toplantıda, Koalisyon adına açıklamayı Gıda Mühendisi Bülent Şık yaptı. Şık, kurşun kirliliğinin çocukların bilişsel gelişimini olumsuz etkilediğini ve öğrenme, muhakeme etme ve problem çözme becerilerinde gerilemelere yol açabildiğini belirtti. Kurşun zehirlenmesinin çocuk sağlığını tehdit eden önemli sorunlardan biri olduğunu vurgulayan Şık, şu ifadeleri kullandı:

“Kurşun zehirlenmesi, dünyanın pek çok ülkesinde çocuk sağlığını tehdit eden en önemli toksik kimyasal madde sorunlarından biri olarak tanımlanıyor. Ülkemizde bu konudaki farkındalık, kamusal mücadele ve sorunun giderilmesine, çözülmesine yönelik yaklaşımlar ne yazık ki son derece zayıf. Kurşun, çocukların nörogelişimini, yani beyin ve sinir sisteminin gelişimini olumsuz etkileyen, dünya çapındaki en önemli toksik kimyasal maddelerden biridir. Çevresel kirliliğin gıdalara, suya ve havaya yansımasıyla çocuklara ulaşan, çocukların sağlığını bozan toksik bir kimyasaldır.

Yetişkinlerle kıyaslandığında çocuklar kurşuna karşı son derece hassas. Özellikle anne karnından başlayarak ergenlik döneminin sonuna kadar uzanan, gelişimin ve büyümenin en hızlı olduğu dönemde kurşuna maruz kalmak, çocukların beyin ve sinir sisteminin gelişimini son derece olumsuz etkiliyor. Bunun sonuçlarını eğitim adaletsizliği olarak net bir şekilde görüyoruz. Kurşundan etkilenen çocuklarda bilişsel becerilerde ciddi gerilemeler yaşanıyor. Öğrenme, muhakeme etme ve problem çözme, yani daha çok okul ve akademik başarıyla ilişkilendirdiğimiz becerilerde ciddi gerilemeler oluyor.”

Kurşun kirliliği, gıda, su ve hava yoluyla yayılıyor

Kurşunun sanayinin farklı alanlarında kullanıldığına dikkat çeken Şık, üretim faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan kirliliğin kontrol altına alınmamasının insan sağlığı açısından risk oluşturduğunu söyledi. Şık, şöyle devam etti:

“Kurşun pek çok alanda kullanılıyor. Akü ve geri dönüşüm sektörleri, plastik endüstrisi, tekstil boyaları, genel anlamda her türlü yüzey boyası, madencilik ve metalürji tesisleri bu alanlar arasında yer alıyor. Elbette bu faaliyetler sonucunda açığa çıkan bir kirleticiden söz ediyoruz. Kurşunun çevresel ortamlara bulaşmasının kontrol edilmemesi, bu konuda gerekli kamusal programların yürütülmemesi ya da kurşun kirliliğini ortadan kaldıracak, çevre kirliliğini azaltacak yaklaşımların uygulanmaması sonucunda kurşun; gıdalar, su ve hava yoluyla, solunum gibi yollar üzerinden bünyemize giriyor.”

Şık’ın ardından konuşan İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Seha Yüksel ise “Kurşun her yerde ve o yüzden tehlike her yerde. Bu tehlikeden öncelikle çocuklarımızı uzak tutmak adına yapabileceklerimizden ve en hızlı hayata geçirebileceklerimizden birisi her çocuğa dengeli, güvenli bir gıdayı, bir öğün yemeği sağlayabilmek. Bunu sağlayabilecek güçte bir ülkeyiz. Bunu sağlayabilecek kapasitede donanımımızın da olduğunu düşünüyorum. Sadece bu iradeyi ortaya koymak gerekiyor” dedi.

Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Ulaş Kırım da “Çocukların beslenmesi için harcanmayan her 1 lira, yarın sağlık problemlerine harcanacak her 7 ila 9 lira olarak ülke bütçesine bir yük olarak binecektir. Bu bağlamda bahsettiğimiz şey, sağlıksız nesillerin oluşmaması için, beslenmesini tam tamamlamış ve bilişsel gelişimini tamamlayan çocuklarımızın oluşabilmesi için ücretsiz okul yemeği ve temiz içilebilir su talebimiz bu bağlamda devam edecek. Bizlerin talebi sadece bir söylemden ibaret değil. Bu gibi farkındalık haftalarında bunu daha sık dile getirerek sadece ve sadece bir okul yemeği versin ve çocukların karnı doysun derdinde değiliz. Kurşun maruziyetini azaltmak için, toplumsal eşitsizlikleri azaltmak için, akran zorbalığını azaltmak için, kız çocuklarının okula katılım oranını arttırmak için bu talebimizde, okul yemeği talebimizde gitgide artarak sesimizi duyurmaya çalışacağız” diye konuştu.

 

( ANKA )

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.