Dün gece ikinci yeniciler girdi rüyama. Hatta geçen Edip Cansever’i gördüm. Dedi ki bana: “Robespierre… Her yalnızlık biraz ihtilâl.” Oradan İlhan Berk’e seslendim: “Sen ne düşünüyorsun” dedim, “Yaşlanmışsın.” Şehsuvar dedi: “Yaşlanmışsın, oysa ki cumhuriyetin ilk günleri gibiydi yüzün…” Yanımıza Turgut Uyar geldi. Önce bana seslendi: “İnanma” dedi. Sonra okudu: Sen...
04.08.2026
0
Bahar geldi çoğaldı özlemin, Erikler çiçek açtı, güller renklerini saçtı, Hala aynı içimdeki yerin, Son kez savursun kalbimdeki yeller saçını, Okşasın gerdanını nefesim, Sensin bu yalan dünyadaki tek gerçeğim…
04.08.2026
0

Nihal atsız-ruh adam ve carl gustav jung

Yayınlama: 18.08.2026
22
A+
A-

 

Giriş:Hüseyin Nihal atsız Türk edebiyatının önemli yazar ve şairlerindendir başlıca kitapları Bozkurtlar (Bozkurtların ölümü ve Bozkurtlar diriliyor kitaplarının birleşimidir) deli Kurt ve yazımızın konuğu ruh adam adlı psikolojik romanıdır  bu yazının başlıca kaynağı atsızın yazıları ve Ruh adam kitabı olmak ile birlikte metin savaşın” Sevda gibi bir gizli emel kitabını kaynak olarak kullandım ve şahsi cikarimlarima da yer verdim

1.ruh adam ne anlatmakta ruh adam nihal atsızın kendini selim karakteri ile anlattığı yer yer kendini eleştirdiği yer yer taktir ettiği bir romandır

Ruh adam kitabının başında açığıma kün ve yüzbaşı burkay adında iki karakteri görmekteyiz burada gözümüze çarpan iki şey vardır birincisi açığıma künün çam agacinin orada beklemesinden dolayı onun ibrani dinlerdeki Havva karakterine gönderme olabilecegi akillarda sorun oluşturuyor burkayin elmayi yemesi (açığıma künü alması bu yüzden pek çok sıkıntı çekmesi lanetlenmesi ve kendi cennetinden atılması yani idam edilip sonsuza kadar her dünyaya geldiğinde acı çekmesi  dusunceyi daha da güçlendiriyor ) atsız bu sembolizim ile belkide turklerin ana yurdunu orta Asyayı ergenekonu terk etmesini ve bu yüzden sürekli acı çekmesine de gönderme yapıyor olabilir çünkü burkay evli bir adamdır karisini (orta Asyayı) terk edip feda edip açığıma kün e yani Anadolu ya geçmesidir bu tarz sembolizimlerde  atsızın jung un çalışmalarına kayitsiz kalmadigi gözükmektedir

 

2. Selim pusat güntülüyü neden tanıyamaz bu konuda pek çok kaynaktan destek almamız gerekmektedir örneğin henri bergsonun tanimak nedir adlı düşüncesinin bize bu konuda yol acacagini düşünmekteyim tanımak şimdi içersinde geçmişin yeniden yakalanmasidir Selim Pusat, Güntülü’yü “tanıdığını” hisseder ama tam olarak tanıyamaz; çünkü romanda bu durum tenasüh (ruh göçü) kaynaklı bir “sis perdesi”yle açıklanır. Hüseyin Nihal Atsız’ın Ruh Adam romanında Selim Pusat’ın zihninde önceki yaşamlarına (özellikle Tanrıkut Mete dönemindeki subaylık ve Uygur masalındaki Yüzbaşı Burkay’a) ait anılar saklıdır. Bu anıları hisseder, yeşil gözlerde “çok eski, tasavvur olunamayacak kadar eski bir zamandan” aşinalık duyar, fakat Yek, Şeref veya Güntülü’nün kendisi söylemeden hatırlayamaz.

Romanın ilgili bölümlerinde bu açıkça geçer: Güntülü’nün yeşil gözlerine bakınca “Bu kızı tanıyordu. Fakat nereden?” diye düşünür; aşinalığın çok eski bir zamana ait olduğu intibaı onu çileden çıkarır. Sis perdesi, Güntülü’yle karşılaşma ve özellikle o gözlerle yüzleşme anında en çok zorlar. Anılar ancak dışarıdan (Yek/Şeref’in açıklamaları veya Güntülü’nün “ok atılmayanlardan biri” demesi gibi) ipuçlarıyla aralanır.

Bergson’un tanıma anlayışıyla bağlantı

Sizin belirttiğiniz Henri Bergson düşüncesi bu durumu aydınlatmak için son derece uygundur. Bergson Madde ve Bellek’te (ve ilgili metinlerde) tanımayı (recognition) şöyle çerçeveler: Tanıma, şimdi içinde geçmişin yeniden yakalanmasıdır / geçmişin şimdiye taşınmasıdır. Geçmiş iki biçimde hayatta kalır: (1) motor/alışkanlık mekanizmaları olarak (otomatik, bedensel yanıt), (2) bağımsız anılar (pure memory / imge-anı) olarak. Pratik tanıma çoğu zaman alışkanlık yoluyla olur; gerçek, dikkatli tanıma ise zihnin geçmişe “sıçrayıp” oradan uygun imgeleri şimdiye getirmesiyle gerçekleşir

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.